milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HAVUZ TEMİZLİĞİNİ KOLAYLAŞTIRAN VE SU TASARRUFU SAĞLAYAN PROJE
  • ELEKTROMANYETİK DALGALARIN ARILARA ETKİSİ ARAŞTIRILACAK
  • DEMİR BARİYERLER OK GİBİ SAPLANDI, YOLCULAR ÖLÜMDEN DÖNDÜ
  • DESTİCİ: 'DOSYA KAPATILIYOR MU' ENDİŞESİ TAŞIYORUZ
  • YAĞIŞLAR TRAKYA'DAKİ BARAJLARI DOLDURDU
  • BM: HULE'DEKİ ÇOCUKLARI ŞEBBİHALAR KATLETTİ

Selamünaleyküm kovboy

23 TEMMUZ 2005
CMT 19:13

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Anlattığınız hikaye eğer artık yabancılaştığınız bir dünyayı anlatıyorsa, olayı nasıl canlandıracaksınız? Mesela değerler sistemini modernitenin kucağında, çağdaşlık sayıklamalarıyla geçiriyorsanız ve nostaljik, bir ticari kaygının yol açtığı uyanıklıkla filmlere imza atmaya hazırlanıyorsanız yolunuz açık olsun! Siyah beyaz dönemden bugüne Yeşilçam’ımız pek bir başarılı örnekler vermiştir. Daha doğru dürüst tarih kitaplarının bile ilgi görmediği, geçmiş yaşantıların bizim için bir şey ifade etmediği gerçeğini değiştirmeden yola çıkarsanız asırlar öncesinden bir inançsız insanın "Ya Hazreti İbrahim" dediğine şahit olabilirsiniz. Çünkü filmi çekenler o yıllarda insanların "Hazreti" kelimesini duyduklarında manevi taraflarını hatırlayacakları düşüncesiyle şevkle yapıyorlardı işlerini. Motor sesinden sonra çalgı çengi ve meyhane havalarından çıkılıyor ve adı üstünde 'dini' bir versiyon çekiliyordu. İşin daha da ilgincini çocuk yaşlarımda fark etmiştim. Videodan izlediğim peygamberlerin hayatını anlatan filmlerde dansözler oynuyordu. Herhalde Araplar denince aklımıza dansları geliyordu. Halbuki şimdi öyle mi ya! Yerli malı mezdekelerimiz var ama nedense o güzelim ağlamaklı sahnelerde insanı güldüren filmler yapılmıyor. Cüneyt Arkın'ın tarihi filmleriyle dalga geçmeyi maharet sayanlar işin bu yönündeki kabalığı hiç bir zaman göremediler. Kostümünden tut oyunculuğa, oynayacağı karakteri bilmemeye, 'dini film çekiyoruz, daha ne olsun' mantığından 'boş ver aldırma'ya kadar farklı mantalitelere kucak açan bu filmci abiler hiçbir zaman işinin ehli isimlerle yaptıkları işi kotarmayı düşünmemişler midir acaba? Çağrı filminin yerlisini de biz yapmışızdır, film öyle değil böyle mahvedilir demek için her halde, hiç bir masraftan kaçınılmamıştır. Hatta denilebilir ki bugün bile ekranlara getirilen bu filmler gülmece kuşağında Rahmetli Kemal Sunal'ı geçmeye adaydır. Maharet sadece filmin konusunu bilmemekte de değildir. Bir kere canlandırılacak olan toplumun örneğin 70'li yılların Türkiyesi'ndeki insanlardan bir farkı vardır; elbiseleri. Ha bir de o güzelim kitabi cümleleri... Yine de siyah beyaz bir dini film gördüğümde ilgiyle izlemek istiyorum. Ne de olsa bir türün ilki bunlar. Özellikle insanların dinleriyle ilgili geniş malumatlara sahip olmadıkları yıllarda yapılmıştır bu filmler. Ve henüz Yaşar Nuri ilginç fikirleriyle aydınlatmaya başlamamıştır toplumu. Örneğin o yıllarda, yerli çağrı versiyonu çekiliyor. Hz. Bilali Habeşi, Kabe'nin üstüne çıkıyor ve ezan okumaya başlıyor. O da ne? Okunan ezan Türkçe değil. Hemen bir açık oturum sağdan soldan, orta yoldan, karma, derme çatma her görüş sahibinin engin görüşleri ve bilgi açlığı içinde olan halkımızın aydınlık soruları: Hocam biz Türküz. Filmi biz izleyeceğimize göre Bilali Habeşi'nin ezanı Türkçe okuması caiz değil midir? Hocam bu sarıklar çok itici, bu kıyafetlerin modern olması sağlanamaz mı? İşi abarttım galiba. Ama ne yapalım burası Türkiye. (Bu arada Muharrem Coşkun bu Türkçe Ezan, Türkçe Hutbe, Türkçe Kur’an meselesini irdeleyen güzel bir belgesel yaptı. İnşallah izleyeceğiz ilerde) Dini konularda herkesin rahatlıkla konuşabildiğini, hatta bunun hayranlıkla karşılanabildiğini unutmamak gerek. Hatta şunu bile söyleyebilirim. Yerli çağrı ve peygamberlerin hayatını çekmek için kamera karşısına geçenler de yaptıklarının önemine inanıyorlardı. Hatta denilebilir ki toplum olarak konuşabilme maharetini oynayabilme maharetine rahatlıkla ulaştırabiliyorlardı. Ama yine de böyle bizim gibi gereksiz komiklikler yapanlara da sorusu olması lazım o insanların. Örneğin: Biz o filmleri çektiğimizde önümüzde örnekler yoktu. İmkanlar kısıtlıydı. Toplumun ihtiyacı vardı. Toplumu bilgisiz mi bıraksaydık yani? diyebilirler. En tabii hakları. Öyleyse bütün bu kafa karışıklıklarımıza rağmen hazır Ashabı Kehf'le ilgili güzel bir diziyi izlemişken bir daha oturup düşünelim. O insanlar o gün için karınca kararınca bilmeden yanlışlıklar yaptılar ve buna rağmen milletin gözyaşlarını akıtabildiler. Peki bugün için bizim bu yanlışlardan ders alıp ciddi ve ayakları yere basan sağlam senaryolara sahip, sanatsal açıdan iyi bir film çekmek niyetimiz var mı? İFPAŞ'ın çektiği ve çoğunun filmden ziyade bir vaaz havasında olduğu filmleri saymazsak ciddi bir adımımız olabilir mi? Neden olmasın? Cafer Panahi, Muhsin Mahmelbaf, Abbas Kiarüstemi, Bahman Gobadi gibi yönetmenlere sahip değil miyiz? Yurt dışında ödüller almadık mı? Hayda... Şimdi de ülkeleri karıştırdık. Bu saydıklarım mollaların İran'ı dediğimiz ülkeden çıktılar. Bizim böyle yönetmenlerimiz yoktu sanırım. Ama bizim de var dünya çapında dehalarımız. Vizontele New York'ta. New York sinemalarımızda hem de her daim, kesintisiz. Eli ayağı düzgün filmi boşverelim de önce senaryoyu konuşalım beyler... Önce söyleyecek sözümüz var mı bir bakalım. Önce söz, sonra motor... Benim kulağım hâlâ Mustafa Akkad'da. Çağrı'nın unutulmaz yönetmeninin birkaç projesi daha olduğunu biliyoruz. Acaba bunlar hayata geçer mi? Akkad yeniden bir destan daha yazabilir mi? Bu destanda bizim de bir payımız olabilir mi? İşi kolaylaştırdık. Bütün mesele bu işi yapabileceğine inandığımız değerlerin, yitip gitmeden önce farkına varılması.

Ustalar gidince sözün de önemi kalmayabiliyor...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 23.07.2005 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Bünyamin Yılmaz

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bir şiir günü Küplüce'de!
    2. Dindarların ‘sanat’la imtihanı!
    3. Ertuğrul Günay'ı bu kez dinleyelim!
    4. Ölen beden imiş, aşıklar ölmez!
    5. İyi ki varsın Tuluyhan Uğurlu!
    6. Çocuklara şiir, büyüklere ‘beyaz haberler’
    7. Gemimi Israil vurdu dostlar!
    8. Ödülü yana koy civanım!
    9. Tiyatro kapattırmışım heyhat!
    10. Sinemaya neden “Güven”elim?
    1. Mahsun Kırmızıgül ‘korku’ya oynadı
    2. Mısır’ın “Nobel”li yazarı Necip Mahfuz öldü
    3. Gül yetiştiren adam
    4. Türk sinemasının rüzgârı sensin
    5. Baba, Mahşer bu oyunun neresinde?
    6. Konuşan Danimarkalı Ferhan mı?
    7. Kızkalesi’nde "Küçük Prens" hüznü
    8. Sinemamız Akkad’sız artık!
    9. Mektup dergisi ara verdi
    10. ‘Korku’ya oynayanlar ve korkanlar
    1. Mahsun Kırmızıgül ‘korku’ya oynadı
    2. Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü niçin verilmedi, açıklıyorum
    3. Mektup dergisi ara verdi
    4. Ömer Karaoğlu ‘özel’
    5. Vurun inanana
    6. Selamünaleyküm kovboy
    7. Rüzgâr bekleyen sinema
    8. Gözyaşımdan tut kaldır beni
    9. Sıkı Korkular Sıkı Senaryoların Eseri
    10. Özgürlüğün bir bedeli var!
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Demir bariyerler ok gibi saplandı, yolcular ölümden döndü
    2. Destici: 'Dosya kapatılıyor mu' endişesi taşıyoruz
    3. Yağışlar Trakya'daki barajları doldurdu
    4. BM: Hule'deki çocukları Şebbihalar katletti
    5. Avustralya iki Suriyeli diplomatı sınır dışı ediyor
    6. İran'a yeni bir "siber" saldırı
    7. "Telefonlar ile tablet bilgisayarlar gözleri kurutuyor"
    8. Sokaklarından çöp ve kanalizasyon suyundan geçilemeyen şehir: Kerkük
    9. Ülkelerin "kötü alışkanlıklar" raporu
    10. Anaç sığır ve buzağı desteklemeleri, bugün yatırılıyor
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek