Milletini, dinini, vatanını, canından daha fazla sevdiğine inandığım muhterem Erbakan Hocamız, 29 Ekim 1926 tarihinde dünyaya geldi. O gün, bugün vatan, millet ve bütün insanlığın mutluluğu için çalışan Erbakan Hoca, Önüne konulan engellere aldırmadan, sabırla yoluna devam etmiştir. Yalan, yanlış sözlerle kendisini karalamak isteyenlere, şuursuzca ve fütursuzca hakaret edenlere, anlamlı bir tebessümle cevap vermiştir
Evet Hocam; duruşunla, bakışınla, ilminle insanlara örnek oldun. Fikir ve düşüncelerini saklamadan, herkesime anlayacağı lisanla ders verdin. Zaman ve mekânların olumlu ve olumsuz şartlarına bakmadan, Hak davayı anlatmaya gayret ettin. Bilgi birikimini, tecrübeni insanlığın mutluluğu için seferber ettin. Ömür sermayeni hiç çekinmeden, ülkene, milletine ve bütün insanlığa vakfettin.
Hak davayı anlatma uğurda yılgınlık göstermedin, zalimlerden korkmadın, fasıkların dedikodularından yılmadın. Azimli, sabırlı, gayretli çalışmalarınla insanların ufkunu açtın. Sarsılmaz inancınızı ve azminizi gören insanlardan, bir kısmı sizleri kıskandı, bir kısmı parmak ısırıp seyretti, diğer bir kısmı da ümitle sevinç gözyaşları döktü.
Ufku dar olan siyasetçilerin ufkunu açtın. Renksiz siyaseti renklendirdin. Milletin gözündeki sis perdesini kaldırdın. Balkanlardan Kafkaslara, Kuzey Afrika'dan, Orta Asya'ya kadar uzanarak, İslam âleminin ümit ışığı, ırkçı Siyonistlerin korkulu rüyası oldun.
D-8' ve benzeri projelerinizi hayata geçirerek, Siyonist şer güçlerin planlarını bozarak, Ülkenin büyüklüğünü bütün dünyaya ilan ettin. Türk Milletine, İslam âlemine cesaret ve güven verdin. Kulluk görevinizi yerine getirirken, korkusuzca meşru olan tedbirleri alarak, gelecek nesillere örnek oldunuz.
Bu güzel hasletinizle mensuplarınıza ve sevenlerinize, kul olarak, takdirden değil tedbirden sorumlu olduğumuzu hatırlattınız. Hiçbir tedbirin takdiri değiştirmeyeceğini inanarak, Yüce Allah'ın takdir ettiği neticeye razı oldunuz, oluyorsunuz.
Milletvekilliği, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, parti birinciliği, seni o kadar ilgilendirmiyor. Seni ilgilendiren halkın anlayışı, halkın isteği, halkın mutluluğu ve halkın birlikteliğidir. Bu uğurda gece gündüz çalıştığınıza, gücünüzün son noktasını zorlayarak, son nefesinize kadar Hak dava yolunda emin adımlarla yürüdüğünüze, millet şahittir biz de şahit olduk.
Hayatınız boyunca ülkenin kalkınması, milletin huzur ve refahı için, Hasbilik içinde kalarak, hesaplı planlar yaparak siyasi stratejiler belirlediniz. Belirlediğin stratejiler ortaya koyduğun planlar doğrultusunda, büyük bir azimle ve sabırla çalıştın, didindin, direndin. Zaman geldi mahkûm oldun, yasaklandın. Seni anlamayan veya anladığı halde anlamak istemeyenler, mahcup oldukları halde, zaman seni hep haklı çıkardı. Onurlu bir şekilde yaptığın haklı mücadeleni aziz milletimiz, İslam âlemi özleyerek takdir etti ve ediyor.
Evet Hocam, sen insan sevgisi ve iman yüklü barış hazinesisin. Sen, Hak puanla ölçülmez diyen, Hakk'ın hizmetkârısın. Sen bilinmez anlaşılmaz değilsin. Hakk'ın ne olduğunu şuurla anlayarak üstün tutanlar için, Hoca'yı anlamak kolaydır. Hakkı anlamayanlar ile üstün tutmayanlar Hoca'yı anlamaları zordur.
