11 Eylül bilmece-olayının 10. yılı vesilesiyle yapılan törenler ve yayınlar ile Amerika'nın saldırgan kimlikten saldırıya uğramış mağdur görüntüsüne yöneldiği söylenebilir. Saldırıda anasının karnındaki çocuğun babasını tanımamış olması gibi yürek burkacak bireysel dramlara karşı en katı yürekler bile bir anlık da olsa şöyle bir titremişler, içten bir sızı duymuş olmalıdırlar. Binlerce bireyin hayatlarını derinden etkilemiş olan bu olayın, yolaçtığı bireysel dramları dünyanın önüne sermek, Amerika'nın erdemsizliğinin ne kertede pervasız olabildiğinin aynı zamanda ortaya konulması anlamına da gelir. Obama konuşmasında İncil'den alınan bir ibareyle, aslında Amerika'nın ruh ve zihin yapısını imaen anlattı: "Dağlar denize taşınsa bile korkmayacağız." Yani saldırganken mağdur, mağdurken mağrur, mütekebbir olma ve görünme durumlarının iç içe geçmesiyle ortaya çıkan marazlı kimlik.
İstihbarat, strateji vb. uzmanların bile 11 Eylül saldırılarını tartışmalı ve bir hayli kuşkulu ve de karanlık bulmaları bir yana; saldırının gerekçe olarak kullanılmasıyla ortaya çıkan gelişme ve sonuçlar, Amerika'nın ne kadar pervasız, tehlikeli, yıkıcı, fesatçı, acımasız ve gaddar olabileceğini ortaya koymuştur. Herhalde şu olay ibretamiz sayılmalıdır. 11 Eylül saldırısının hemen akabinde, yaklaşık bir ay sonra Afganistan hedefe konuldu. Taliban, sözüm ona yönetimdeydi. Daha önce Sovyet işgaline karşı mücadele eden "mücahitler" ittifakı iktidar ve yönetmede başarılı olamadıkları (ya da başarısız kılındığı) için "Taliban" olarak adlandırılan bir grup ortaya çıkarılmıştı. İktidardan apar-topar, paldır-küldür alaşağı edilirken, saldırıyı gerçekleştirenin "El-Kaide", onun da başında Usame b. Ladin adlı birisinin olduğu dünya kamuoyuna ilan edildi ve adeta kabul ettirildi. Aslında yakın zamanlara kadar İkiz Kulelere saldırıyla ilgili ciddi kuşkular ve failleri konusunda tartışmalar devam etmiştir. Hâlâ mantık temelinde ve bilgi ve teknoloji ölçeğinde yapılan akılyürütme ve tahlillerin, Amerika'nın resmî söylemine yoğun kuşku içinde olunması gereğini vurgular niteliktedir. Ama tıpkı Kennedy suikastinde olduğu gibi konu bağlamından ustaca yalıtılmıştır. Kennedy suikasti konusunda, resmî beyan ve uygulamaların yetersizliği, daha doğrusu gerçeği kararttığı düşüncesiyle dönemin ünlü düşünür ve yazarı B.Russell, Kennedy suikastinin uluslararası bir araştırma kurulu oluşturulup soruşturulması için çaba sarfetmişti. Vatan gazetesindeki söyleşisinde (12.9, Pazartesi) M. Kaynak, Kennedy suikastinin gerçek nedenini örtme bahanesiyle katilin kim olduğu, sorusunun öne çıkartıldığına dikkat çeker.Kendince asıl nedenin, Kennedy'nin Sovyet Rusya'nın yerine Avrupa'nın desteklenmesi ve güçlendirilmesi görüşünde olduğuydu. Tartışılmaya değmez mi?
11 Eylül saldırısı dolayısıyla Kaynak, küresel sermaye ile ulusal devlet (millî devlet) olgularının çatışma sürecini tahlil konusu etmekte. 11 Eylül saldırısının asıl nedeninin Amerika'nın küresel sermayeyi tasfiye etmek olduğu yorumunu yapıyor. İstihbarat ve iktisat penceresi böyle bir yoruma imkan verebilir ama bu gerçeğin bütününü açıkladığı şeklinde ele alınmamalıdır.
