Novocento, siyasal düşüncenin zıt kutuplarına göndermelerde bulunan Bernardo Bertolucci'nin dünya sinemasına armağan ettiği 6 saate yakın süren bir baş yapıt. Kuzey İtalya'nın hatırı sayılır bir ailesine ait çiftlikte geçen film, iki çocuğun başından geçen olayları konu alıyor. Doğdukları çiftlikte çok sıkı iki arkadaş olarak büyüyen Alfredo ve Olmo, ne yazık ki ileride birbirlerine düşman iki insan haline gelecektir. Çiftlik sahibinin torunu Alfredo toprak zengini bir ailenin çocuğu olarak büyürken, Olmo sıradan bir çiftçi çocuğu olarak yetişir.
İki arkadaşın, birbirlerinden farklı sosyal kompartımanda olmaları, ilk yıllarda sorun teşkil etmese de, ilerleyen yıllarda bu iki dostun yolları tamamıyla ayrılacaktır. Bu yol ayrımının temel nedeni ise karakterlerin bulundukları sosyal kompartumandır. Alfredo, zengin bir ailenin ferdi olduğu için yükselen faşist harekete destek verirken Olmo, çiftçi olması nedeniyle, faşist hareketin karşısında yer alarak mücadele yürütmeye başlar ve bu mücadelenin içersinde iki dost karşı karşıya gelir.
Film İtalya'nın 1900-1945 yılları arasında geçirdiği siyasal evreleri sunarken, yoğun bir faşizm eleştirisini de içinde barındırır. Bertolucci'nin bu başyapıtı izlenmeye değer film olarak önerilebilir.
Bu filmi seyrettikten sonra "Sınıfının adamı olmak" diye bir kelime takılmıştı aklıma. Filmin iki karakteri de bulundukları sosyal konum gereği saflarını belirlemişlerdi. Ve her ikisi de bulundukları sınıfsal kompartımana göre doğru tercihlerde bulunmuşlardı. Fakat o yıllardan bu günlere bu 'saflaşma' yıllar içinde bozuldu. Yani filmin kurguladığı "sosyal konumun tayin ediciliği" olgusu yıllar içinde değişime uğradı. İnsanlar bulundukları sosyal sınıfı aşmaya, aşarken de kırmaya çalıştıkları kabuğun içindeki hayatlarını unutmaya başladılar.
Özellikle Türkiye'de, sınıf kavramı iyi anlaşılamadı. Bugün yerli yerine oturtulamayan çelişkilerin kökünde de sınıf bilincinin idrak edilememesi yatıyor. Türkiye'nin sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alındığında dar ve orta gelirli insanların çokluğu dikkat çeker. Diyebiliriz ki toplumun büyük çoğunluğunu dar ve orta gelirli aileler oluşturmaktadır.
Fakat bu durum nedense hayatın içinde karşılık bulmaz, insanlar giydikleri markalı kıyafetlerle, kullandıkları araçlarla, seçtikleri ifade biçimleriyle, hep birileri gibi olmaya çalışarak kendilerine yabancılaşırlar. Toplumun genelinde sirayet eden bu durum, hem ideolojik, hem sosyal, hem de ahlaksal ve daha sayamayacağımız yüzlerce sorunu da beraberinde getirir. Bu durumun ortaya çıkmasına zemin hazırlayan en önemli etken basın yayım yoluyla topluma pompalanan kültürel dezenformasyondur.
Bunu şöyle düşünelim. Denizlerde bir tek canlı türü yaşasaydı, ormanlarda sadece av hayvanları barınabilseydi, ne kadar sığ bir yaşam olurdu. Şüphesiz ki bütün eşrefi mahlukatın yaratılmasında bir gaye var. Tam da bu noktada insanın bulunduğu sosyal sınıfını idrak ederek bu sınıfın gereklerini yerine getirmesinde de önemli kazanımlar var. Bu ülkede işçi haklarını yıllarca "küçük burjuva" öğrenciler savunduğu için, sendika kültürü çarpık ve sosyal haklar adına güdük kalınmıştır.
İnsanın sınıfını idraki hayata yeni yansımalar sunar. Oysa taklit ve özenti, bu yansımaların önünde engeldir. Uzak doğulu bilge, Lao Tse bir hikaye aktarır. Çuang Tse bir arkadaşıyla, yürürken suda oynayan balıkları görür ve arkadaşına dönerek "İşte balıkların eğlencesi" der. Arkadaşı da ona "Sen balık değilsin ki balıkların eğlencesini nerden bileceksin" diye cevap verir. Tse, bu cevabın ardından "Sen de ben değilsin ki, benim balıkların neyle eğlendiklerini bilmediğimi, bilesin".
Kendi zihinsel kodlarımızı inkar ederek bir başkası gibi düşünmeye çalışmak, onlar gibi varsaymak, her türlü gelişimin önüne ket vurmak demektir. Eğer onlar sınıflarının adamı olmasalardı, bugün okuduğumuz şiirler, seyrettiğimiz filmler, alıntı yaptığımız romanlar, kalbimizin güp güp attığı o heyecan verici nutuklar ve daha yüzlerce minnettarlık eksik kalırdı. Günümüzde sınıfının insanı olmak, olmayı başarabilmek bir erdem olarak önümüzde durmaktadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