Erbakan Hoca'yı, şan, şöhret, mevki, makam ve menfaat peşinde koşanlar anlayamaz. Hoca'yı; Hakk'a teslim olmuş, sebeplere sarılan, takdire inanan insanlar anlıyor ve anlayacaktır. Hoca'yı; Bosnalı, Kosovalı, Çeçenistanlı, Afganlı, Azerbaycanlı, Filistinli, hülasa mazlum ve mağdur olan insanlar anlıyor ve özlüyor.
Hoca'yı anlayan Siyonistler, Hoca'dan nefret etmeleri hayret verici değildir. Hayret edilen şey Müslüman'ın Müslüman'ı sevmemesidir. Mazlum ile zalim arasında kalan, tuzları nemli Müslümanlar, nefislerinin tesirinde kaldıkları için Hoca'ya destek veren mazlumlarla beraber olamıyorlar.
Ülkenin yönetiminden bin bir entrika ile uzaklaştırılan Erbakan hocanın durumuna en çok sevinen ırkçı Siyonistler olmuştur. Üzülerek ifade edelim ki, aynı sevinci bir kısım şuursuz Müslümanlar da paylaşmaktadırlar.
Şuursuz Müslümanların sevinçlerinden kızıp, davasından vazgeçeceğini zanneden şer güçler, Erbakan Hoca'nın azmi ve dirayeti karşısında, sinir krizleri geçirerek kahr olduklarını da görüyoruz. Aziz milletimiz özü itibariyle Siyonizm'i ve emperyalizmi sevmediği halde, şer güçlerin yaptıklarına hâlâ uyanamayarak, Siyonizm'in değirmenine su taşımaları ayrıca ele alınması gereken bir husustur.
Türkiye'de temel insan hak ve özgürlüklerin kâmil manada gerçekleşmesi için, bu uğurda cesur adımlar atılması gerekir. Bu adımları atacak insanların ufku geniş, kalpleri merhametle dolu olmalıdır. Erbakan Hocamız hayatı boyunca gönül fatihliği yaparak milleti aslına özüne davet etmektedir. Türkiye emin adımlarla yoluna devam etmesi için kaderin gizliliğinde yatan doğum sancısının ıstırabını ancak Erbakan Hoca ve onun gibi düşünenler çekebilir.
Erbakan Hoca; Her türlü dünya nimetini ve itibarını bir tarafa bırakarak mazlum milletlerin hakkını arayarak Hakkı üstün tutmuştur. Bu üstünlüğü şer güçler ve onların paralı yalakaları anladığı halde aziz milletimiz anlayamamıştır. Üzülerek ifade edelim ki yılarca Hoca'nın yanında yer alan bir kısım insanlar da, Hoca'nın ne siyasetini ne de siyasi stratejilerini anlayabilmiş değillerdir. Yaptıkları yanlış çıkışlarla sadece Hoca'ya ayak bağı olmuşlardır.
Erbakan Hoca, hitabetindeki etkileyici ustalığını, ilim, irfanla şekillendirerek, büyük kitlelerin bilinçleşmesini becermiştir. Ülkemizde ve dünya siyasetinde meydana gelen, değişim ve dönüşümlerin öncüsü Erbakan Hoca'nın olduğu unutulmamalıdır. 21. asrın bilge insanı ve siyasi dehası olduğunu bugün yazamayanlar yarın ister istemez yazacaklardır.
Erbakan Hoca'nın, gürültüler içinde yaptığı gürültüsüz devrimlerini görebilenler Hoca'nın büyüklüğünü takdir etmekte, Siyonist şer güçler de çatlamaktadır. Sanayicisinden iş adamına, çiftçisinden köylüsüne, basınından parlamentosuna, işçisinden patronuna, memurundan bürokratına, polisinden askerine kadar her kademedeki insanlar Hoca'nın ilminden ve fikrinden istifade etmiştir.
Hocamıza olan sessiz takdir, açık takdirden çoktur. Gün gelecek bu sesiz çoğunluk yönetimde söz sahibi olacaktır. O günleri Hocamız ve bizler görür müyüz bilemeyiz. Geleceği Yüce Allah bilir. İstanbul'un fethini müjdeleyen Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) İstanbul'un maddeden fethini görmemişlerdir. Biz de geleceğin iktidarını görmezsek çok önemli değildir. Asıl olan, beklenilen Adil Düzen iktidarının temellerine ihlâsla taş koymaktır.
Sözün özü, Erbakan Hoca, geçmiş ve gelecek arasında güçlü bağlantılar kurmaya çalışan maddi manevi bir köprüdür.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



