Anayasa değişikliği konusu Türkiye'nin yıllardır sümen altı ettiği hatta kimsenin ağzına bile almak istemediği en netameli konuların başında geliyor. Tabi, bunun çok önemli gerekçeleri var. Çünkü siyasi tarihimize göz attığımızda halkın seçtiği iktidarlara sık sık hukuk dışı müdahaleler yapıldığını ve bu müdahaleler yani darbeler sonrasında da Anayasa'lar oluşturulduğunu görüyoruz. İşte bizim Anayasa konusunda böyle bir tarihimiz var.
Anayasa, askerlerin iktidarı ele geçirdiği dönemlerde hazırlandığı için de kimse bu konuya girmek istemiyor. Zaten ne zaman bir değişiklik gündeme gelse hemen 'çarşı' karışıyor. Türkiye, şu an 12 Eylül darbesini gerçekleştirenler tarafından hazırlanan Anayasa ile idare ediliyor ve bu Anayasa'nın toplumun beklentilerini karşılamadığı açıkça ortada.
Anayasa değişikliği tartışmalarının ortaya çıkmasının temel nedenlerinden biri hazırlanan metinlerin çok problemli olmasından kaynaklanıyor. Bunun en güncel örneklerinden biri hiç şüphesiz, "367 tartışması"dır. Yani net olmayan ve anlam olarak farklı şekillerde yorumlanabilen metinler bizim Anayasa'mızın tartışmalı konuları arasında bulunuyor. Yaşanan tartışmalar ister istemez hukuk tartışmasına dönüşüyor ki, bu da hukukun üstünlüğü ilkesine olan güvenin azalmasına neden oluyor. İşte böyle bir ortamda Türkiye yeniden Anayasa'yı değiştirmeyi tartışıyor. Mevcut Anayasa'nın değişen dünyada ve Türkiye'nin mevcut durumunda halkın beklentilerini karşılamadığını görüyoruz. Bunu nereden anlıyoruz? Sık sık sivil Anayasa çağrısı yapan siyasi partilerden, sivil toplum kuruluşlarından ve vatandaşlardan. Yani Türkiye, kendi toplumu ile barışık, bireyin temel hak ve hürriyetlerini güvence altına alan, metinleri çok daha net yazılmış bir Anayasa istiyor artık.
Dün Danıştay'ın kuruluşunun 141'nci yıldönümü nedeniyle Anayasa tartışmalarına katılan Danıştay Başkanı Mustafa Birden de, devletin kuruluş felsefesine aykırı olmamak kaydıyla, Anayasa'da değişiklik yapılmasının mümkün olabileceğinin altını çizdi ve uzlaşma çağrısı yaptı.
Birden'in konuşmasının en can alıcı noktalarından birisi Anayasa değişikliğinin nasıl olması gerektiği konusundaydı. Birden, "Anayasal metinlerin oluşum sürecine toplumun tüm kesimlerinin iradelerinin yansıtılması, değişiklik çalışmalarının her evresinin kamuoyuna açık olması ve herkesin bundan yararlanmasına olanak tanıyacak şekilde yürütülmesi, demokrat, çağdaş ve çoğulcu bir Anayasa için ön koşuldur. Anayasaların kalıcılığı, istikrarı, toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçlarını, beklentilerini dengeli bir şekilde karşılamasına bağlıdır" diyerek toplumun beklentilerine cevap vermeyen Anayasaların er ya da geç değiştirilmesinin kaçınılmaz oluğuna dikkat çekti.
Danıştay Başkanı Birden'in bu açıklamalarından da çok net bir şekilde anlaşılacağı gibi, Türkiye'nin sivil ve demokrat bir Anayasa'ya ihtiyacı vardır. Türk halkı, böyle bir Anayasa'yı istiyor ve mevcut iktidara bu görevi verdi. Yasama konusunda meclis bugün hiç olmadığı kadar güçlüdür. Eğer halkın istediği sivil Anayasa, böyle bir dönemde yapılamazsa ne zaman yapılacak. Halkın bu istekleri daha fazla görmezden gelinemez, gelinmemelidir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



