milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

09 ŞUB 2012 PER
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN
  • ŞİDDETİN DOZU ARTTIKÇA VİCDANLAR DA TUTULDU
  • 'YEŞİL'E YAKALAMA KARARI!
  • “AKP’NİN DİNDAR NESLİ BÖYLEDİR!”
  • GÜN ORTASINDA CAMİLERİ YAKTILAR

SIRLARA AÇILAN TEVHİD KAPISI 7

04 ŞUBAT 2007
PAZ 11:02

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

PROTOKOLSÜZ KONGRE’NİN ÜYELERİ HACCI YORUMLUYOR

Dosyamızda yer alan yazıların bir kısmını, insicamı bozmaması için bugüne kadar internet sayfalarımız üzerinden yayınlamadık. Gazetemizde yer alan, fakat internet üzerinden okuyamadığınız bu bölümleri “Kutsal Yolculuk Başlıyor”, “Duygu Sağanağı”, “PROTOKOLSÜZ KONGRE’nin Üyeleri HACCI Yorumluyor” ve “Gezdiklerimiz-Gördüklerimiz” başlıkları altında ilginize sunuyoruz.

KUTSAL YOLCULUK BAŞLIYOR...

Dosta selam götürmeye geldik

Kutsal davete icabet vaktinin arefesinde Eyüp’teyiz. En sevgiliyi, misafir eden azim misafirin huzurundayız. Efendimizin, Mekke’den Medine’ye hicretinde Cebrail Aleyhisselam’ın yularından çeke çeke götürdüğü Kusva’nın evinin önünde çöktüğü ensarın en cömerti Halid bin Zeyd’in makamındayız. Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te savaşan, Peygamberimizin “İstanbul mutlak fethedilecektir. O’nu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir” sözlerine nail olmak için,  96 yaşında Medine’den İstanbul’a sefere çıkan ve İstanbul surları önünde şehadet şerbeti içen kutlu mihmandar Ebu Eyyûb el-Ensari’nin (r.a.) istirahatgâhındayız. Dostun dostunun yanında. Selam verip, dosta selam götürmeye geldik. O’nun ruhunu kuşanıp, O’nun yurduna hicret etmeye geldik.

Cihad ordusu menzile hazırlanıyor

Ebu Eyyûb el-Ensari’nin sevdasına tam 782 yıl sonra mufavvak olan komutan Fatih Sultan Muhammed Han Hazretleri’nin bânîsi bulunduğu Fatih Camii’ndeyiz. Hacc kafilelerinin belli olmasıyla birlikte yol arkadaşlarımız ve mihmandarlarımızla buluşmak, tanışmak için toplanmaktayız. Sefere çıkacak olan 16. Kafile’nin Başkanı Sarıyer Müftüsü Dr. Ahmet Duran nasıl bir görev üstlendiğinin farkında. Bir komutan edasıyla ordusunu cihad yurduna hazırlamak için bütün gayretini sarfediyor. Bu cihaddan zaferle dönülecek başka çaresi yok! 3. Grubun mihmandarı Hüseyin Sarımehmetoğlu hocamız her sözüne “Efendim” diyerek başlıyor ve bizi nezaketin zirvesine sürüklüyor. Onun ağzından dökülen naif cümlelerle içimizdeki korkular bir bir eriyor. Bakalım bu ulvî seferde bizleri neler bekliyor, hep birlikte göreceğiz!

DUYGU SAĞANAĞI...

