Son günlerde artan terör saldırıları bütün Türkiye'de neredeyse "başa döndük" havası oluşturmaya başladı. "Başa dönmek"ten kasıt, Erbakan Başbakan oluncaya kadarki süreçte, özellikle terör konusunda malum Çekiç Güç marifetiyle vatan evlatlarının kanının hunharca akıtıldığı günleri hatırlatmaktır.
Refahyol işbaşına geldiğinde yaptığı en hayırlı hizmetlerden birisi de akan kanın baş sorumlularından olan ABD'nin Türkiye'de konuşlandırdığı Çekiç Güç'ü söküp atmak olmuştu. "Erbakan baksın, bizim askerlerimiz içinde Siyonist bulamazsa onu on bin feetten bırakırız" diyen küstahların nasıl Türkiye'nin gücü karşısında diz çöküp, çekip gittikleri bu milletin hafızasından silinmemiş olmalı.
Daha sonraki süreç, merhum Ecevit'in üçlü koalisyonla yönetime geldiği süreçtir. Bizzat kendisi, "Apo'yu bize neden teslim ettiklerini anlamadım" derken, o süreçte Türkiye'nin hazinesi soyuldu. Çıkartılan yasalarla Türkiye'nin eli kolu bağlandı. Oluşturulan üst kurullarla Türkiye'de, seçilmişlerin elindeki var olan yönetim yetkileri de ortadan kaldırıldı.
Şimdi yeniden terör pilavını ısıtıp milletin önüne sürdüler. Yurdun dört bir yanına yeniden ateş düşüyor.
Kimdir bu vahim gidişin sorumlusu. Türkiye'de yaklaşık 8 yıldır kesintisiz devam eden sözüm ona güçlü, tek parti iktidarı var.
Senaryoyu yazanlar figüranları o kadar ustalıkla oynatıyor ki, yönetimden sorumlu olanlar olup biten bütün olumsuzluklar karşısında geride bırakılan koca 8 yıla rağmen, "Bizim sorumluluğumuz yok" deyip bir şekilde işin içinden sıyrılıyorlar.
Nedense hiç kimse kalkıp da, 21 Nisan Muhtırası'nın ertesi günü sert bir açıklamayla cevap verip "Asker hükümetin emrindedir" diyenlere bir çift laf edemiyor.
Muhtıra vermeye yeltendiklerinde iktidarın emrinde olan asker, gencecik evlatlarımız patır patır yere dökülürken başkasının emrine mi giriyor?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



