İki gün önce İstanbul Üniversitesi'nin Merkez binasına gittim. O muhteşem görünüşlü kapının önünde otuz kişilik bir grup, yirmi kadar kamera ve fotoğraf makinasına görüntü vererek bağırıyorlar: "Beyazıt faşizme mezar olacak!"
Latife olsun diye söylemiyorum. O gün o meydanda "Beyazıt otopark olmayacak!" diye bağıranlar olsaydı, hem haklı olurlardı, hem de daha çok ilgi çekerlerdi.
Cadde ve sokaklarımızı otoparka çeviren AKP'li belediye başkanlarının zulmünden meydanlarımız mı kendini kurtaracaktı? Elbette hayır! Şaşırdığım nokta şu: Bu şehirde, bu şehrin meydanları ile niçin barışık değil bu AKP'li belediyeciler? Hiç mi güzel anıları yok, mesela bir Beyazıt meydanı ile... Haydi onlar rant peşinde, hiç mi itiraz edecek görevlileri yok, Meclis üyeleri yok bu belediyelerin? Beyazıt meydanı koca bir otopark, Eminönü vapur iskelelerinin sağı solu otopark... Çirkinlik işlerine işlemiş; destan yazıyoruz diyorlar. 'Saadet Şimdi" diye patlamalı bu şehrin sandıkları. Şimdi değilse, ne zaman? Çok geç olmak üzere...
Meydanlarından belli olurmuş bir şehir. Kimileri "mezarlıkyapmak istiyor; kimileri otopark yapmış.
"Katil devlet hesap verecek!"
Üniversitenin ıssız bahçesine bakıp zamanın nasıl geçtiğini anlamaya çalışırken duyduğum bu protesto sloganı ürpertiyor içimi. Faili bulunmayan bombalama eylemini kasdederek söyleseler de devletime katil demeleri zoruma gidiyor. Lâkin protestocuları haklı saydıracak politikacıları da çok gördü bu ülkenin insanları.
Mesela Demirel gibi.
Mağdur rolü oynayarak geldiği son başbakanlık koltuğunda otururken, bir akşam haber bültenlerinde duymuştum o korkunç cümlesini. Kameralara karşı gerdanını şişire şişire, kendinden gayet emin bir şekilde söylüyordu:
"Devlet, durup dururken cinayet işlemez!"
İtiraf mı idi, suçlayıcılara destek verme mi idi? Yoksa o günlerde devleti cinayet işleyerek kurtarmak isteyen/güçlendirmek isteyenlere izin veren düğmeye basma hareketi mi idi bu Demirel cümlesi?
Bu gazetenin sayfasından başka itiraz eden oldu mu bu ülkede? Hayır! Hesap soruldu mu? Hayır! Peki ama neden?
Darbe günlükleri tefrika ediliyor gazetelerde günlerdir. Bakıyorsun, bakıyorsun ve neden ama demekten başka bir şey düşüremiyorsun/yapamıyorsun.
Neden ama?
Yoksa diyorsun kendi kendine. Sağlık sorunlarından dolayı mı darbe yapmak istediler?
Baksanıza 80'de darbe yapan ihtilalcimiz maşaallah hâlâ sapasağlam iken, günümüzde adı geçenler hastanelerden çıkmıyorlar. Hem daha mantıklı gerekçe değil mi bu, onlara sorulacak neden darbe sorusuna?
Meydanları ile, şehirleri ile, insanları ile, devleti ile barışık günlerin gelmesini isteyenlerin yapacakları tek bir şey var: Sandığa gitmek ve Saadet şimdi, demek...
Hayırlısı...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



