İsmet Özel, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal olaylarını tahlil ederken gözlerini nasıl bir dünyaya açtığından hareket eder. Çünkü Türkiye'de ve dünyada meydana gelen olaylar bir zaman sonra onun hayatını belirleyecektir. Demek ister ki kişinin hayatı, içinde doğduğu topraklardan, oradaki siyasi ve toplumsal hareketlilikten ayrı düşünülemez. Bu durum giderek dünyaya doğru açılır. Geriye doğru baktığımda hemen bütün önemli adamların hayat hikâyelerinde de bu ilişkiyi görmüşümdür. En son olarak da Sezai Karakoç'a dair hazırlanan belgeselde gördüm bu etkileşimi.
Hemen belirteyim ki Gün Doğmadan adını taşıyan belgeselini galasında seyretmedim. İstanbul'da oturanlara bir kez daha gıpta ettim. Çünkü ben belgeseli televizyondan takip ettim.
Belgesel, modern insanın krizi ile başlıyor. Son model bir araba, yüksek yüksek binalar, zenginlik, şatafat, kültürel yönelimi gösteren Batı müziği ve bir köşede intihar. Bir insan tekilinde bir dünya krizi... Sezai Karakoç, Türkiye'nin böyle bir medeniyet krizi yaşadığı bir dönemde doğuyor. (1933) Belgesel ile ilgili olarak genel hatlarıyla şunlar söylenmeli: 1. Yoksunluk ve yoksulluk Hayat şartlarının Ergani gibi küçük bir Anadolu kasabası olduğu düşünülünce bu daha iyi anlaşılacaktır. Kendilerine ancak yeten bir kazanç. İslami bir gelenekten gelen aile bu yoksulluğu fahr haline getirmiştir.
Sezai Karakoç, kendi kuşağının diğer şairleri gibi lise tahsilini parasız yatılı öğrencisi olarak yapar. Bu, içinde gurbeti barındıran, kişiye devlet disiplini veren, kendi ayakları üzerinde durma bilinci kazandıran bir süreçtir. Resmi eğitimin açabileceği yaraları ve olumsuzlukları aileden aldığı terbiyeye eklediği okuma eylemiyle kapatır. Büyük Doğu ve rahmetli üstadımız Necip Fazıl onun için ikinci ve esas mektep olur. Daha önce Üstat Necip Fazıl hakkında, Arvasi Hz.lerinin onu keşfederek kendisinin konuşan yüzü haline getirdiğini ve Türkiye'nin ve Türk şiirinin gidişatını değiştirdiğini söylemiştik. Arvasi Hz.lerinin Necip Fazıl üzerinden gerçekleştirdiği inkılabı, Üstat Necip Fazıl, Sezai Karakoç üzerinde gerçekleştirir. Gerçekten Diriliş dergisinde yayımlanan anılarına baktığımızda Sezai Karakoç'un Necip Fazıl'a tam bir derviş bağı ile bağlandığını, onu mürşit edindiğini görüyoruz. Edep, samimiyet, şiir, hikmet hep bu bağlanmanın sonucu olarak doğmuştur Sezai Bey'de. Allah, insana (mürşide) kendisi gibi bir mürit ile mutlaka karşılaştırırmış. Sezai Bey'in Üstat Necip Fazıl'a gösterdiği bağlılığı (TRT2'deki anılarından öğreniyoruz ki) Rasim Özdenören göstermiştir. Bu öyle bir bağlılık ki hem şeyh bir şey öğreniyor hem mürit.
Sezai Karakoç Belgeseli dolayısıyla kıvanç duyduğum bir şeyi daha paylaşmak istiyorum. Çünkü bu büyük yazar ve şairlerimizi birleştiren bir yayın organıdır yani gazetemiz: Millî Gazete. Millî Gazete öyle bir misyon gazetesidir ki Türk düşünce ve edebiyatına ayrı ayrı üstat olmuş Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve İsmet Özel'i farklı zaman dilimlerinde bile olsa bünyesinde toplamıştır. Biz gençler bu geleneği tevarüs etmiş olmanın onurunu yaşarken; bunun getirdiği sorumluluğun da ağırlığını hissetmeliyiz. Kavramlarla anlatmam gerekirse; Sezai Bey hakkında daha önce tespit ettiğim kavramların bu belgeselde de doğrulandığını söyleyebilirim. Teslimiyet, kanaat, dik duruş, incisini içinde tutan deniz hali, bulmuş olmanın sükûneti, mavera ile sürekli irtibat hali ve rıza makamı. Ve de Peygamber Efendimize ait hüzün duygusu.
Bu yazının içinde iki kişiye daha değinmeliyim. İlki Durali Yılmaz. Belgeselde Sezai Bey'le ilgili olarak görüşlerine başvurulmuş Durali Yılmaz'ın. O konuşurken ben Durali Yılmaz'ın bir zamanlar başörtüsü konusunda YÖK'ün yasaklayıcı kararına imza attığını ve Fetva Yokuşu'nu çıkışını hatırladım ve hayıflandım. İsimlerin ikincisi, Ahmet Ertürk'tür. Gençliğe örnek olarak gösterdiğim nadir isimlerden olan Ertürk, Muhammed Esed'in Meal-Tefsir'ini Türkçeye kazandıran imzalardan biridir aynı zamanda. Ahmet Ertürk'e düşünce ve sanat dünyası adına teşekkür borçluyuz böyle bir belgeselin hazırlanmasına öncülük ettiği için. Teşekkürler Sayın Ahmet Ertürk. Var olun. Bu vesile ile Muhterem, Sezai Karakoç'a hürmetlerimizi ifade etmek bizim için zevktir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



