Düşüncemizin, duygumuzun, istemimizin ya da irademizin içeriğini ve ifade ediliş biçimlerini genel olarak simgelere başvurarak algılar, bilir, öğrenir, ayırdına varabiliriz. İşte kullandığımız dil, dilin işaretlerle ifade edilişi, başvurulan işaretlerin ortak anlamlarının oluşturulması vb. böyledir. Düşündüğümü sadece kendimin bildiği birtakım işaretler aracılığıyla yazmış olsaydım, hiç kimse düşüncemin içeriğini bilemeyecekti. Kullandığım işaretler, yani harfler, bir yandan düşündüğümü ifade etmemi sağlarken, diğer yandan okuyucular ile bir ilişkiye, iletişime geçmemi mümkün hale getirirler. Çünkü kullandığım işaretler, okuyucuların da bildiği, algıladığı ortak değerlerdir, işaretlerdir. İşaretlerin, simgelerin etki doğurabilmesi için, biçimleri yanında biçimlerin de anlam yüklenmelerini sağlayan içeriğe, öze, mahiyete sahip olmaları gerekir.
Düşünmenin, duymanın ve istemin giderek simgelerin biçimlerine adeta tutsak edildiği, içeriğinin ise yok edilmese de, başkalaştırıldığı izlenimi yaygınlaşıp derinleşiyor gibidir. Gördüğümüz, işittiğimiz birtakım işaretler, simgeler biçim olarak yabancısı olmadığımız şeylerdir. Ancak içeriğini anlamaya, kavramaya yöneldiğimizde, ortak algımızı karşılamayan, bizde karşılık bulamayan bir anlam ile karşılaşıyor ve iletişimimizin uzaklaştığını ya da koptuğunu bir anda farkediyoruz. İletişim araç ve teknolojileri düşünce, duygu ve istemlerimizin ifade edilmesini daha kolay, daha hızlı ve daha yaygın hale getirir gözükürken, ortak işaretleri ve simgeleri adeta salt biçime dönüştürür bir işlevi üstlenir gibi işlemeye başladı. Örnek olarak televizyonlardaki tartışma programları verilebilir. Aynı kelimeleri, aynı kavramları kullanan konuşmacıların konuştukça, tartıştıkça, varsanılan ortak anlamlardan, düşünce ve duygulardan, payda ve değerlerden ayrıldıklarını, ayrıştıklarını, ilişki ve iletişimden koptuklarını somut olarak görüyor, gözlemliyoruz. İşaretlere, simgelere, yani kelime ve kavramlara farklı, yeni anlamlar vermek ve yüklemek ortak paydadan uzaklaştırmaz, aksine daha fazla ve yoğun bir şekilde katılmayı sağlar. Çünkü ilk defa karşılaşılan bir şeye merak duyarız, onunla iletişim kurmaya kendiliğinden yöneliriz. Dolayısıyla dikkatimiz yeni ve farklı olana karşı canlıdır, isteklidir ve atak haldedir. Yenilenmemiş, hep aynı kalan, merakı ve dikkati, dolayısıyla ilgi ve iletişimi alışkanlaştırdığı için düşünme, duyma yetilerimizi durağanlaştırırlar, köreltirler, sönükleştirirler ve sonuçta bizi onlardan uzaklaştırırlar. İşaretlerimiz, simgelerimiz, düşüncelerimiz ve duygularımız merakımızı, dikkatimizi, ilgi ve iletişimimizi harekete geçirmediği gibi, önümüzde bir engele, varlığımızı, benliğimizi yalıtan, yalnızlaştıran, yoksunlaştıran, yavaş yavaş yokeden bir düzeneğe dönüşürler.
Somut ve güncel bir çok örneği yaşıyoruz. Mesela Ramazan dolayısıyla "Teravih" namazı bir tartışma boyutuyla ortaya konulur gibi oldu. Ama merak ve dikkatimizi yöneltmemizi gerektirecek bir yeni ve farklı anlamı işaret etmediği sezinlenir sezinlenmez konu uzaklaştı ya da biz uzaklaştık. Benzer şekilde, "iyiliği yayma, kötülüğü engelleme" şeklinde ifadesini bulan bir inanç ve kültürel değere, içeriğiyle bağdaştırılması bir hayli kuşkulu yorum ve yoruma tevil getirmek isteyen bir yaklaşımın ne kadar dar bir anlama sürükleyeceğini sezinlemekle, nasıl bir daral hali yaşamış olmalıyız.
Elbette düşüncenin, duygunun ve istemin içeriğini anlaşılır, ayrıcı açık-seçik bir niteliğe getirmek için kıyaslamalarda, karşılaştırmalarda bulunuruz. Bu kaçınılmaz olduğu kadar, açıklayıcı ve yararlı da olabilir. Ama simgelerin, kelime ve kavramların kendi bağlamları, kendi dolayımları temelinde olmak şartıyla. Mesela İslâm ile kültür ve uygarlık bağlantısı, kıyaslaması yapılması gereklidir, hatta kaçınılmazdır.Ama İslâm ile "Liberalizm", "Liberalizm"i de "Yankee", amiyane deyişle, "alabros" kafa ölçeğiyle yapmaya çalışırsanız, hem İslâm'ı, hem "liberalizm"i çarpıtmaktan kurtulamazsınız. Uyduruk "liberal müslüman"ı muz niyetine de, hıyar olarak da görebilirsiniz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



