Zamana bir çentik atmak icap edecekse eğer elbette tarihe kalacak çok materyal birikmiş olur. Zihnimizi meşgul eden bizi rahat ettirmeyen meseleler girdabında bocalayıp duruyoruz zannımca. Maalesef yaşadığımız şahidi olduğumuz bu kutuplaşma, ayrışma, didişme, sürtüşme halleri hep vardır da bazen sessizliğe çekmiş olur kendini veya kendini esas unsur sayan tarafın kendini güçlü, dirayetli, buyurgan ve her şeye hâkim olduğunu var sayarak bu olgunun üstünü kamufle eder, bir şekilde örter. Yoksa başka bir şey değildir aslı bu işin. Yani baştan beri vardır kutuplaşma, çekişme vaziyetleri. Şimdi ne olmuştur peki, şimdi kendini elit, hâkim zümre yerine koyan gurup yavaş yavaş alandan uzaklaştırıldığının farkına varmıştır. Yani eskiden olduğu gibi bir kesim seçilmişlik payesi adıyla seçkincilik makamında oturamıyor olacak bundan sonra. İnsanlar artık pastayı bölüşelim diyor. Pastadan pay istiyor ve onu da her zorluğa rağmen almaya başlıyor. Darbeler, bastırmalar ve bilumum çelme takmalar yavaş yavaş akamete uğruyor, bozuluyor, çözülüyor, bir zaaf potansiyel olarak kendi bölgesine çekilmeye mecbur kalıyor.
Diğer tarafta sanat edebiyat alanında da durum bundan farklı değildir. Çeşitli guruplar, gettolar, klikler, çeteler, oluşumlar bu alanda boy göstermekteler. Her derginin etrafında kümelenmiş kalem erbabı kendinden başka kalemkâr tanımamakta ve meydanın yalnız kendine ait olduğunu var saymaktadır. Bu ibret alınacak tavır ve davranışları gözlemlemek geleceğimiz için önemlidir. Belki de olması gereken budur. Böyle durumlar vardır var olmasına ama gene de varlıkları bir çeşitlilik bir çokseslilik oluşmasına yardımcı oldukları için çok da hor görmemek icap eder. Böyle olmasa iyi edebiyat eseri de çıkmayabilir muhtemelen.
Peki, bunlar oluşmaya başlamıştır da bize düşen nedir? Bu tespitimiz bizi şimdilik duyarsızlaşmaya mı bırakıyor. Hani neredeyse şimdiki zaman itibariyle tez elden vaziyeti kurtaracak veya durumu kotaracak bir imkân görünmüyor mu? Bekle gör meseli burada bizi düşünmeye sevk ediyor tabii. Beklemek denilen bir anlayış olmalı. Sabırla karşı durumu izale edecek davranışlar içinde bulunulmalı. Klâs bir duruş sergilemek gerekiyor tabii böylece.
Şimdi Türkiye'nin yaşama alanında çeşitli kategorileri var. Yurttaş olarak bulunuyorsunuz, nasıl yaşayacağınız kurallara bağlanmış. Bu da dünya hayatına nasıl bakacağınızla alakalı bir durumdur. O diyor ki sen bu pencereden bakacaksın. Zinhar, öteki pencerelerden bakmayasın. Bakarsam ne olur? Diyorsun. Onlar da, seni döveriz, diyorlar. Mesele budur. Dayak yemek veya dayak yememek meselesi... Eğer nazik bir bedene sahip ise insan hiçbir şeye karışmıyor, öylece yaşayıp gidiyor. Yok, ben bu durumdan rahatsız oluyorum deniliyorsa o zaman iş değişiyor tabii. Düşünsel ve eylemsel anlam zahmetli bir sorudur. Özgürlük de öyle kolay elde edilecek bir şey değildir...
Her dönemin şartları değişik oluyor. Tabii değişmeyen temel şeyler var. 60 ihtilali çok konuşulan, çok yaralar açan ve belki de daha tam anlam ve içeriği açıklanmamış bir darbenin adıdır. Günahlarla sevaplar birbirine karışmış, hayırlı ve hayırsız işlerin dökümü yapılmamıştır. O dönemin bedelini ödemiştir insanlar. Ama gene de bana göre çok karışık bir dönemdir. Bir taraftan ezan asli şekliyle okunmuş bir taraftan da batının yaşayış tarzı çok rahat bir şekilde kendine yer bulmuştur. Bana bir ikilem gibi geliyor o on yıllık dönem. 71 muhtırası daha değişiktir. Burada biraz daha netleşen faktörler devreye giriyor. Ekonomik falan diyorlar ama ben inanmıyorum. İnsanların gözlerini başka şeylerle perdeleyip yapacaklarını yapıyorlar herhalde. Pek inandırıcı gelmiyor insana bu var sayım. 80 darbesi malum, öncesinde bir Konya mitingi vardır. Sanıyorum bunda rejim kendini çok fazla sıkıştırılmış sanmakta ve kendini güya koruma altına almaktadır. Bu da inandırıcı gelmiyor. Temel mesele halk çocuklarının iktidara yürümesi olabilir mi acaba diye düşüncesi zuhur ediyor bu defa?
Şimdi işler daha renkli malzemelerle kotarılıyor olsa gerek. Öyle ki bitmek bilmiyor bir türlü taraflar arasında ki mücadelenin rauntları. Adeta bitmez bir boks maçı gibi. Kroki durumları devam ediyor ama hâlâ nakavt olan yok.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



