Bu günlerde, bir büyüğümün gençliğimde “şeytanın sağdan yaklaşması” ile ilgili uyarılarını hatırlıyorum. Daha iyisine, O’nun rızasına en yakın olana ulaşayım derken, aksine uzaklaşmaya, ümitsizliğe, hedefsizliğe varan girdabın tehlikesine dikkat çeken uyarılar. Şeytanın hilesi çok. En büyük hilelerinden biri varlığını unutturması belki de. Ya da insanı hak yolda ilerlerken, yine o yolun lisanıyla vurması. Mesela, İslâmî manada belli bir yaşama biçimini oturtmuş bir mü’mine, bu vaktin namazını da kılma diyemez o adı anıldığında Allah’a sığınılması gereken. Ama ibadetinin eksikliği ve yetersizliği, ya da abdestinin sahihliği konusunda içine verdiği evhamlarla karmakarışık eder mü’minin dünyasını. Kendini gizler. Âdeta insana, Allah’ın rızasına daha bir yakınlaşmak için duyulan endişe ve tefekkür dünyasının masum sıkıntılarını yaşıyormuş hissini verir.
Oysa bu sıkıntılar sanıldığının aksine, kulu Rabbine yaklaştırmak şöyle dursun; gitgide şükür, tevekkül ve duadan uzaklaştırır insanı. Aciz ve günahkar insanlar olarak biz yasımızı tutarken; iblis, adeta bizim terkettiğimiz ümit ve teslimiyeti, hırs ve kine dönüşmüş bir vaziyette kendi hizmetkarlarına ikrâm eder.
İçimiz yanıyor şu günlerde. Gazeteleri her okuduğumuzda gerilen yüzlerimiz, bütün gün eşlik ediyor bize. İşte, evde, sofrada, sokakta... Yaptığımız iyi ve güzel şeyleri bile göremiyoruz artık. Yetersizliğinin idrakiyle iyice bozulan morallerimiz, adeta her şeyden elimizi eteğimizi çekmemizi söylüyor. İmtihan ağır. Yol ise pek çetin görünüyor buradan. Hemen pes etmeye, hemen kırılmaya ve kırmaya pek meyilli ruhlarımız.
Düşünüyorum. Şeytan yine iş başında. Kardeşlerimizi zalimin bombalarıyla yakan ateş, bizi de sisli ve karanlık ümitsizlik bulutlarının gölgesinde bırakıyor. Oysa, “gevşemeyin” uyarısıyla ve “inanıyorsanız” şartıyla yol gösterilen bizleriz.
Öyleyse her zaman ve şimdi, Hak’tan uzaklaştırıcı, korkak, tembel ve yılgın ruh hallerini empoze eden lanetlenmiş İblis tuzaklarına karşı uyanık olmalı ve birbirimizi uyarmalıyız. O Allah’ın gül yüzlü, güler yüzlü Rasul’ü onca acı ve ağır imtihanlar altında bile, tebessümü eksik etmedi yüzünden. Daima Allah’ın rahmetinin müjdesi oldu her ne şart altında olursa olsun. Mağaradaki arkadaşına “Korkma! Allah bizimle beraber!” deyişi geliyor aklıma. O, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye inleyen mü’minlerin Rasulüydü. Sırtındaki ağır ama şerefli yükü, Rabbinin yardımıyla omuzladı. Yılmadı. O’nu gören ashabı, gayretle, ümitle ve inançla yaşamanın eğitimini aldı.
Bizler, ahir zaman ümmeti ! Rasulullah’ın “Kardeşlerim” diye hitap ettiği bizler! O’nun bu onurlu ve nurlu duruşunu kendimize rehber edinmeliyiz. Acılarımıza ve dağların kaldıramadığı ağır yükümüze, yine Her Şeyin Sahibi’ne sığınarak tahammül edebiliriz; Halimizi O’na arz ederek, mü’mine yakışır bir gayret, ümit ve her hayırlı iş için canla başla çalışma azmi içinde olarak.
Acılı günlerde yas tutan çok olur. Acının ardına sığınan da. Oysa “Hakikati inkara şartlanmış olanlar kalplerinde küstahça bir büyüklük duygusu-cahiliyye ürünü bir duygu- taşırken Allah [da] Elçisi’ne ve mü’minlere iç huzuru [nimetini] ihsan etmiş ve onlara Allah’a karşı sorumluluk duygusu aşılamıştır: Çünkü onlar bu [ilahi armağana] en çok layık olanlardı ve onu pekala hak etmişlerdi. Ve Allah herşeyi tam bilendir.” (Fetih Suresi, 26)
“Muhammed Allah’ın elçisidir; ve [sadakatle] onun yanında olanlar, bütün hakikat inkarcılarına karşı kararlı ve tavizsiz, [ama] birbirlerine karşı merhamet doludurlar. Onların [namazda] eğilerek ve yere kapanarak Allah’ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün: ONLARIN İŞARETLERİ YÜZLERİNDEKİ SECDE İZLERİDİR.
Şu, onların hem Tevrat’taki ve hem de İncil’deki temsilleridir: [onlar] filiz veren bir tohum gibidirler, sonra Allah o (filizi) güçlendirir ki sağlam şekilde büyüsün ve [sonunda] kökü üzerinde dimdik dursun ve üreticileri sevindirsin...
[Allah böylece mü’minleri sağlam ve dayanıklı/ dirençli kılar] ki onlar aracılığıyla hakikat inkarcılarını şaşırtsın. Onlardan inanıp doğru ve yararlı işler yapanlara Allah mağfiret ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. ” (Fetih Suresi, 29)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



