Bir Ramazan acısıyla, tatlısıyla, güzellikleriyle, üzücü hâlleriyle geride kaldı. Bir bayramı yaşıyoruz hüzünle, acıyla ve sevgiyle.
Üzerimize ağan bir yalnızlık var. Bunu kaldırabilmek bazen çok güçleşiyor.
Bezginlik, pesimizm, yorgunluk, bıkmışlık hâllerimizden değil. Her an kendimizi yenileyebiliyor, diri tutabiliyoruz. Olması gereken de budur. Oruç, namaz, ibadetler gerek gündelik gerekse yıllık dönemlerimizde yenilenmemizi sağlıyor.
Çocukluğumuzdan beri bilincimizi oluşturan güzellikler var. Köyde evimizden çıktığımızda, örtmemizin üzerinde karın altında dururduk. Üzerimize lapa lapa yağardı, karları avuçlarımıza alırdık. Onlar birer melek gibi konarlardı. Şekillerini incelemeye bile vaktimiz olmazdı. O kadar güzel yağarlardı ki. Her kar tanesinin melekler tarafından indirildiğini bilirdik. Her güzelliğin meleklerle olduğunu ta o zaman bilirdik. Karlar meleklerin kanatlarında inerdi.
Dar çerçevede de olsa, köy hayatında üç günden fazla küskün durulmazdı. Bu bize haram kılınmıştı.
Müslümanların en çok gereksinim duydukları şey sevgidir. Sevgiyle, merhametle, aşkla yoğrulmuşlardır. Düşünce hayatımız bunun üzerine kuruludur.
Türkiye'de zor dönemler geçirdik. Bulunduğumuz çevre sağ ve sol çatışmalarının olduğu bölgeydi. Köy enstitüsü mezunu sosyalist öğretmenler, gerilimli mezhep duruşları baş döndürücüydü. Elâzığ İmam Hatip okuluna geldiğimizde, şehrin üst tarafı bir mezhep ve sol kalesiydi. Şehrin bir bölümü ülkücülerin, sağcıların güdümündeydi. Şehir bir dönem gergin bir yayın üzerinde duruyordu. Her an gerilim yayı vınlayabilir bir yerde bir şeyler olabilirdi. Düşünce hayatımızı, o dönemde belirleyen öncülerin uyarıları, yazıları, hitabetleri bize yol gösterici olmuştu. Üstat Sezai Karakoç'un Dirilişte temel aldığı vurgular bize yol göstericiydi. Kur'an'dan alıntıladığı bir ayet bizim için temel bir bakış oluşturmuştu. "Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir, bir insanı diriltmek bütün insanlığı diriltmek gibidir." Bu temel bir tezdi. Benim için önemli bir leitmotiv olmuştu.
Siyasi hareketimiz başladığında gençliğimizin olaylardan uzak tutulmuştu. MTTB, Akıncılar gençlik örgütleri içinde aktif yer aldık. Öğrenci olmamıza karşın MSP'nin gençlik kollarındaydık. Bize aşılanan hep sevgiydi, şefkatti, kardeşlikti. Bütün bu hareketin içinde hiçbir zaman kardeşlik ötesi bir hâl yaşanmamıştı.
MSP Doğu Anadolu gençlik bölge toplantısını Diyarbakır'da yapmıştı. Biz Elâzığ'dan bir otobüsle katılmıştık. Ergani'ye vardığımızda Zülküfl Peygamberin makamı hizasına geldiğimizde okunan Fatihalar, dualar içimizi titretmişti. Diyarbakır'a varmış orada da şehrin manevi makamları ziyaret edilmişti. Bu makamlarda nasıl da heyecan duymuştuk. Diyarbakır'ın fethini gerçekleştiren şehitlerin makamı bizi sarsmıştı.
Toplantıya katılmıştık. O zaman kurulan CHP-MSP koalisyonu yeni açıklanmış İsmail Mütfüoğlu Adalet bakanı olduğunu orada haber almıştı. Toplantımıza konuşmacı olarak katılmış, bize öğütlerde bulunmuştu. Olaylardan uzak durmamızı, çatışmalara ve gerilimlere girmememizi öğütlemişti.
İslâmî düşünce hareketinde yer alan düşünürler, yazarlar, siyasiler gençliğin olaylardan uzak durması için büyük bir çaba içindeydiler. Milli Görüş hareketi, Erbakan Hoca öncülüğünde hiçbir zaman nefret oluşturacak, öfkelendirecek, düşmanlık oluşturacak bir durum içinde olmamış.
Erzurum'a geçtik. Orada solcuların gücü yoktu. Biz, İmam Hatip Okulu mezunu olarak üniversiteye İmam Hatip okulu diplomasıyla giren ilk ekiptik. Türk Dili Edebiyatı bölümümüzün öğrencilerin yarıdan fazlası İmam Hatipliydi. Karşımızda ülkücüleri bulduk. Amfilerimizi bastılar, baskı yapmaya, bizi sindirmeye çalıştılar. Bu kardeşiniz de onların ölüm listesinde yer almıştı. Direnişimiz bilinçleydi. Olaylardan uzak durduk. Bizi olaylara çekmeye çalıştıkça soğukkanlılığımızı koruduk. Merhum Metin Yüksel'in ve diğer kardeşlerimizin şehadetlerinde bile heyecana kapılmadık. Olaylara girmedik. Nefretin içinde yer almadık.
Şimdi Milli Görüş mensubu kardeşlerimin, kardeş kavgasına ve nefretine neden olacak her hâl ve davranıştan uzak kalmalarını öğütlüyorum, bir ağabey olarak. Nefret nefreti, aşk muhabbeti getirir. Sevgiyle bir bayram kucaklaşması yapalım. Dünya Müslümanlarının bölünme ve parçalanmalarına hep hayıflanmışızdır. Buna biz fırsat vermeyelim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



