Kendisi öyle tarif etmese de yaygın kullanımıyla arabesk müziğin taçsız kralı Orhan Gencebay'la geçtiğimiz yıllarda farklı ve ilginç bir röportaj yapmıştık. Orhan Baba, tarihe meraklı, tarih okumaları yapan ve bunları paylaşan bir insan. Kültür sanat alanındaki eksikliklerimizi vurgulamak isteyen Orhan Gencebay, "Biz koskoca Fethi bile doğru dürüst yansıtamamış, kendi insanımıza kavratamamış, sinemasını yapamamış bir milletiz. Bu açıdan bakıldığında gerçekten büyük eksikliklerimizin olduğu açık" şeklinde bir cümle kurmuştu. Doğruya doğru!
Biz, çağ açıp çağ kapatan, yüzyıllar boyunca bir medeniyetin başkentliğini yapmış İstanbul'un fethini bile doğru dürüst aktarmaktan aciziz. Yeri geldiğinde sinemanın faziletlerinden, kültür sanatın öneminden bahseden sinemacılarımız, yapımcılarımız önceki gün TRT ekranlarında izlediğimiz Brewehart (Cesur Yürek) filminin tadında ve güzelliğinde bir fetih senaryosunu, filmini ortaya koymaktan acizdirler. Başka ülkelerin tarihsel geçmişlerinde belki de bir veya iki kahramanlık hikayesi, bilemediniz bir büyük savaş bulursunuz. Bizim tarihsel geçmişimizde ise kahramanlık hikayeleri, müthiş savaş hikayeleri, her birisi tarihe damga vurmuş farklı savaşlar vardır. Bu savaşların hemen hepsi, gerek Anadolu'nun gerekse Avrupa'nın tarihsel çizgisinde kırılmalara neden olmuştur.
Bizim tarihsel mazimiz Hollywood'da herhangi bir yapımcının, senaristin, oyuncunun elinde olsa, kimbilir kaç tane filmi ardı ardına sıralar. Bizim şanssızlığımız, Türk sinemasının bu noktada çok zayıf ve çaresiz bir görüntü sergilemesidir. Türk sineması, kendi kimliğini bulamamış, kendisine ait bir dili olmayan, kendisine ait bir görüntü tekniği ortaya konulamamış bir sinemadır. Kendisiyle alay edilen Hint Sineması Bollywood'un bile farklı ve özgün bir yönü, özgün bir tarzı, bir anlatım biçimi ve dili vardır. Bu sebeple yıllardır Türk sineması bir kahramanlık hikayesi, bir tarih filmi, çok geniş çaplı bir savaş filmi ortaya koyamamıştır. Bugün hala sinemamızı elinde tutan birileri, yapımcılar, senaristler, işin kolayına kaçarak, fazla prodüksiyon parası gerektirmeyecek basit ve ucuz yapımları tercih etmektedirler. Bu tür filmler de genelde komedi filmleri olmaktadır. Nasıl yıllar yılı hiçbir albenisi, güzelliği, senaryosu olmayan Kemal Sunal filmleriyle oyalandıysak, bu dönemde de Recep İvediklerle birileri bizleri oyalamaya devam etmektedir.
Sinema konusunda bir dili olan, sinemaya emek harcayan, bu konuda kafa yoran Sinan Çetin bile önceki gün seyrettiğimiz bir programda, "İzleyiciyi katıla katıla güldürecek bir komedi filmi yapacağım" diyordu. Neden? Gişesi olduğu için mi? Daha çok para kazandırdığı için mi? Neden komedi filmi? Nerde basit, banal, cıvık bir format var, bizim televizyonlarımızın baş tacı... Nerde basit, banal, cıvık bir senaryo var, bizim sinemamızın baş tacı...
Birileri de kahramanlık filmi denilince yanlış anlıyor ve Türk sinemasına hiçbir şey kazandırmamış Battal Gazi filmlerinin yeniden çekilmesi için varını yoğunu ortaya koyuyor. Geçtiğimiz günlerde Battal Gazi'yi oynayacak ismin seçilmesi için yarışma düzenleniyordu. Eski Battal Gazi'miz Cüneyt Arkın da bu seçmelerin yapıldığı mekanda, yeni Battal Gazilere puan veriyordu. Neticede bir tane bile Battal Gazi seçilememiş... Önce senaryoyu seçin, senaryoyu! Oyuncu elbet bulunur!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




