Bugün ülkede bir anket yapılsa ve "Şırnak deyince aklınıza ne geliyor" mealinde bir soru yöneltilse kahir ekseriyet, tabut-cenaze-asker-terörist dörtlüsünden bahsedecektir. Ne yazık ki, çoğu kimsenin aklına Hz. Nuh hiç gelmeyecektir. Hz. Nuh'un gemisi Cudi'de, makamı Cizre'de olduğu halde. Şırnak ismi de "Şehr-i Nuh"tan gelmektedir. Şırnak bir peygamber şehridir. Tıpkı Hakkari deyince akıllara Abdulkadir Geylani Hz.lerinin gelmemesi gibi... Hakkari; Geylani'lerin, Hz. Hüseyin'in torunlarının yurdudur.
Ne var ki bu topraklar bugün bahsettiğimiz yönleriyle değil, anarşi ile huzursuzluk ile anılır oldu. Anadolu'nun bu topraklarla bağını koparmak için her gün bir ölüm haberi düşüyor ekranlara. Onun için "verelim gitsin şurdan itibaren" dedirtiliyor birilerine.
Kimin toprağını kime vereceğiz! Bu topraklar Kürdüyle, Türküyle hepimizindir ve inşallah öyle de kalacaktır.
Yazıya neden böyle bir giriş yaptık?
24 şehidin ardından başlatılan kara harekatı bu yazıyı gerekli hale getirdi.
Öncelikle şunu belirtmek lazım gelir ki, hata, hata ile düzeltilmez. Şayet gayeniz, şehit haberleriyle yüreği yanan milletin yüreğine su serpmekse, şu an yapıldığı gibi 10 bin askerle operasyon başlatır, birkaç hafta sonra da konuyu gündemden düşürürsünüz. Bu arada, belki 100-200 teröristi de öldürmüş olursunuz. Tıpkı 30 yıldır yapılan diğer operasyonlar gibi...
Ve fakat, şayet amacınız meseleyi gerçekten çözmek ise önce oturur meseleyi duygusallıktan çıkarır sonra gerçekçi adımları planlarsınız.
Öldürmekle terör hadisesi çözülebilseydi, muhtemelen çoktan çözülmüştü. Lakin, 30 yıllık tecrübe ile sabit olunduğu gibi, meseleyi salt askeri tedbirlerle çözme düşüncesi bir hatadan ibarettir.
Milli Görüş hareketinin yıllardır savunduğu çözüm yolu çok açıktır. Milli Görüş, meselenin terör sorunu, Kürt sorunu ve Güneydoğu sorunu olmak üzere 3 ayrı başlıkla ele alınması ve çözüm yollarının da bu istikamette belirlenmesi gerektiğini ısrarla savunmaktadır.
Hükümet gelişmeler karşısındaki tavrını net olarak ortaya koymak zorundadır. Cumhurbaşkanı "intikam" çağrısı ile neyi kastettiğini açıklığa kavuşturmalıdır. Şehit haberleri ve cenaze merasimleri öyle bir havayla veriliyor ki, insanların bölge ile olan irtibatı kopma noktasına getiriliyor. Kaos ortamına girmek bu ülkenin altına dinamit koymak anlamı taşır.
Terörle mücadelenin rengi 'Kürtlerle mücadele'ye dönüşmemelidir. Siyonizm'in emri ve desteğiyle terör faaliyetini yürütenlerle, bölge halkını aynı kefeye koymamak gerekir. Teröre alet edilen eğitimsiz piyonlarla uğraşarak değil, elebaşlarını etkisiz hale getirerek mesele çözüme götürülür. Ancak tekrar etmek gerekir ki yalnızca askeri tedbirler çözüm olmamaktadır. Güvenliğe yönelik çözümler, muhakkak Kürt sorunu ve Güneydoğu sorununun da çözümü ile birlikte anlam kazanacaktır. Bu sorunları ve çözüm yollarını Allah nasip ederse başka bir yazımızda inceleyeceğiz.
Türkiye'nin yüreğini burkan ölüm haberleri Şırnaklıları da, Hakkarilileri de elbette üzmektedir. Kaldı ki, teröre en fazla kurban veren iller sıralamasında ilk 3'te bu illerimiz bulunmaktadır. Acının aslı, zorluğu bu topraklarda yaşanmaktadır. Toptan bir halkı, bir şehri cezalandırmak akıl ve mantıkla açıklanamaz. İşte bu nedenle, Milli Görüş terör sorunu ile Kürt sorununu ayırt etmeyi öngörmektedir.
Şehit haberleri nedeniyle devletin bölgeye bakışı değişmemelidir. Tam aksine bölgesel farklılıkların önüne geçecek ve 9 yıllık iktidar döneminde üstünde durulmayan kalkınma hamleleri hayata geçirilmelidir. 15 yıl evvel 5 milyon küçükbaş hayvan potansiyeliyle var olan Şırnak'ta bu sayı 400-500 bin seviyesine düştü ise, halen bir fabrika bacası tütmüyorsa devletin meseleyi askerle çözemeyeceği kesindir.
Bu ifade ettiklerimiz, canımızı acıtan kangrenlik sorunun akılla çözülmesi amacını taşır. Hamasi nutuklarla, milliyetçi bakışlarla meselenin üzerine gidilmemesini öngörür. Ekranların, manşetlerin aldatması ile hareket edilmemesini gerektirir. Meseleyi çözme niyetinde olan sağduyulu zihinler için bir anlam taşır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