Yürekleri teslimiyet nişangâhına çeviren yol

Ben ömrümde çok yol yürüdüm, çok yol gördüm ama asla Mescid-i Nebevi’nin Babü’s Selam kapısından başlayan ve Resulullah’ın istirahatgâhına giden yol kadar yürekleri teslimiyet nişangâhına çevirenine rastlamadım. Burada salat ve selamlar; kelebek ve güvercinlerin kanat çırpışları arasında bir tevhid senfonisine dönüşüyor. Aşıklar ordusu; Ravza-i Mutaharra’nın girdabında özlediklerine kavuşabilmek için yarışıyor. Dünyadaki cennet bahçesinde “gül” derleyenlerin rahmete dönüşen gözyaşlarını Resulullah’la birlikte, sanki Hz. Sıddık-ı Ebû Bekir ve  Hz. Ömer de temaşa ediyor. Allah’ın Nebisi, Efendiler Efendisi  selamlara selamla mukabele ediyor... Ve gökkubbede çınlayan Bîlal’in ezanları O’nun gibi bizi de ferahlatıyor...Kâbe de bizimle birlikte gözyaşı döktü!

Tarihler 16 Zilhicce 1427’yi gösteriyor. Arafat Vakfesi’nden sonraki ilk Cuma. Bizleri rahmet sağanağına gark eden Haccı Ekber’in yansımasının devamı niteliğindeki bir Cuma’yı idrak ediyoruz. Sabah saat 10’da Mescid-i Haram’a ulaşmamıza rağmen maalesef mescidde yer bulamıyor, ancak Abdulaziz kapısının önüne kadar ilerleyebiliyoruz. Ve burada Cuma namazını eda ediyoruz. Mekke’nin sokakları, tepeleri, tünelleri milyonları bulan cemaatle dolup taşıyor. Bulutların arasından zaman zaman damlalarını bırakan rahmet sağanağı, yer-gök her tarafı kaplıyor. Her yer tevhid ordusuna teslim olmuş durumda. Cuma günün akşam vakti; yağmur sağanağının altında, eller duada, rahmet semada gözyaşlarına eşlik etmekte adeta. Kâbe de bizimle ağlıyor, altın oluğundan akıttığı damlalarla. O ağlıyor, biz ağlıyoruz. Bu hâl yaklaşık 3-4 dakika sürüyor. Adeta dertleşmek için zaman içinde zaman serdedilmiş gibi. İşte Haccı  Ekber’i takip eden bir Cuma gününün bizde bıraktığı duyguların inkişâfı. Ve kalemle yansıtmaya güç yetirebildiğimiz izahı...

“Dinleri Bir”lerin muhabbeti...

İkindi namazından sonra, Mescid’ül-Haram’ın sütunlarına sırtımı vererek Rükn-i Yemânî tarafından Kâbe’yi seyre dalıyorum. Bir müddet sonra yanımda oturan mücahidlerin "muhabbet sofrası" kurduğuna tanık oluyorum. Irkları ayrı, renkleri ayrı, dilleri ayrı, “DİNLERİ BİR”lerin muhabbeti. Sudanlısı, Bangladeşlisi, Pakistanlısı, Nijerlisi, Mısırlısı, Malezyalısı, Endonezyalısı, Türkiyelisi... Dillerin susturulduğu, gönüllerin konuşturulduğu muhabbet. İnanın bu muhabbet kadar insana huzur verenine rastlayamazsınız, hele de Kâbe’nin karşısında iseniz durum  daha da farklıdır...

Endonezyalı kadının gözyaşları...

Sırtımızı Osmanlı’nın Kâbe-i Muazzama’yı çevreleyen revaklarına vermiş bir halde, namaz vaktini beklerken, gözlerimize unutulması çok zor bir kare takılıyor. Endonezyalı bir  kadın. Hacervarî bir duruşla Rabbine yakarıyor. Dakikalarca, Kâbe’yi seyre dalıp hüngür hüngür ağlıyor. O kadar içten ağlıyor ki; insan onun gibi gözyaşı döküp, yalvarabilmeyi özlüyor.

