İslâm, Şehit İmam Hacı Kazım Ozan'ın babası İzzet Ozan beyle Ankara'da buluşup Beypazarı'na hareket ediyoruz.Sincan ve Ayaş'tan sonra eski İstanbul yolu üzerinden Ankara'ya 95 km. mesafedeki tarihi ve turistik bu şirin ilçemize ulaşıyoruz. Burası, Bolu il sınırına çok yakın bir yer. İlk durağımız şehidimizin Ayvaşık Mahallesi'ndeki evi.
Baba İzzet Ozan'la, daha önceki günlerde Ankara'da tanışmış, Mardin
ve Bilge Köyü'nde iki gün beraber olmuştuk. Anne Neriman Hanım ev hanımı. Abla Melek Hanım İmam Hatip Lisesi eğitimi almış ve evli. Diğer kız kardeşlerden Özge, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde okuyor ve Beypazarı Kaymakamlığı'nda stajını tamamlamaya çalışıyor. Ayşegül, Hacettepe Üniversitesi Tıbbi Sekreterlik bölümünde öğrenim görüyor ve stajyerlik çalışmalarını sürdürüyor. İzzet beyin ağabeyinin Bolu'da oturan kızı Ayşe Hanım ve vefat eden ağabeyinin eşi Mahiye Hanım da burada. Hepsiyle ayrı ayrı tanışıyoruz. Hepsi insan canlısı kişiler... Yeni görüşmemize rağmen, önceden tanışıyormuş gibi bir samimiyet oluşuyor.
Hal hatırdan sonra, şehidimizin ruhuna Kur'an-ı Kerim okuyup dua ediyor ve asıl sohbetimize başlıyoruz. Ailenin bütün fertlerinde, Allah'ın takdirine karşı bir teslimiyet ve tevekkül görüyoruz. Allah'ın emri karşısında boynumuz kıldan ince, O verdi, O aldı inancı içindeler... Baba İzzet beyin şu sözleri her şeyi anlatmaya yetecek nitelikte: " Olayı duyduğumuzda çok üzüldük. Ertesi gün ilk uçakla Mardin'e ulaştım. Vücudundan 7 kurşun çıkarttık. O sırada, yüzünde hissettiğim o güzel kokuyu kelimelerle anlatabilmem mümkün değil. Sanki, cennet kokusu gibi. Ondan sonra annesi ve kardeşlerine dedim ki: Sakın isyan noktasında bir söz ve harekette bulunmayın. Ben, göreceğimi gördüm. Siz şehit annesi ve kardeşlerisiniz. Şuna inanıyorum ki, bu olayda üzülecek bir şey varsa, sevinilecek 100 şey var. Allah'a şükürler olsun ki, beni şehit babası olmayı nasip etti."
Ailenin bütün fertleri, hatta bütün akrabaları üzerinde İzzet beyin bu sözlerinin yansıması var. Anne Neriman Hanım, annelik duygusuyla oğlunun hatıralarını andıkça üzülüyor ve göz yaşlarını tutamıyor. Bana soruyor: " Bunun bir zararı olur mu?" Ben de, Allah Rasülü'nün (s.a.v) oğlu İbrahim'in vefatı üzerine gösterdiği tavrı hatırlatıyorum. Oğlu İbrahim'in mezara tevdi ederken üzüldüğü ve gözlerinden yaş aktığı gözlendi. Sahabe sordu:
"-Ey Allah'ın Rasülü!.. Sen, bize ağlamayı yasakladığın halde, sen de ağlıyorsun!."
Yüce Rasül (s.a.v) buyurdu:
"-Ben de bir insanım. Ben, size üzülüp gözyaşı dökmeyi değil, çırpınıp feryat etmeyi yasakladım."
Baba İzzet Ozan, bu yüksek duyguya, bir dostundan dinlediği şu olay vesilesiyle ulaştığını anlatıyor: Ulemadan Sadreddin Yüksel Hocaefendi'nin oğlu Metin, 1977 yılında bir Cuma namazı çıkışı, Fatih Camii avlusunda şehit ediliyor. Bunu öğrenen Sadreddin Hoca,hanımına diyor ki: Hanım, biri üzüntülü, diğeri çok müjdeli iki haber vereceğim. Birincisi, oğlumuz Metin şehit oldu. İkincisi, sen şehit annesi, ben de şehit babası odum. Allah'ın bize bu ihsanını taşımaya çalışalım."
Ozan ailesi de, Allah'ın kendilerine layık gördüğü ihsan ve ikramı azami derecede taşımaya çalışan onurlu ve imrendiğim bir aile... Allah onlara sabır versin. Ecir ve derecelerini artırsın.
Anne Neriman Hanım, "Kazım'ım hiç kimseye kızmaz,kimseyi incitmezdi. Kavga ve dövüş nedir bilmezdi. Sevgi, şefkat ve iyilikten başka bir şey düşünmezdi. Bir kere olsun, anne babasını üzdüğünü, kardeşleriyle kavga ettiklerini görmedik." diyor.
Annelerini dinleyen şehidin kardeşleri Melek, Özge ve Ayşegül de bu sözleri tasdik ediyor ve " O, bambaşka bir insandı, hep bizi himaye eder, gönlümüzü almaya çalışırdı." diyorlar.
Şehidin yaşlı yengesi Mahiye Hanım da," Benim hal ve hatırımı sorar, gönlümü alırdı. Ziyaretime gelmeyi ihmal etmezdi. Hep iyiliklerini gördüm. Küfür ve kötü söz bilmezdi" diye ekliyor.
Şehidin amcasının Bolu'da oturan kızı Ayşe Hanım söze karışıyor: "Kazım, benim elimde büyüdü. Sakin, terbiyeli, sözümden hiç çıkmayan bir çocuktu. Beni hiç üzmedi. Çocuklara hediyeler alır, ihtiyaç sahiplerine harçlık verirdi. Kandillerde SMS'le mesaj gönderir, mübarek gecelerimizi tebrik ederdi."
Şehadetinden sonra da olsa, böyle yüksek meziyetlere sahip bir insan ve onun yakınlarıyla tanıştığım için Allah'a hamd ediyorum. Bu güzel meziyetlere sahip insanların toplumda ne kadar kaldığını bilmiyorum. Allah, rızasına uygun ameller işlemeyi ve böyle yüksek meziyetlere sahip insanlardan olmayı hepimize nasip etsin...
Şakir Tarım


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



