Danıştay meslek liselerinin üniversiteye girmesinin önündeki engelin kalkmasını engelledi. Sırıtan katsayı adaletsizliğinin temelleri 28 Şubat günlerine dayanıyor. Toplum mühendisleri o günlerde bir yandan sekiz yıllık kesintisiz eğitimle İmam Hatiplerin orta kısmını kapatırken diğer taraftan üniversitelerde katsayı ayarlamasıyla budama harekâtına giriştiler.
Aradan geçen 12 yılı aşkın zamanda eğitim ve öğretim deneme tahtasına dönüştü. Her şey daha bir içinden çıkılmaz hal aldı.
Bir yandan meslek liselerin öğrenci ağırlığı normal liselere kayarken diğer taraftan liselere haddinden fazla yüklenme bu okulları yönetilmez hale getirdi.
Disiplin sorunuyla boğuşmaktan öğretime fırsat bulamayan öğretmenlerin hallerini televizyonlara yansıyan görüntüleriyle izledik. Bu alternatifsizlik mesleki eğitime de önemli darbe vurdu.
Kendi ülkelerinde yarışa eşit şartlarda başladıkları halde istedikleri hedefe ulaşmaları engellenen öğrenciler son çare olarak bu ideallerini yurt dışında gerçekleştirmeye çalıştılar. Kendi ülkelerinde bulamadıkları anlayış ve şefkati başka memleketlerde aramaları nedense engellemecileri ve yasakçıları hiç rahatsız etmedi.
Okullarda kalitenin düşmesi pahasına bu adaletsizliğin sürmesi büyük bir vebaldir.
Bir devlet kendi öz evlatlarına eşit şartlarda girdikleri sınavda bir kesimin ayağını kaydıracak şekilde engeller ihdas edemez.
Devlete ve kanun koyucuya düşen eşitliği bozacak haksızlığı körükleyecek şekilde engeller ihdas etmek değil tam tersi engelleri ortadan kaldırmaktır.
Katsayı adaletsizliği sadece vicdanın değil aynı zamanda aklın da uzun süre tahammül gösteremeyeceği bir uygulamadır.
28 Şubat artığı bu uygulamayı düzenleme diye takdim etmek zihinsel imkânları zorlamaktan öteye geçmemektedir.
Mızrak çuvalı delip geçmiştir. Maksat İmam Hatip'lerin önlerini kesmek arkalarını budamaksa bu daha harbice daha numarasız pekâlâ yapılabilir.
Meslek liselerinin arkasına saklanmadan, mızrağı saklandığı yerden çıkararak, mızrağın ucuna Kur'an sayfaları takmaya kalkmadan bunu başarmak sanırım çok büyük cesaret gerektirmektedir. Demek ki halka rağmen İmam Hatiplerin önünde barikat misyonunu yüklenebilmek öyle sanıldığı gibi kolay değil. Şayet sağduyu hakim olur da meslek liselerinin önündeki bu katsayı engeli kalkarsa ileride böyle bir yasağı torunlarımıza nasıl anlatacağız?
En büyük mahkûmiyet yarınki kuşakların bugünkü uygulamaları anlayamamalarıdır.
Danıştay'ın bu kararıyla birlikte üniversite sınavına hazırlanan on binlerce meslek liseli gencin hayal kırıklıklarını kim tamir edecek!
Bozulan morallerini kim düzeltecek, kaybolan azimlerini kim geri getirecek, dağılan konsantrasyonlarını kim toparlayacak?
Yıllardır denemeye tabi tutulup yap-boz'un parçası haline getirilen meslek liseli gençlerin uğradığı bu haksızlık ve tam da bayram üzeri yaşatılan bu moralsizlik onları hızla yaşadıkları zamana ve ortama karşı güvensizliğe sürüklemektedir.
Hesap yapmayı bilen her kişi, terazi tutan esnaftan maç yöneten hakeme kadar herkes bu dengesizliğe karşı durmak, barikata karşı barikat olmak zorundadır.
Birilerinin mağduriyeti belki birilerine avantaj sağlayabilir. Hakkaniyet ve adalet başkasının uğradığı haksızlık karşısında nemalanıp nasiplenmek değil haksızlığa uğrayanın hakkını savunabilmektir. Adalet bir şeyi ait olduğu yere yerleştirebilme bilincidir.
Dört yanlışın bir doğruyu götürmesi hadi neyse de doğru yapılan o kadar sorunun sırf cevaplayan kişi meslek liseli diye doğru bir sürü soruyu götürmesi haksızlık değil de nedir?
Unutmamak gerek ki marifet zulmün katsayısında diretmek değil, adaletin şefkat sayısına ulaşabilmektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