Adı bir sehiv sonucu genel bir kabule dönüşen "Amerika", temsil olunan insan bakımından da giderek genel insan tanımından soyutlanmış bir yaratığa dönüştürülmüş varlığı adeta simgeler. "Amerika" adı, 1497 yılında Kuzey Amerika'ya ulaşan tüccar ve denizci Amerigo Vespucci'nun hatırasına hürmeten, Alman coğrafyacı Weldsee Müller tarafından kullanılmıştır. Oysa Vespucci mektuplarında (1504'te yayımlanan) "Mundus Novus", yani "Yeni Dünya" nitelendirmesinde bulunmuştu. Ayrıca Kristof Kolomb, 1492-1504 yıllarında buraya ulaşmış ve dolaşmıştı. "Amerika" adı nasıl bir yanılgı sonucu meşhur olduysa, "Amerikalı" denilen varlık türü de genel insan türünden adeta yalıtılmış bir varlıktır. Denebilir ki bir şâz, yani "irregular'" varlıktır. İnandığını söylediği ve uğruna mücadele ettiği şey, aslında inkâr ettiğidir. Erdem, özgürlük, adalet, insanlık, doğruluk, iyilik ve güzellik vb. kabul edip uğruna mücadele ettiğini savunduğu her değerin Amerika ve Amerikalı tarafından nasıl yokedildiği, kısa tarihinde sayısız örneklerle ortaya konulmuştur. Kızılderili yerli soykırımı, ondokuzuncu yüzyılda Meksika'ya karşı yapılan savaşlar ve buna karşı Henry Thoreau (1817-1862)'nun "Sİvil İTaatsizlik" (Civil disobediénce')'ı, Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombası, Irak ve Afganistan-Pakistan'da sürüp giden vahşet ve katliamlar, en katı bir şekilde karşı olduğunu ve mücadele ettiğini ileri sürdüğü komünizmin temsilcisi Sovyet Rusya'yla anlaşmalı "Soğuk Savaş"ı, vb. nasıl bir ruh ve zihniyet ile insanlığın karşı karşıya bulunduğunu gösterirler.
11 Eylül'ün bireysel mağdurları, gerçek suçluyu arıyorlarsa, o hemen yanıbaşlarında, hatta içlerinde mağdur rolüne yatmış olarak durmaktadır.
İKİÖLÜM
Geçen hafta ve önceki haftalarda iki inanmış ve temiz insan Hakk'a yürüdü. Öğretmen Hayrettin Ladikli ve Mustafa Şirin. Sevgili kardeşim Mustafa'yı son olarak birkaç yıl önce, Osman Nalbant'ı Samandıra'da ziyaretimizde görmüş ve hastalığından dolayı tarifsiz bir acıyı yaşamıştım. Mustafa'yı, Yüksek İslâm Enstitüsü (bugünkü Marmara İlahiyat)'nde öğrenciyken sınava girerken Ankara Siyasal'a başladığında tanımıştım.Benden sonra Maraş İmam-HatipOkulunu bitirmişti. Edebiyat'ın Akay Yokuşu'ndaki bürosuna götürmüştüm. Siyasal'ı bitirdi, bir ara İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. Sonra DPT'ye geçti ve Parkinson hastalığına yakalandı. Eski Diyanet İşleri Başkanı ve MSPMilletvekili muhterem Lütfi Dğan hocanın kerimeleriyle evlendi.
Saf, hüznünü hep içten ve içinden yaşayan sevgili Hayrettin Ladikli öğretmenlik, yöneticilik yaptı. Henüz yasası olmayan Eğitim-Bir Sendikası'nın teşkilatlanma esnasında tanıdım onu. Bayrampaşa teşkilatının kurulmasında Hikmet, Asım gibi öğretmen arkadaşların içinde yer aldı. Tansiyon, kalp, şeker hastalıklarından muzdaripti ve zorunlu olarak erkence bir yaşta emekli olmuştu.
Her iki dost ve kardeşe, rahmet, mağfiret diliyorum. Ailelerine, dost, arkadaş ve yakınlarına da sabır...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