Yüce Rabbimizin, Hz. İbrahim’e buyurduğu; “İnsanların içinde Haccı duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler.” (22 / Hac, 27) çağrısına dünyanın dört bir yanından koşup gelen “Protokolsüz Kongre”nin üyelerine, Kâbe’nin gölgesinde “Hacc”la ilgili duygu  ve düşüncelerini  sorduk. İşte bunlardan anektodlaştırarak aktaracağımız birkaç örnek:

RİZVAN GANİ:  (İNGİLTERE)

Arındırıcı ve şaşırtıcı bir deneyim

Mescid-i Haram’da bir akşam namazı öncesi. Vakit yaklaştığı için tavaftakiler Kâbe’nin önünde yavaş yavaş saf tutmaya başlıyor. Saftaki ufak bir dalgalanmanın ardından koluma sıkı sıkıya sarılan bir  gencin olduğunu fark ediyorum. Adı Rizwan Gani. Aslen Hindistanlı. Uzun yıllardan beri London’da yaşıyor. Kutsal görevi ifâ etmek üzere hanımıyla birlikte gelmişler. İşte Gani’nin yüreğinden kopup gelen ifadeler: “Hac; olağandışı ve estetik bir olgu. Anlatmak, ifade etmek gerçekten çok zor. 36 yaşında olmama rağmen, buralara daha önce gelemediğim için üzülüyorum. Dünyanın değişik yerlerinden, benim gibi Hac görevini yerine getirmek için gelen insanların arasında olmaktan dolayı çok huzurluyum. Kâbe’nin etrafında tavaf eden herkes, birbirlerine yıllar öncesinden tanışıyormuşçasına davranıyor. İşte siz, şu anda buna en canlı örneksiniz. İki dakika önce tanışmıyorduk, şu anda ise en özel duygularımı sizinle paylaşıyorum. Hac, gerçekten arındırıcı ve şaşırtıcı bir deneyim. Burada bütün vaktinizi ibadetle geçiriyorsunuz, fakat asla yeterli görmüyorsunuz. İbadetlerin yorucu olduğunu kabul ediyorsunuz, ama aynı zamanda doyurucu olduğunu hissediyorsunuz. Yani Kâbe’yi ne kadar seyrederseniz seyredin, yeterli değil. Ne kadar ibadet yaparsanız yapın yeterli değil. Ne kadar tavaf yaparsanız yapın, yeterli değil...”

İSLAM MELEGY:   (MISIR)

Huzuru yeniden keşfettim

İki arkadaş. Birisi Mısırlı, diğeri ise İspanyol.  Yanlarında olup bitenlere hiç aldırış etmeden, tevekkül içinde Kâbe’yi seyre dalmışlar. Önce onların bu mânâ iklimindeki yolculuklarını kesintiye uğratmayı istemiyorum. Fakat bir süre sonra göz göze geldiğimiz Kahireli İslam Melegy’a  Hacla ilgili duygu, düşünce ve içinde bulunduğu ruh halini soruyorum. Cevabı gayet açık ve net: "Hayatımda hiç olmadığım kadar huzurluyum."

M. PERVEZ SURVE: (HİNDİSTAN)

Kâbe, ruhumu değiştirdi

Yatsı namazının vakti yavaş yavaş yaklaşıyor. Saf tutanların arasında dolaşıyorum kendime bir yer bulabilmek umuduyla. Fakat nafile! Bütün girişimlerim başarısızlıkla sonuçlanıyor. Ayakta öyle kalakaldığımı fark eden bir genç eliyle işaret ederek beni yanına davet ediyor. Hây, Allah senden razı olsun diyorum. Tebessüm ediyor! Sonrasında “Do you know english or arabic?” diyorum. “English” diye cevap veriyor. Ve sonrasında 21 yaşında, Hindistan’ın Mumbai şehrinden buralara koşup gelen Muhammed kardeşim bakın neler diyor: “Allah’a bu kutsal topraklara gelmeme ve Hac görevimi yerine getirmeme fırsat verdiği için sonsuz şükrediyorum. Burada namaz kılarken yada tavaf yaparken Yüce Allah’ımın önümde olduğunu hissediyorum. Hayatım boyunca işlediğim günahlardan dolayı; Rahman ve Rahim olan Allah’a beni affetmesi için gözyaşı döküyorum. Benim bu üzüntü ve  yakarışlarım karşısında O’nun beni affettiğine inanıyorum. Buraya geldiğim ilk günlerde içimi acıtan bütün duygular gitti, yerine mutluluk geldi. Kâbe’yi tavaf ettikçe, dünya ile ilgili her şeyi unutuyorum. Ailemi unutuyorum, sıkıntılarımı unutuyorum. Hatırladığım sadece Allah ve Resulü. Bu duyguları yaşamayı Allah  bütün Müslümanlara nasip etsin...”

