Acaba o fotoğrafı yayımlayanlar. Hiç empati yaptılar mı? O bıçağın kendi sırtlarında olduğunu.
Hatta ölümlerinin bile gerçekleştiğini.
Bir vicdansızın bunu haber yapıp, fotoğraflayarak gazetesinde baş sayfada yayımlamasını isterler miydi?
Kadın ölmüş; ister koca darbeleri ile isterse eceli ile.
Bir ölü, resmini milyonlarca insanın seyretmesini arzu eder mi?
Hani giyinik bir ölü bile değil.
Hatta üzerinde tonlarca yükten daha ağır; o kalın, çirkin, cani bıçakla.
İnsan o görüntüsünü en yakınlarının bile görmesini istemez.
O da ne.
Bütün dünyanın önüne, katledilmiş insanı; vahşi bir gladyatör gibi fırlatıp atıyorsun.
Sen bunu çekme, yayınlama, dünyaya teşhir etme hakkını nereden alıyorsun.
Kediler bile öleceklerini anladıklarında uzaklara giderler.
Cesetlerini yakınları, sevdikleri görmesin diye telaşa kapılırlar.
Ya da cesedin sevimli olmayan görüntüsünü kimselere göstermek istemezler.
Artık son nefesini vermiş bir insanın, size müdahale edemeyecek kadar zayıf olduğu o anda.
Bu ne menem ikinci cinayettir.
Hani hasta olsa itiraz eder.
Araştırma üniversitelerinde bile hastalardan izin alınarak, hastalığı talebelere anlatılır.
Özel bir hastalık hikâyesi ne kadar ilgi çekse de, önce insan rızası aranır.
Tıp literatürüne girecek denli, milyonda bir görülen hastalık bile olsa, eğer hasta izin vermezse onu görüntüleyemezsiniz, ders amacıyla bile olsa materyal olarak kullanamazsınız.
Ama medya etiği, satır aralarında yiter gider.
Bundan bir on yıl kadar önce daha kötü şeyler oluyordu.
Trafik kazası geçirip ölen kadınların etekleri çekiştirilerek resimleri alınıyordu.
Kısa etekli kadının ne kadar güzel olduğu zihinlere vurgulanmadan haber yapılmıyordu.
Uzun yıllar önce yine böyle bir cinayet fotoğrafı, genç kızların kâbusu olmuştu.
Fatih'te liseli Handan, evlerinde bıçaklanarak öldürülmüştü.
Günlerce o çıplak ve delik deşik genç kız cesedi, ahlaksızca teşhir edilmişti.
Aile evladının öldüğüne mi yansın yoksa ölüm kadar acı gelen afişe olmasına mı?
Batı'da böyle bir şey yaşanmamakta.
İnsanın dirisi gibi ölüsü de saygındır anlayışı gereği, bizdeki gibi vahşi cinayet resimleri yoktur gazetelerde.
11 Eylül'ün binlerce ölüsünün tek fotoğrafını kimse basında göremedi.
Kızgın kocalara bu cinayet fotoğrafları, tetikleyici bir unsura da dönüşebilmekte.
Sanki bir gurur operasyonu gibi, adam nasıl da kadını öldürmüş gibi bir efelenme bile çıkarılabilmekte.
Bir ara da köprüden intihar moda olmuştu.
Televizyon intihar edenleri allayıp pulladıkça, kahraman olmak isteyenler artıyordu.
Şimdi de kocaların karılarını öldürmeleri almış başını gitmekte.
Ağır hakaretler.
Bir anlık öfke ve kendini kaybediş ile değil dünya, ahiretin de yıkılışı.
Bu elim vak'ayı sanki marifetmiş gibi, baş sayfalarda teşhir etmeler.
Hem ölene hakaret, hem o resmi önüne koyduğunuz milyonlarca insana.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



