Sanırım bundan yirmi bir yıl önceydi. Fatih Karagümrük'te bir sinema salonunda 12 Eylül darbesiyle ilgili bir program vardı. Programın konuşmacıları Refah Partisi (RP) Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk ve Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Sekreter Yardımcısı Muhsin Yazıcıoğlu idi. Muhsin Bey'i ilk defa orada yakından görme ve dinleme imkânına sahip oldum. Cezaevinden yeni çıkmıştı. Yüzündeki kalın çizgiler yaşadığı acıların bir nişanesiydi. Buna karşılık oldukça mütevazı ve sıradan bir görüntüsü vardı. Bizden birisi gibi duruyordu. Konuşmasını dinleyince çok şaşırmış, bir o kadar da sevinmiştim. Muhsin Yazıcıoğlu, MÇP'nin değil de Refah Partisi'nin bir temsilcisi gibi konuşmuştu. Doğrusu o zaman Muhsin Yazıcıoğlu keşke Refah Partisi'nde yer alsa diye içimden geçirmiştim. O tarihten sonra Muhsin Yazıcıoğlu ismi bende hep bir saygı uyandırdı.
Muhsin Yazıcıoğlu inançlı ve samimi bir Müslüman'dı. 1990'ların başında Ülkücü hareket içinde görüş ayrılığı ortaya çıktı. Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları ortaya çıkan bu görüş ayrılığından sonra MÇP'den ayrılarak, Büyük Birlik Partisi'ni (BBP) kurdular. Siyasette gösterdiği tutarlılık, haktan ve doğrudan yana olan tavrı dolayısıyla toplum tarafından sevilen bir isimdi.
12 Eylül darbesinin en önemli mağdurlarından birisiydi. Mamak Cezaevi'nde yedi buçuk yıl ağır şartlarda çile çekti. Bu yedi buçuk yılın beş yılını hücrede geçirerek her türlü işkenceye maruz kaldı. Hiçbir suç isnat edilemeyince serbest kaldı. Bu tam da 12 Eylül darbesini yapanlara uygun bir davranıştı. Muhsin Yazıcıoğlu buna rağmen ülkesine küsmedi. Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü konusunda çok hassastı. Türkiye'nin geçtiği kritik süreçlerde, ülkenin birliği ve bütünlüğü için çalıştı. Mazlumdan yana olmuş, baskılara boyun eğmemiştir. 28 Şubat sürecinde bunu fazlasıyla ispat etmiştir. Darbelere karşı dimdik duran ender siyasetçilerden birisiydi. Yedi kişilik milletvekili arkadaşıyla birlikte Refah Yol hükümetinin arkasında durmuş, bu süreçte sesi çıkmayan sözde demokratlara karşı demokrasi dersi vermişti. Bu duruşuyla 28 Şubat post-modern darbe dönemindeki halktan yana duruşuyla halkın takdir ettiği bir siyasetçiydi. Sivas, bu yiğit evladını 27 Temmuz 2007 seçimlerinde bağımsız milletvekili seçerek meclise gönderdi. Meclis çalışmalarında halkın yararına olan her konuda üzerine düşeni yaptı. Özellikle inançlı kesimin maruz kaldığı baskılara, anti demokratik uygulamalara karşı en sert tepkileri verdi.
Muhsin Yazıcıoğlu siyasetin temiz yüzlerinden biriydi. Siyasi yaşamı boyunca akçeli işlerden uzak durdu. Siyaseti kirletenlere inat temiz kalmayı başarabilen, sicili düzgün ender siyasetçilerden birisiydi. Anadolu'nun bozulmamış yönünü temsil ediyordu. Hayatı temiz ve düz yaşadı. Sıra dışı yaşamını, sıra dışı bir ölümle noktaladı.
Muhsin Yazıcıoğlu, ülkede iyiliklerin yeşermesi, kötülüklerin ortadan kalkması için var gücüyle çalıştı. ''Sağlam bir Müslüman, adam gibi adamdı.'' Ölümü de, yaşamı gibi çileli oldu. Aramızdan dramatik bir şekilde ayrıldı. Ölümüyle toplumun bütün kesimlerini birleştirdi. Her kesimden insanı derin bir üzüntüye sevk etti. Güle güle güzel insan. Allah (cc) rahmet eylesin. Mekânın cennet olsun...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




