EN çok sevilen, tanınan ve yerine göre en derin anlamlar yüklenen ve bilinen sözcüklerden bilinmeyen sözler kurmak... belirtmeye çalıştığımız üzere elbette mevzuu şiirdir. Bu sanatı özümseyerek kendinde şair kimliği bularak yapanlara denilecek bir şey yok. Ancak Türk şiirinin dolayısıyla da Türk şairlerinin sorunları kadar şiiri anlamada ve aktarmada da sorunların olduğu da bir gerçektir.
Her fert şiir yazsa da her şiir, şiir değildir. Bu bakımdan hem şairler açısından (buna yolun başında olanlar da dahil edilmeli) hem de şiir severler açısından şiirin, şekil mana vs. açısından şümullüce incelenmesi ve irdelenmesi gerektiği görüşündeyiz. Şiir; bir kalıba bağlı kalarak, alışılmış ve tombaladan rastgele çekilen sözlerle doldurmak işi ve hüneri değildir. Bazılarının yaptığı gibi kelime veya söz cambazlığı yapmak ya da kelime cımbızlamak da değildir. O halde şiirin mayası nedir, şiir insana ne vermelidir, iyi bir şiirde ne gibi özellikler aranmalıdır? Şiir; his ve fikir unsurlarından oluşur; duygu haline gelmiş düşünce bize şiiri gösterir. Şiirin; şekil açısından dış yapı, kalıp olarak vezin, kafiye gibi unsurlar, manada bir ahenk sağlaması açısından olmazsa olmazlarıdır. Ancak şiirin dış görünüşü şiirin özünün önüne geçmemelidir. Yani şiirde mana öne çıkmalıdır. Şiirin mutlak bir anlamı ve amacı olmalıdır. Şiirlerde her iki unsurda vardır ancak şiirin sanat sanat içindir şiarından hareket edenler marifetiyle şiiri anlamada sorunlar yaşanıyor. Her şiir anlaşılamıyor. Anlayanlar da ya kelimelerden ya da şiirdeki ahenkten, musikiden bir anlam çıkarma yoluna gidiyorlar. Şiirin anlaşılması veya anlaşılamaması aslına bakılırsa en önemli sorunlardan birisidir. Şair şöyle düşünebilir, "ben şiiri yazarım isteyen istediği gibi anlasın veya anlamasın" İyi güzel de yazılan şiir neticede bir yerde yayınlanıyor, yayınlanan şiir okuyucuyla buluşması kadar okuyucuya hitap etmesi anlamı da taşır. Eğer şiir ekseninde, insanı ve toplumu hedef almıyorsa o şiirin amacından söz etmek pek mümkün değildir. Ancak şair anlaşılmaz olarak kalmak isteyebilir bu surette de anlaşılmaza şaire ve şiire ilgiyi artırabilir, bu açıdan bakıldığında da durum farklılaşır. Böylesi şairler de sorgulanmaya başlanır.
Şiirde biçim ve anlam bütünlüğü olmalıdır. Şair Özdemir İnce, "anlamı olmayan şiir değildir" diyor. Bu bakış açısı da bir bakıma topluma değil de sanata karşılık yazılan şiirlere yerinde bir tespit ve karşılık olarak kabul edilebilir. Şiirde ritim, kafiye, ölçü, cinas gibi unsurlar, ses unsurları anlam ile bütünleşir ve şiir dilini oluşturur. Şiirde her türlü şekillerden yararlanılabilir; kafiyeli, vezinli veya kafiyesiz ve vezinsiz... Şiirde şeklen her şey olmalıdır; hayal gücü, acı, üzüntü, keder, sevinç, ümitler, müzik, imgeleme... vs. Şiiri hem şekil hem de mana bakımından sınırlama yapılması tahdit konulması yanlış olur. Yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi okuyucu açısından zorluk çekilen veya zor anlaşılan düşünceler, karmaşık ruh halleri, en soyut imgeler şairin ve şiirin anlaşılmasını zorlaştır. Ancak şiir fazla basit ve açık da olmayabilir. Bu bakımdan kendine bir rota belirleyen şairler yerine göre kapalı yerine göre açık ve anlaşılır şiirler yazıyorlar ve yazmalıdırlar da. Şiir dili soyut ve somut olabilir ve olmaktadır. Şiir, biçim ve tema açısından geniş bir yelpaze oluşturmalıdır veya yazılmalıdır. Şiirde özgünlük ve üslup hem şairi tanıtır hem de şairin ilerlemesini ve gelişmesini temin eder. Şiirde tekrara düşme şiiri geliştirmez. Aynı nehirde yüzmek gibi aynı kelime ve konuları kullanmak örnek vermek gerekirse; sıkıntı çekmek, gülmek, eğlenmek, sevmek, aşık olmak, çalışmak, kavga etmek, baskılar nedeniyle mağdur olmak... Bunlar gibi hayat içinde gelişen ve yaşanan çeşitli konular sürekli yazılıyor, işleniyor. Bu halleri başkalarının yansıtmadığı, farklı bir bakış açısıyla sunmak, ifade etmek şiiri cazip hale getirebilir. Alışılmış sözlere anlam derinliği kazandırılırsa sıradanlaşma kaybolur ve biçimle anlatımın bütünleşmesi sağlanır. Şiir yazmak kadar şiiri anlamak da zordur. Şairin şiirde ne yazmak istediği ve nasıl bir yöntem kullandığına bakılmalıdır. Şairin hangi şartlar altında nelerden etkilendiğine bakılabilirse, irdelenebilirse, duygu ve düşüncelerini mısralara nasıl döktüğü anlaşılabilir. Plastik sanatların, görsel ve yazılı sanatların okulu vardır ama şiirin okulu yoktur. Şiirin okulu; kendini sanatın merkezine yerleştiren ve geniş bir perspektiften bakan şairlerdir. Şairler iyi okunduğunda şiirlerinde de iyi anlaşılacağı kanaatini taşıyoruz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



