Tunus'ta, başörtülü hanımlar sokağa çıkmak mecburiyetinde kaldıklarında, eskisi kadar tedirgin olmayacaklar ve kendilerine doğru gelmekte olan kişinin polis mi, asker mi yoksa istihbarat memuru mu olduğuna kafa yormak mecburiyetinde kalmayacaklardır herhalde.
Yine Zeytuniye Camii'nde namazını kılan cemaat, belki beraberce dua edebilecek ve ardından, sırtlarını camiin asırlık direklerine yaslayarak, kendi aralarında hiç tedirgin olmadan muhabbet edebilecekler...
Sokaklarda, gördükleri en ufak bir ayrıntıyı bile rapor etmek üzere, kötü bakışlarıyla sağı solu kolaçan ederek dolaşan düzenin kulları da, köşelerine çekileceklerdir artık...
Bu saydıklarım ve daha da sayılabilecek olanlar, bazılarınıza garip gelecek ve 'bu kadar da olmaz!' dedirtecektir, şüphesiz.
Ama Tunus'da durum ayniyle böyle, hatta daha vahimdi.
Tertemiz insanlardan oluşan Tunus'un başına bir kabus gibi çöreklenmiş olan Zeynelabidin bin-Ali, oluşturduğu korku devleti sayesinde, insanlara nerdeyse nefes bile aldırmıyordu.
Batılı ülkelerin insanlarına göre Tunus; deniz, kum, güneş ve tarihtir.
Özellikle de emperyal niyetler taşıyan Batılı liderlere göre ise Tunus; koltuğunu korumak için ne emredilirse yapan ve batılı ülkelerin canını sıkmamak uğruna gerektiğinde Müslüman halkına kan kusturan bir diktatör tarafından yönetilen, dost, müttefik ve dahi uyumlu ülkelerden birisidir... Daha doğrusu, birkaç gün öncesine kadar öyle idi.
Şimdi işler değişti.
İktidarda bulunduğu 23 yıldır, Tunus'u demir yumruklarıyla yöneten Tunus Tiranı Zeynelabidin bin-Ali de benzerlerinin akibeti ile karşılaştı ve artık patlama noktasına gelmiş halkın bir türlü durdurulamayan protestoları sebebiyle, ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Yüzde 99'u Müslüman olan 10 milyon vatandaşını; Batılıların, daha çok da Fransızların arzusu istikametinde, çeşitli şekillerde baskı altında tutarak, kendisinden istenen hemen her şeyli fazlasıyla yapan devrik Tiran'ın, Tunus'tan kaçmak için bindiği uçağa hiçbir Avrupa ülkesinin iniş izni vermeyişi, bitmek üzere olan bir Tiran hikayesinin en çarpıcı bölümlerinden birisi...
Ülkemizin yakın tarihinde yaşanan ve bazılarından halen sıyrılamadığımız birçok olayın benzerinin ve bazen daha da ağırının yaşandığı bir ülkeydi Tunus.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri, sıkı bir şekilde takip edilen başörtüsü yasağı, inançlı kesimlerin en sıradan taleplerinin bile; irtica hatta terör gibi alakasız birtakım suçlamalarla baskı altına alınması, vb...
Emperyalist kafanın, halkı Müslüman ülkelerde uygulamaya niyetlendiği birçok projenin laboratuvarlığını yapan ülkelerin başında geliyordu Tunus.
Eşiyle beraber mafya tarzı bir yolsuzluk ağı kurarak, ülkenin tüm kaynaklarını yağmaladıkları ve büyük bir servete sahip olduklarının, ABD'li diplomatların rivayetiyle Wikileaks belgelerinde yer almasının, Zeynelabidin bin-Ali'nin şimdi karşı karşıya olduğu durumdaki payı herhalde yüksektir.
Halkına güvenmeyen, onları sevmeyen ve zerre kadar değer vermeyen bir diktatörün, hizmet ettiği emperyalistler sayesinde ipliğinin pazara çıkması, ne kadar ibret verici bir olay!
23 yıldır, Tunus'a, Tunuslulara ve hatta Müslüman bir ülke olarak bildikleri Tunus'u ziyarete gelen değişik ülkelerden Müslümanlara bile zulmetmeyi kendisine temel görev addeden Zeynelabidin bin-Ali, şimdi sığınacak bir kovuk adamakla meşgul...
Umarız daha beter olur ve cezasının bir bölümünü olsun dünyada çekmek suretiyle, benzerlerine de ibret teşkil eder...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



