milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • "KENTSEL DÖNÜŞÜM, AFETLERİN TEHDİT ETMEDİĞİ BİR GELECEK VADEDİYOR"
  • HAVUZ TEMİZLİĞİNİ KOLAYLAŞTIRAN VE SU TASARRUFU SAĞLAYAN PROJE
  • ELEKTROMANYETİK DALGALARIN ARILARA ETKİSİ ARAŞTIRILACAK
  • DEMİR BARİYERLER OK GİBİ SAPLANDI, YOLCULAR ÖLÜMDEN DÖNDÜ
  • DESTİCİ: 'DOSYA KAPATILIYOR MU' ENDİŞESİ TAŞIYORUZ
  • YAĞIŞLAR TRAKYA'DAKİ BARAJLARI DOLDURDU

Senin buradan gitmeni istiyorum diyen bağnazlar

12 KASIM 2011
CMT 01:05

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Tahammülsüzlük böyle bir şey. Başörtülü üniversiteli kız, "Atatürkçüyüm" demesine rağmen, 10 Kasım törenlerinde tardediliyor.

Olay İzmir'de geçiyor. Atatürk'ün 73.ölüm yıldönümü anma töreninde resmen sözlü tacize uğruyor. İnternet yayınlanan video görüntülerine bakıyoruz; ufak tefek bir "kokona" başörtülü kıza yaklaşarak, "Senin buradan gitmeni istiyorum" diyor.

Gerekçeye bakar mısınız: "Bu insanların karşı devrimin bir ürünü olduğunu göremiyorsanız, sizinle konuşacak hiçbir şeyim yok" diyor.

Aynı gün Mümtaz'er Türköne'nin köşesinde şu satırlar yer alıyordu:

"Atatürkçülüğün bir tür; cehaleti, kifayetsizliği, ilme ve fikre uzaklığı ve bağnazlığı gizlemek için icat edilmiş bir maske olduğun uzun yıllar boyu tecrübe ederek öğrendim."

"En hızlı Atatürkçü öğretmenlerimiz en şekilci, en anlayışsız ve en despot hocalarımızdı. Aklımda, öğrettikleri tek bir şey bile yok. En hızlı Atatürkçü akademisyenler evrensel bilimi bir kenara, bu ülkeye bile toplu iğne ucu kadar katkıda bulunamamış, sadece unvanlarıyla geçinen adamlardı. En yiğitleri, benim talebeliğimde sadece Türkçeyi bozmakla uğraşır, uydurdukları yeni Öztürkçe kelimelerle bilim adamlığı taslarlardı.

Geride bir dogma bırakmadığını söyleyen, sadece aklın ve bilimin rehber alınmasını vasiyet eden büyük bir devlet adamının sözlerini eğip bükerek ilkel bir ideoloji icat etmek ve ne olduğu bir türlü anlaşılamayan bu ideoloji ile devletin bütün imkânlarını kullanarak körpe beyinleri yıkamak mutlaka bir art niyete dayanmalı. Atatürkçülük, silahla desteklenen bir oligarşinin yönetme hakkını meşrulaştırmak adına seferber edilen bir ideolojiydi. Ne Atatürk'le, ne Atatürk'ün bizlere çizdiği ufukla ve bıraktığı mirasla yakından uzaktan alâkası yoktu.

Birileri Atatürk'ün çatık kaşlı, asık suratlı büstlerinin arkasına saklanarak halka karşı kendi yönetme ayrıcalıklarını sürdürmeye çalıştılar. Birbirinden farklı yığınla Atatürkçülük vardır. Hepsinin ortak paydası demokrasi hazımsızlığıdır.

Bu sığ ve ilkel ideoloji, bütünüyle geçekliğin çarpıtılmasına dayandığı için ülkemizin ilmen ve fikren gelişmesine engel oldu. Bu zorba azınlığın iktidarını sürdürebilmesi için herkesin Atatürkçü olması gerekiyordu. Atatürkçü olması için de çocukça yalanlara, çarpıtmalara herkesin inanması gerekiyordu. Gerçeklik duygusu ters yüz edilmiş bir toplumdan hangi başarıyı, hangi performansı bekleyebilirsiniz? Allah'tan Atatürkçülük metazori, dar ve sıradan beyinler tarafından üretildiği için akıl ve izan sahiplerinin idrak duvarını geçemedi. Bu yüzden arkasında kanunlar ve yönetmelikler olan devlet törenleri ile sınırlı kaldı." (Zaman, 10 Kasım)

Kuşku yok ki, bu satırların yazarına çok kızan Atatürkçü köşe yazarları, karşı atağa geçerek gereken cevabı yapıştırdı!

Ancak artık bazı gerçekleri görmenin zamanı gelmedi mi?

Siyasi parti yapılanmasında bile "tek adam" oligarşisi"ne karşı çıkanlar, yıllardır yasalarla korunan ideolojik yapılanmaya göz yumdu.

Aslında İtalyan Tarihçi-filozof Machivelli'nin şu sözlerini hatırlatmak isterim:

"Eğer bir Cumhuriyet ya da krallık, tek bir adam tarafından yapıldıysa, eski kurumları tamamen reforme etmek genel bir kuraldır" diyor.

Tek adam ideolojisinin temelinde yatan gerçek, başkalarına hayat hakkı tanımamaktır.

Yani, Cumhuriyeti kuran kadronun, tarihsel olarak bir kökü yoktu. Çünkü geçmişle olan bağlantıyı sağlayan köprüyü tamamen yıkmışlardı. Bu yüzden "ideolojik" boşluğu "resmi ideoloji"yle doldurma gayretine girdiler.

Ne yaptılar:

-Tek adamın kişiliği etrafında bir "kült" oluşturdular.

-Milli Mücadeleyi "yeni yönetici" sınıfın ihtiyaçlarına göre "olmasını istedikleri" gibi yorumladılar.

-Tek Parti dönemi devrimlerini "abartarak" gerçekleştirdiler.

Sözüm ona Cumhuriyet aydınları(!) resmi ideoloji üreticisi ve yayıcısı durumuna düştüler.

Resmi ideolojiyi kendilerine misyon edinenler devletle olan ilişkilerini ve devletle olan konumlarına özel bir statü kazandırdılar. Bu da anti/demokratik, tek tip, bağnaz bir düşünce yapısını doğurdu.

Zaten "resmi ideoloji"nin kökünde, iktidar odakları tarafından üretilmiş, devletin içinde önemli konumlarda bulunan, kendi içinde belirli bir devamlılık bulunan bir kitlenin oluşturduğu oligarşi yatmaktadır.

Resmi ideoloji, her şeyden önce, propaganda yapabilme kabiliyetine, kısır eğitim sistemine sahiptir. Bu yüzden resmi ideolojilerde propaganda yeteneği önemli bir güçtür.

Amaç, devletin varlığını ve muhtevasını halktan üstün tutmaktır. Nitekim her resmi ideoloji "halkın refahı ve iyiliği" noktasından hareket eder ve bunu hedef gösterse de, asıl amaç, araç durumunda bulunan devletin sorgulanamaz kutsallığı ve varlığıdır.

Resmi ideoloji "kutsal devlet" anlayışını önceleyecek her türlü destekleme için kendisine ait bir manevra alanı oluşturur. Özelikle bu ideolojinin eğitim ve öğretim kurumları üzerindeki baskısı ve tahakkümü, modern devletin propaganda araçlarının "kurumsallaşması" ile açıklanabilir.

Her neyse... Bu hamur çok su götürür. Tahammülsüz kafaların yersiz atraksiyonları İzmir'de pişmiş kelle gibi sırıttı.

"Senin buradan gitmeni istiyorum" gibi bağnaz ve küstah kovuşturmalar artık bitsin istiyoruz. Zira, bir başkası da "Ben de senin buradan gitmeni istiyorum" derse ne olacak?

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 12.11.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: bağnaz, cehalet, tahammülsüz,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Davut Şahin

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Faiz zaten haramdı
    2. İşgalci nasıl "yerleşimci" oldu?
    3. Spor terörizmi: Holiganizm
    4. "Başkanlık Sistemi" dedikleri
    5. Yatacak yeri olmayanlar
    6. Gündem notları
    7. İngiliz emperyal gücün simgesi: James Bond!
    8. Psikolojik harekatın en güçlü silahı
    9. İntikam soğuk yenen bir yemektir
    10. 28 Şubat'ın son savunucusu: Ertuğrul Özkök
    1. Dindar nesil, ama nasıl?
    2. Psikolojik savaş eğitimi alan 7 gazeteci kim?
    3. Time kapağının şifreleri
    4. Spartacus'un ölümü
    5. Bismillah
    6. Sirkeci Garı'nda "Hür tefekkürün kaleleri"
    7. Sessiz gemi
    8. Kanuni ve torunları
    9. Yahudilerin propaganda silahı: SİNEMA
    10. Özel hayatlar
    1. Hayat bir eğlenceden mi ibaret?
    2. Yemin mi, ant mı?
    3. Canavar evlatlar
    4. Dile kolay, 40 yıl!
    5. Bismillah
    6. Güzellik ve ucube kavramları
    7. Kanuni ve torunları
    8. Danıştay'ın refleksi
    9. Yahudilerin propaganda silahı: SİNEMA
    10. Domino taşları İsrail’i de devirecek mi?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Demir bariyerler ok gibi saplandı, yolcular ölümden döndü
    2. Destici: 'Dosya kapatılıyor mu' endişesi taşıyoruz
    3. Yağışlar Trakya'daki barajları doldurdu
    4. BM: Hule'deki çocukları Şebbihalar katletti
    5. Avustralya iki Suriyeli diplomatı sınır dışı ediyor
    6. İran'a yeni bir "siber" saldırı
    7. "Telefonlar ile tablet bilgisayarlar gözleri kurutuyor"
    8. Sokaklarından çöp ve kanalizasyon suyundan geçilemeyen şehir: Kerkük
    9. Ülkelerin "kötü alışkanlıklar" raporu
    10. Anaç sığır ve buzağı desteklemeleri, bugün yatırılıyor
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek