İnsanın seçimleriyle, bu seçimlerin sonuçları sıkı sıkıya irtibatlı. Seçtiğimizin sonucuna razı olmak durumundayız. Tercihlerimiz nelerse, onlar belirler elde edeceklerimizi ya da kayıplarımızı.
Müslüman olmak nihayet bir tevarüs değil, seçimi ifade eder.
Gavurluk da öyle.
Allah'a, elçilerine ve hesap gününe iman etmek, sonra bu doğrultuda bir hayat sürmek çabası bir seçimdir. İnkarcılık, yalanlamak, şirazesiz bir hayatı tüketmek de bir seçim.
Varlığını kuşatan sayısız nimetlere karşılık Rabbine borçlu olduğunu fark ederek hamd ve şükre yönelmek bir seçimdir.
Nankörlük ve Yaratan karşısında O'nu (CC) yok, kendisini de ihtiyaçsız saymak bir diğer seçim.
Ya sonuçları!
İman ve ikrar kurtuluşun, inkar ve nankörlükse mahvoluşun kapılarını aralar.
Doğru özlü, doğru sözlü, güvenilir olmak bir seçim, yalan, hile ve aldatmaya tevessül bir başka seçim.
Sıdk ile düzelir ve düzeltirken biri, diğeri eğrilir ve eğriltir durmadan. Biri ıslah ederken diğeri ifsad eder eriştiği her şeyi.
Biri için emanettir, canlıdır tabiat, diğeri için baş edilecek bir hasım ya da ölçüsüzce tüketebileceği bir nesne...
İhtiyaç sahiplerine, imkanlarından pay vermek (infak) bir seçim ise, cimrilik ve saklamak bir diğer seçim.
Verdikçe arınır ve yücelir biri, kaçırdıkça ve yığdıkça kirlenir, alçalır diğeri.
Akıllı davranmak bir seçim, "akılcı"lık bir seçim.
Aklı kullanabilenlere hizmet ederken akılları, aklına aşık olanların "aklını başından alır" akılları.
Haksızlığa tanık olunduğunda elden, dilden ve hiç olmazsa gönülden geleni ifa etmek ve zulme rıza göstermemek bir seçimdir, göz kaçırmak ve orada değilmiş gibi davranmak bir başka seçim.
Biri kokuşmuşluğa yol vermemekte direnirken, diğeri kokutur hatta tuzu.
Çukur kazmak, içine ateş doldurmak bir seçimse, gereğinde ateşe atılmak bir diğer seçim.
Ateşe atılmayı göze alacak kadar imanında sebatkar olana değen ateş o lahza sönerken, onlara bu zulmü reva görenlerin ateşi ebediyen alevlenir.
Gemiye binenleri kurtuluş, binmeyi reddedenleri tufan karşılar.
Pusulası vahiy olanlar ebedi bir yalnızlıktan kurtulurken ilahi buyruğu kulak ardı edenler "başlarına buyruk ve yapayalnız" kalırlar.
Allah'ı her yerde ve zamanda yar bilenlere her çıkmazdan bir yol açılırken O'nu gökler ötesinde zannedip -haşa-mahpus sayanlar, yerde yersiz ve yönsüz kalmaya mahkum olurlar.
Yalnız O'na (CC) secde edenleri başka hiçbir güç köleleştiremez.
Ve oysa fıtrata denk düşmeyen (hududsuz) özgürlüklere müşteri olanlar özgürce kölelik satın alırlar.
Kimileri sarayda umar özgürlüğü, oysa zindandadır özgürlük bazen.
Kimi nefes alıp verdikçe hayat sürdüğünü sanırken kimi gerçekten ölmeyi seçer nefes alıp vermek için.
Şeytanla arayı açmak için orucu tercih ederken kimileri, kimileri doyumsuz iştah ve lezzetlere hiç mola vermez ve asla doyamazlar, çünkü şeytan ortaktır oturdukları sofralara.
Secdeyle yücelir insan, efelendikçe burnu havada, alçalır.
"İnsan"laştıkça kazanır insan, şeytanı taklide yönelen her tavrı ziyan.
Hal böyleyken seçimlerinde serbest ve fırsat sahibi insan...
Bir süreye kadar.
Çünkü her seçimimiz bir sonucu göze almaya çağırıyor bizi.
"ve de ki hak Rabbindendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar" (Kehf Suresi, 29).


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