SAİD AHMED NASIR:  (PAKİSTAN)

Mekke; sır ve hakikatler diyarı

Yanına yaklaşıp Hacc’la ilgili duygularını öğrenmek istediğimi söyleyince beni biraz süzdükten sonra “Türkiye!” diyerek gülümsedi. Ben de kendisine “Civi Pakistan” diye jestimi yapınca, sarıldı hemen verdiğim kalem kağıda. İşte İslamabad’da yaşayan 50’lik ihtiyar-delikanlının gönül deryasındaki Hac: “Allah’ın evinde, Kâbe’nin karşısında olmak, insanın kendisini her yönüyle geliştirmesi için sunulmuş bir fırsat. Çünkü burada her gün kendinizi ve çevrenizdeki olayları yeniden keşfediyorsunuz. Dili farklı, rengi farklı, coğrafyası farklı insanların tevhid dini etrafında nasıl kenetlendiklerine şahit oluyorsunuz. “Kâbe”de ayrı,  “tavaf”ta ayrı, “sa’y”da ayrı, “Arafat” ayrı, “Müzdelife”de ayrı, “Mina’da ayrı sır ve hakikatlerle karşılaşıyorsunuz. İnşaallah ibadetlerimiz kabul, Haccımız mebrur olur...”

MAHMUD NAGIL:  (FAS)

Burası huzur sokağı!

“Uzun yıllardan beri Almanya’da yaşıyorum. Hac görevimi daha önce yapmış olmama rağmen, tekrar tekrar gelmekten tarifi mümkün olmayan bir haz alıyorum. Kâbe’nin karşısında, dünyanın değişik yerlerinden gelen seçkin insanlar topluluğu ile bir aradayım. Burası, dünyada eşi benzeri olmayan en muhteşem huzur sokağı! Benim için bundan ötesi yok!..”

S.ABDUL GARBA:  (NİJER)

Arınmak için fırsat

“40 yaşındayım. Aradan geçen uzun yıllar içinde ruhumun paslandığını ve arınmak için Hacc’ın iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu arınmışlık duygusu içinde bundan sonraki hayatımda Allah’ın beni günahlardan koruyacağını umut ediyorum. Çünkü şu anda ruhum, kalbim ve aklım huzur dolu. Rabbime bizleri sapıtmışlar güruhundan etmediği için şükürler ediyorum...”

JOHARİ  B. MAHMUDİN:  (MALEZYA)

Şükürde aciz kalıyoruz

“Milyonlarca insanın Allah’a olan bağlılıklarını ifade etmek için değişik coğrafyalardan gelip; ahenk içinde, tek vücud halinde ibadet etmeleri beni çok etkiledi. Buradaki hayat ve ibadet tarzında dünyanın başka yerinde rastlanamayacak bir mucizevîlik esintisi var. Bu mübarek hac iklimini bize yaşattığı için Yüce Yaradanımıza ne kadar şükretsek azdır...”

GEZDİKLERİMİZ – GÖRDÜKLERİMİZ...

Okuyacağınız bu anektodlar,  fotoğraf kareleri eşliğinde MEDİNE ve MEKKE’de  vücud bulan hatıraları  yâd etmek üzere kaleme alınmıştır. Fotoğrafları burada yayınlayamadığımız için, sadece bazı örnekleri hatırlatarak,  tevhid coğrafyasındaki hayalinizi canlı tutmaya gayret edeceğiz. Artık diğerlerini de hatırlamak ve  yâd etmek de size kalıyor...

MEDİNE’DEN...

“Uhud bizi sever,   biz de Uhud’u”

Uhud! Müslümanların müşrikler karşısında zafer sarhoşluğuna düşerek Peygamber emrini hiçe saymaları sonucu 70 canın feda edildiği ibretlik mekan. Okçular Tepesi’nden etrafı temâşa ettiğimizde film karesi gibi gözümüzün önünden geçen sahnelerin dehşetinde Efendimizin şehid edilen dişinin sancısını çekiyor, Hz. Hamza gibi kalbimiz parçalanıyor,  Musab bin Umeyr’in insanlık yaşadıkça anlatılacak olan ibretlik şehadetini yâd ediyoruz. Ve Peygamber Efendimizin “Uhud bizi sever, biz de Uhud’u” demesindeki mananın derinliğinde kaybolup gidiyoruz.

Hz. Peygamberin komşuları

Mescid-i Nebevi’nin hemen yanı başında bulunan Cennetü’l Bakî kabristanı, on bine yakın sahabiye ev sahipliği yapıyor. Bu devasa istirahatgâhta kimin nereye defin edildiği belli değil. Onun için kabristana girer girmez uygun bir yerde duamızı yapıp, daha sonra merakımızı gidermek için ismi hafızamızda yer eden seçkin insanlar topluluğunun kabirlerini aramaya koyuluyoruz. Bakî mezarlığında hangi kabrin başına giderseniz gidin, Kubbetu'l-Hadra’nın sizi takip ettiği hissine kapılıyorsunuz. Peygamber’e komşu olmak böyle bir şey galiba.

Hicaz’a demiryoluyla gelmek vardı

Dünyaya adalet dağıtan bir dinin temsilcileri olan ecdadımız Osmanlı’nın Medine’deki mühürlerinden hangisini görsek çocuklar gibi seviniyoruz. Abdulhamid Han tarafından yaptırılan Mescid-i Anberiyye ve Medine Tren İstasyonu da bunlardan birisi. Osmanlı’nın parçalanmasıyla birlikte kaderine terkedilen bu tür yapılar, bütün yorgunluklarına rağmen Yeşil Kubbe’nin altındaki “Nûr”u temaşa ediyorlar. Kimbilir; “Hicaz’a demiryoluyla gelmek vardı” diye terennüm edenleri duyunca ne kadar heyecanlanıyorlar!..

MEKKE’DEN...

Kutlu doğum mekanı

Yüce Yaradanın;  “Sen olmasaydın, Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” dediği Peygamber Efendimiz  Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) dünyaya teşrif ettikleri evin yerinde şu anda bir kütüphane binası bulunuyor.

Hira; vahyi anlamak, Kur’an’ı keşfetmektir

Nûr Dağı üzerinde bulunan Hira Mağarası. Peygamberimiz, cahiliyenin hüküm sürdüğü Mekke sokaklarından uzaklaşıp tefekkür için çıktığı yer. İlk vahiy, ilk müjdeye şahadet eden mekan. İçinde barındırdığı hatıralar açısından Hira’yı yâd etmek; vahyi anlamak, Kur’an’ı keşfetmektir. Kısacası Hira, aradığını bulma, bulduğunu anlayıp uygulamaktır.

Hüzün  kokan kabristan

Mekke’nin en eski kabristanı olan Cennet’ül Mualla’da Peygamber Efendimizin zevcesi  Hz. Hatice, oğlu Ebu’l Kasım, amcası Ebu Talip, dedesi Abdulmuttalip gibi bir çok kişi burada medfun bulunuyor. Dualarımız O’nun âl ve ashabına.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 04.02.2007 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Sabri Gültekin

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. "Vicdanını cüzdanına sıkıştırmamış" bilim insanları...
    2. Bu gece fırsat gecesi!
    3. Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..
    4. Hoş geldin, manevi iklimin nûru...
    5. Cemaate hasret cami
    6. 'Cihad edilmeyen yerde İslâm yaşamaz'
    7. Âkif'in hâtırası saygı ve ilgiye muhtaç
    8. Türkiye, Japonya'daki nükleer felaketi fırsata dönüştürebilir
    9. Her şey aslına rucû edecek...
    10. Ölümüyle ders veren adam!
    1. ‘Az gülünüz, çok ağlayınız’
    2. Hüzünle yoğrulan buluşma
    3. Efsaneler diyarı KAZDAĞLARI
    4. İşte er meydanı! Sermuharriri ifşa ediyorum!
    5. Şehadete koşan mektepliler
    6. Ebabiller gelecek!
    7. Ömrünü Millî Görüş davasına adayan bir liderin yaşam öyküsü...
    8. İnsanlık liderini kaybetti
    9. SIRLARA AÇILAN TEVHİD KAPISI -7-
    10. Üç mabedin gözyaşları
    1. İnsanlık liderini kaybetti
    2. Ocaklarımıza ateş düştü
    3. Taceddin Dergâhı’nda bir kardelen...
    4. Millî Görüş Lideri Erbakan’ı dinlerken…
    5. Ölümüyle ders veren adam!
    6. Her şey aslına rucû edecek...
    7. Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..
    8. Kurban; kulluğun ispatıdır
    9. Kâinatın dirilişi...
    10. Müjde! Müjdeler olsun. Manevi iklimin gözbebeği Şehr-i Ramazan geldi...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    2. BÇG'yi de görün
    3. Şiddetin dozu arttıkça vicdanlar da tutuldu
    4. 'Yeşil'e yakalama kararı!
    5. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    6. Ege ve Akdeniz yağış ve fırtınanın etkisi altında
    7. 'Beraber İsrail'e gitsinler'
    8. Yüzde 50 oy bölünelim diye mi verildi?
    9. Pamukova davası zaman aşımından düştü
    10. Küçük, aramalara isyan etti!
  • Diğer

    1. İflastan kaçarken, Troyka'ya tutuldu
    2. Yoksulluk sınırı Ocak'ta 131 lira arttı
    3. "Kuruş" borcu olana müjde!
    4. Marka ve Patent Vekilliği Sektörü yüzde 30 büyüdü
    5. LPG kaçağı "hafif kusur"
    6. "Kendimizi aldatılmış hissediyoruz"
    7. Nokia 4000 kişiyi işten çıkarıyor
    8. King Paolo'da yeni sezon şıklığı
    9. FED, düşük faizde ısrarlı
    10. Sahabe ilme önem verirdi
  • Çok Okunanlar

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Bu kafayla yerli oto hayal
    3. “AKP’nin dindar nesli böyledir!”
    4. Erbakan'ın yerli oto çabasını unutmayız
    5. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    6. Kanayan yara Keşmir
    7. BÇG'yi de görün
    8. Fatih'in karadan yürüttüğü gemilerin belgesi bulundu
    9. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
    10. Türkiye daha etkili olmalı
  • Çok Yorumlanan

    1. Sinemanın Ankara'sı
    2. Yeni Anayasa siyasilerin borcu
    3. Dünyada sıtmadan ölenlerin sayısı sanılandan fazla
    4. Parmak emmek bir sorunun habercisi olabilir
    5. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    6. En fazla altın Uşak'tan çıkartılıyor
    7. Yazıcı, işadamlarına TTK'yı anlatacak
    8. Poşetini getirene indirimli ekmek
    9. Tarihi binası olanlara restorasyon kredisi
    10. Konya Kapalı Havzası'nda su alarmı
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek