Ben bu başlığı yazdığımda bilgisayarımın "Yazı Denetim programı" "Sidikli" kelimesi konusunda "argo veya kaba sözcük" diyerek beni uyardı.
Programcılarımızın bile ne kadar edepli olduğunu görüyoruz.
Bu programı yazan kişiler kimlerse kendinden akan kirli suların adını bile kaba ve argo sayıyor ama onun yerine bir kelime de teklif etmiyor.
Zaten bütün kayıplarımızın temelinde tenkidin olup teklifin olmamasıdır.
İki gün önceki gazete ve televizyon haberlerinde sağdan sola kadar bütün haberciler Amerikalı askerlerin öldürdüğü Afganlıların cesetleri üzerine toplu halde işemelerini görüntülü olarak vermişler ve işin iğrençliğini de vurgulamışlardı.
İşin iğrençliğini vurgularken bile Amerika'nın sidikli demokrasinin etkisi altında kaldıklarının farkında değillerdi.
Haberlerde "Afganlı militanların cesetlerine işeyen Amerikan askerleri..." diyerek duyuruluyordu.
Yani, işeyen sidikli, işgalci, katiller ve soyguncular ordusu, meşru bir iş yapıyor, kanunlara göre askeri görevini yerine getiriyor, kendi ülkesini savunan Afganlı mücahitler ise militan olarak kabul ediliyor.
İşte beyin yıkama denilen şey bu.
Bu sidikli demokrasinin görsel eğitimi yeni de değil.
Irak'lıları da Ebu Garip/Gureyb hapishanesinde eğitim esnasında sergiledikleri görüntüleri Türk medyası edebinden sansürleyerek göstermişti.
Amerikan toplumunun yaptığını bizim edepli insanlarımız görmeye ve gösteremeye katlanamayacak kadar edepliler.
Siyasilerimizden öğrendiğimiz "Bu münferit bir olaydır" diyerek geçiştirmeyelim.
Münferit olay olmadığını Ebu Gureyp hapishanesinin sorumlu generali J. Kaprinski, bunun münfetir olmadığını, askeri istihbarat tarafından yönetildiğini, bu olaya CIA ajanlarının da katıldığını o günlerde söylemişti.
Bu türden olayalrın münferit olmadığını, geçmişte de yapıldığını, 1913 yılında Black Jack' Pershing isimli Amerikalı komutanın Filipinlerdeki Mindanao Adası'nda İslamcıları domuz kurşunuyla vurup, domuz derisine sardıkları ve sırtları kıbleye gelecek şekilde gömdükleri gibi kafirliğin genlerinde var bu tür olayları yapmak.
2001 yılında Senato İstihbarat Komitesi Başkanı Bob Graham, aynı teklifi tekrarlamış ve Müslümanları domuz kurşunuyla öldürelim, domuz derisine saralım, sırtı kıbleye gelecek şekilde defnedelim teklinde bulunmuştu.
"İnanmam" diyenler 30 Ekim 2001 tarihli Hürriyet gazetesindeki haberi okuyabilir. O haberi okurken 1913 yılında televizyon olmadığı için Müslüman cesetlerine yapılan işkenceyi çevredeki bütün Müslümanları toplayarak seyrettirmişler.
"Sidikli demokrasi" dersi verenler bir taraftan görüntülü eğitimi verirken bir taraftan da kaydedip dünya televizyonları alıntılasın diye Youtube veriyorlar ki böylece Müslümanların gözü yılsın.
Başarılı olabilirler mi?
Oturduğumuz yerden masanın başında, kaloriferin dibinde, çay veya kahve içerken düşünürsek başarılı olurlar.
Ama olayın içinde olan Amerikalı uzmanlar bilirler ki Filipinler'de o olaydan sonra İslamiyet yayılmada birinci sırayı almıştır.
Yine Amerikalı uzmanlar bilir ki Guantamo'da işkence ekibinden Terry Holdbrooks Müslüman olup şimdilerde İslami konferanslar veriyor.
Yine onlardan biri olan İngiliz gazeteci Yvonne Ritley, Afganistan'da Taliban'a esir düştükten sonra onarlı yakından görünce İngiltere'ye dönüşünde dünyaya Müslüman olduğunu ilan etmiş ve 05/02/2006 Pazar günkü Vakit gazetesinde yayınlanan röportajında şöyle: "Guantanamo ve Ebu Garip cezaevlerini düşündüğünüzde, benimkisi harika bir tutsaklıktı? Bush, Taliban yönetimini dünyanın en zorba yönetimi olarak ilan etmişti. Ben şükrediyorum ki, iyi ki Amerika'nın eline değil de, Taliban'ın eline düşmüşüm." demişti.
Türk askerinin başına çuval geçirmesi, Müslüman cesetlerine işemesi veya domuz derisine sarması ve yüzüstü gömmesi onların içlerinde taşıdığı zehrin en hafifidir, dışa taşanıdır.
Rabbimiz bizi uyarıyor: "Ey iman edenler, kendinizden aşağı olanı (kâfirleri) sırdaş edinmeyin.
Onlar size kötülük yapmada kusur etmezler. Sıkıntıya düşmenizi isterler.
Onların (size olan) kinleri ağızlarından taşmaktadır.
Göğüslerinin gizlediği ise daha büyüktür.
Size ayetleri açıkladık eğer akıl ederseniz." (Al-i Imran süresi ayet 118)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



