Çözüm yolundaki siyasi, ekonomik ve sosyal belirsizliklerin sonucu olarak ortaya çıkan vahim tablonun Güneydoğu'da oluşturduğu kargaşadan faydalanmaya çalışan PKK, bu son saldırısı ile sis perdesini daha da kalınlaştırmış oldu. Yıllardır bizden sonra tufan (aprés nous le déluge) mantığıyla hareket edip, olaylar karşısında takındıkları yanlış ve tutarsız politikalar yüzünden teslimiyetçi anlayışları tercih eden sabık ve mevcut iktidarlar, PKK terörünün daha da vahim bir boyuta gelmesinde en büyük pay sahibidirler.
Ana muhalefet partisinin ise yuvarlak ve boş sözlerle(verbalizm) olayları geçiştirmeye çalışması izah edilemez bir durumdur.
Terör konusunun yeniden tırmanmaya başladığı şu günlerde, daha büyük ölçekte olaylara yol açması istenmeyeceği sağduyusu gereği olduğuna göre, iktidar ve muhalefet tarafından geç kalınmış da olsa, eski deyimle zecrî(zorlayıcı) tedbirleri almak için daha ne bekleniyor.
Yangın halini almaya yüz tutan son gelişmelerin, daha fazla büyümeden önlenmesi ve söndürülmesi, toplumdaki tüm katmanların ortak beklentisidir.
İktidar ve muhalefetin tarihi sorumluluklarını idrak ederek ve kamuoyunun beklentilerini göz önüne alarak, gerekli tarihi adımları atmaları gerekmektedir. Bunun sağlanamaması durumunda, iktidar partisine göre, Türkiye'nin kendisini en güçlü hissettiği bir ortamda, en zayıf bir durum içinde kalmasına yol açan bir uygulama içerisine girmiş olacaktır.
Batı'nın, Türkiye'ye karşı samimiyetten uzak egosantrik(hodbin) yaklaşımları, PKK'nın son dönemlerde artan terör eylemleriyle kendini daha belirgin olarak hissettirmeye başlamıştır. Çukurca'da meydana gelen son katliamlarla yaşanan bu tehlikeli gelişme, çok dikkat gerektiren bir noktada odaklaşmaya başlamaktadır.
Meclis'teki siyasi partiler eğer son gelişmeleri özümlemek yerine, "çağdaş Donkişotluk" rolüne devam edecek olurlarsa, Türkiye'yi bekleyen acı sonla karşılaşmaya her an ramak bırakabilirler.
Güneydoğu'da bir yandan akut boyutlara ulaşan işsizlik, ekonomik çöküntü, siyasi belirsizlik, diğer yandan sürekli tırmanan şiddet olayları oradaki insanları karamsarlığa ve belirsizliğe itmiştir.
Bu belirsizlikten ziyadesiyle faydalanan PKK'nın, gençler için artık bir sığınma yeri(ilticagâh) olmaması için, tüm siyasilerin elbirliğiyle bu gençlere şefkat ellerini uzatıp onları bu "ilticagâh" fikrinden uzaklaştırıp "kıblegâh" yönüne çevirmeleri gerekir.
Bunu yapabilmek için gerçek manada Selahaddin-i Eyyübî misyonunun yeniden hayata geçirilmesi gerekir. Bunun dışında şimdiye kadar denenen tüm çözümlerin hiçbir fayda oluşturmadığı gibi bundan sonra da farklı bir fayda getirebileceği kanaatinde değiliz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



