Şeker sektörünü özelleştirerek küresel sermayeye teslim edecek bir hata yapılmamalı
"Bu mallar ve servet sizden sadece zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın."(59 Haşr 7)
Meseleleri ele alırken, gerek o anda ve gerekse gelecekte olaya etki eden ve/veya etki edebilecek olan her türlü faktörü göz önüne almak zorundayız. Uluslararası ilişkilerin değişken olduğunu, her an her şeyin değişebileceğini göz önüne almamız gerekmektedir. 21. asırda askeri mücadele, geri planda bir alternatif olarak dururken; yumuşak güç ve ekonomik güç sürekli kullanılmaktadır. Ekonomik mücadele de tüm şiddeti ile devam etmekte, ekonomi üzerinden ülkeler bağımlı hale getirilmektedir.
Türkiye Şeker sektörünün özelleştirilmesine bu açıdan bakılmalıdır. Mülkiyetin Kamunun veya özelin elinde olmasına, Küresel güçlerin hangi durumda etkin olacağı ya da olabileceği açısından yaklaşılmalıdır. Bir başka önemli noktada, sosyal fayda ve zarar denkleminin kısa ve uzun vadede sonuçlarının ne olacağıdır.
Burada şekerin özelleştirilmesi sorunu bu zaviyeden ele alınıp incelenecektir.
Türkiye'de şekerin serüveni
Cumhuriyet döneminde şeker üretimi stratejik bir alan olarak görülüp 1926'da Uşak ve Alpullu iki şeker fabrikası kurulmuş, daha sonra ki yıllarda yapılan Şeker fabrikaları ile bugün sayı 33'e ulaşmıştır. (1930'da 4,1940-1960'da 15, 1980-2000'de 30, 2009-2010'da 33 Fabrika). 1935 yılında da Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ve 1972 yılında Pancar üreticileri Kooperatifler birliği (Pankobirlik) kurulmuştur. 33 Fabrikanın 25'i kamuya 8'i özel sektöre aittir (1).
2010-2011 verilerine göre bu 25 fabrikanın bulunduğu bölgelerde toplam 197332,7 hektar pancar ekim alanı vardır. 137545 çiftçi pancar ekimi yapmakta, 8273 işçi daimi statüde ve 2207 işçi geçici statüde olmak üzere toplam 10480 işçi çalışmaktadır. 25 Fabrikada 9613000 ton pancar işlenmekte, 1259,65 ton şeker, 394,25 ton melas, 2778, 544 ton yaş küspe ve 6,56 bin lt alkol üretimi yapılmaktadır. Nişasta bazlı şeker üretimi ise özel sektör tarafından açılan 6 fabrikada yapılmaktadır (1).
Türkşeker, tarım, İmalat-gıda, İmalat-kimya, İmalat-elektriksiz makine, imalat-meslek bilim ölçü kontrol optik donanım sektörlerinde faaliyet göstermekte olup, 25 şeker fabrikasına, 4 alkol fabrikasına, 5 makine fabrikasına, 1 elektromekanik aygıtlar fabrikasına, 1 tohum işleme fabrikasına ve 1 araştırma enstitüsüne sahiptir(1).Türkiye'de şeker sektörü
Şekerin hammaddesi, şeker kamışı ve şeker pancarıdır. Ülkemiz sadece şeker pancar tarımının yapılmasına elverişlidir. Türkiye'de şeker tarımı, Ege, Akdeniz sahil kıyıları, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu'nun dışındaki kalan çok geniş bir kesimde yapılabilmektedir. Şeker pancarı ekim alanının genişliği ve verimin yüksek olması bir avantajdır. Buna karşılık şeker pancarı tarımının şeker kamışına nazaran zahmetli oluşu da bir dezavantajdır.
2010 yılı verilerine göre 64 vilayette, 5877 yerleşim biriminde, 196,904 çiftçi tarafından 3.287.000 dekarlık bir alanda 17.942.000 ton şeker pancarı üretilmiştir. Türkiye'de toplam 162.174.000 dekarlık bir alanda tahıl ve bitkisel ürünlerin ekimi yapılmakta olduğunu göz önüne alındığında; şeker pancarının, toplam ekim alanı içinde % 2'lik, üretimde !'lik ve pazarlanan değerde ise % 9'luk bir pay gibi yüksek bir değere sahip olduğu ortaya çıkmaktadır (1).
Şeker pancarından, kristal şeker, küp şeker, yaş küspe, melaslı kuru küspe, melas ve alkol üretilmektedir. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarından biyoetanolun önemli bir hammaddesi de şeker pancarıdır.
Türkiye'nin tarımsal biyoetanol üretim potansiyeli 4,7 milyar litre olup sağlanacak yıllık döviz tasarrufu, 3 milyar dolar civarındadır. 189.860 kişi istihdam edilebilecektir. Ayrıca biyoetanol temiz enerji olduğundan dolayı doğaya yayılan karbındioksit gazından 11,2 milyon ton tasarruf sağlanacaktır (1).
Biyoetanol üretimi hammaddeleri içinde en yüksek verimli olanı şeker pancarıdır. Türkiye'de 4 fabrikada işlenen şeker pancarından bir yılda elde edilen biyoetanol, 144 milyon litredir (2).
Üzerinde durulduğu ve iyi bir politika belirlendiği taktirde alternatif enerji kaynağı olarak şeker pancarının kullanılma imkanı mevcuttur.
Şeker- iş Sendikası'nın hazırladığı rapora göre pancar tarımının Türkiye ekonomisine olan katkıları aşağıdaki sınıflandırılabilir (1):
• İstihdama olan katkıları
• İç Göçün engellemesine olan katkıları
• Tarıma olan katkıları
• Hayvancılığa olan katkıları
• Yan Sektörlere olan katkıları
• Gıda Sektörü
• Nakliye sektörü
• İlaç sektörü
• Biyoyakıt
• Çevreye olan katkıları
Şekerin özelleştirilmesinin bedelleri
Cumhuriyetin başlangıcından beri şeker sanayisi ile ilgili izlenen politikalarda işsizliği ve iç göçü önlemek amaçlı sosyal fayda boyutunun çok etkin olduğu görülmektedir. 25 fabrikanın bölgesel dağılımı bunun bir göstergesidir (1):
"1. Grup(E): Uşak, Alpullu, Susurluk, Burdur, Afyon, Eskişehir
2. Grup(D): Ankara, Bor, Ereğli, Ilgın
3. Grup(C): Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum, Çarşamba
4. Grup(B): Elazığ, Malatya, Erzincan, Elbistan
5. Grup(A): Kars, Erciş, Ağrı, Muş, Erzurum"
Fabrikalarda gereğinden fazla insanın çalıştırılmasına ve bazı fabrikalar zarar etmiş olmasına karşılık üretimin devam ettirilmesine bu açıdan bakmakta fayda vardır. Ayrıca pancar tarımının yan sektörlere/alanlara olumlu etkisini de göz önüne almak gerekmektedir. Alternatif enerji kaynağı olmuş olması, ona stratejik bir değer yüklemektedir.
O nedenle kamu sektöründe meydana gelen zararların kaynaklarının ne olduğunun araştırılması önemlidir. Geçen hafta genel olarak bu konu üzerinde durmuştuk. Şeker üretiminde zarar edilmesinde, özelleştirmek için kastı yapılan engellemelerin payı ile özerk hale getirmeyip siyasetin müdahalesinin payının ve de işletme beceriksizliğinin payının ne olduğu ortaya çıkarılmalıdır.
Literatüre yansıyan raporlara bakıldığında benzer şeker üretim kapasitesine karşılık özel sektörün kamuya göre yarıdan daha az insan istihdam ettiği görülmektedir. 25 fabrika özelleştirildiği zaman bir kısım fabrikalar kapanacak ve bir kısım personel işten çıkarılacaktır. Özel sektör karını katlarken işsizlik ve iç göç, toplumun, ülkenin sırtına bir sorun olarak binecektir.
Türkiye'deki özelleştirme taraftarlarının özelleştirme için en büyük gerekçeleri, kamunun işletemediği ve bundan dolayı kurumların zarar ettiğidir. Zarar eden herhangi bir kurum özelleştirilerek kâr yapması sağlanacaktır denmektedir. Ancak uygulamaya gelince zarar edenler değil, kâr yapanlar satılmaktadır. Burada açık bir tezat vardır. Şeker sektörü özelleştirildiğinde yüksek verim ve kapasite ile çalışan 5 fabrika hariç 20 fabrika kapanacaktır (1). Başbakanlık Özelleştirme idaresi'nin Türk-İş, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na 09.01.2009'da yazdığı yazıda "Şeker Kurulu tarafından belirlenecek toplam şeker kotası çerçevesinde en az 5 yıl şeker üretim şartı" getirildiği belirtilmektedir (1). Dolayısıyla daha özelleştirilme yapılırken baştan fabrikaların kapanması öngörülmekte ve şimdiden onay verilmektedir.
Diğer taraftan uygulamada kotalar fabrikalara değil de şirketlere tahsis edilmiş olduğundan ve özelleştirmede 5-6 fabrika birleştirilerek gruplandırıldığından, her bir grup bir şirket tarafından alınması öngörüldüğünden kotalandırma sistemi, bazı fabrikaların kapanmasını kolaylaştıracaktır. Bu durumda ya pancar ekicileri ürünlerini daha uzak fabrikalara götürerek nakliye masraflarına katlanacak ya da pancar ekimi onun için cazip olmaktan çıkıp pancar ekmekten vazgeçecektir. Diğer taraftan özel sektör çok kıymetli olan şeker fabrika arazilerini çok ucuza ele geçirmiş olacaktır.
İlgili yazıda, "maliyetlerinin yüksek olmasının esas nedeninin yeterli pancar ekimi ve üretimi olmaması çerçevesinde fabrika kampanya sürelerinin çok kısa olması nedeniyle birim sabit maliyetlerin çok yüksek olduğu görülmektedir." denmektedir. Tespiti doğrudur ve haklıdır. İlgili yazıda "çiftçiye pancar ekim alanlarını genişletmesi konusunda ikna edici ilave tedbirlerin alınması gerekecektir. Bu tedbirlerin en uygun şartlarda özel sektör eliyle alınabileceği, özelleştirmenin gerekliliğinin diğer bir ifadesi olmaktadır" denmektedir. Özel sektörün bunu yapacağına ilişkin güvence nedir? Buralardaki özelleştirilmelerin bu sorunu nasıl ortadan kaldıracağı noktasında ikna edici deliller ortaya konmamaktadır. Bunun yapılma imkanı var idiyse, kamu sektörü niçin bu tedbirleri almamıştır ve devletin denetleme mekanizmaları niçin harekete geçirilmemiştir?
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için Oyak Yatırım Menkul Değerler A.Ş. , Rabo İnternational Advisory Services B.V., ve ED


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



