Merhum Erbakan hocamızın adeta manevi bir vasiyeti gibi vefatına yakın bir zamanda söylediği sözü hiç unutamıyorum: '12 Haziran, inşaallah 28 Şubat'ın tarihe gömüleceği final olacak. 'Milletin Görüşü bu haftasonu iradesini sandıkta göstererek yıllarca sivil ve askeri bürokraside millete rağmen onun iradesine mugayir hükmedenlerin sonu olarak tecelli edecek. Bir bayram arefesi yaşadığımız bugün Allah bir kaza bela vermezse yarından itibaren milletimizin saadet ve selameti için yeni bir dönem başlayacak duasıyla gayret ve dua içersinde olalım. Dostlarımızı, yakınlarımızı uyaralım. Milletimiz memleketimiz hakkında hayırlı gelecek olsun duasıyla...
Cumartesi günlüğüm
Piknik organizasyonu için bu sabah Polenezköy'de olacağız kahvaltıyı da orada yapmak üzere sabah 08:00 de... İstanbul'un Anadolu yakasında doğup büyümeme rağmen Osmanlı'nın muhacir Polonyalılara bağışladığı Beykoz taraflarındaki bu köyü hiç görmemişim ömrü hayatımda. Belki sizin de vardır yakın çevrenizde bulunmasına rağmen görmediğiniz böyle ünlü yerler?
Kimi zaman insanoğlu nasılsa 'elimin altında' ya da 'evimizin dibinde' diye ziyarette kusur ettiğimiz nice yerler vardır. Nitekim bu tür şeylere biz de yurtdışı seyahatlerimizde sık rastlıyoruz. Düseldorf'ta yıllarca yaşayan gurbetçimiz şehrin o meşhur en yüksek kulesine ne kendisi ne de ailesi hiç çıkıp da tüm şehri temaşa edebilen o manzarayı seyretmemişler. Stokholm'de 20 yıldır yaşayan cemiyet başkanı Harun arkadaşım bizi gezdirme bahanesi de olmasa o da görmeyecekmiş 'şehir terası' denen muhteşem manzarasına sahip mekanı...
Tabi bu arada Üsküdar'da doğup büyümeme rağmen nerdeyse İstanbul simgesi olan Kızkulesine hiç çıkmadığımı söylesem inanır mısınız? Belki bu çok ayıp değil ama dünya tarihinde eşsiz bir medeniyet modeline imza atmış 600 yıllık Osmanlı devletinin yönetim yeri Topkapı Sarayı'nı görmemiş İstanbul'da yaşayan İstanbullu hemşehrilerimize ne demeli? Bunun değerini şöyle izah etmek isterim: Bundan yaklaşık onbeş sene kadar önce ilk Avrupa turnelerimizden biriydi.
Frankfurt bölge başkanımız Samsunlu İbrahim Gümüş hoca evinde misafir ettiğinde bizimle bir anekdotunu paylaşmıştı. Kızı Hatice gittiği Alman okulunda arkadaşları ve çevresinin baskısıyla sürekli o ülkenin üstünlüğü ve medeniyeti karşısında kendisini nisbeten zayıf hissettiğini ve bunu aşamadığını babasına da anlatır. Bunun üzerine babası ona bizim tarih ve medeniyetimizin batıdan üstünlüğüne dair nice güzel kitaplar okutmasına rağmen problemi aşamazlar. Nihayet İbrahim hoca bir karar alır ve yıllık izninin yarısını İstanbul'da geçirmeye karar verir. Ne kadar tarihi ve kültürel mekanlar varsa Topkapı Sarayı'ndan başlayıp, Süleymaniye Camii'nden, Arkeoloji müzesinden, Eyüpsultan'a kadar ziyaretleri bitirince artık hayret ve hayranlığını ifade eden Hatice, 'baba, bizim ne muhteşem ne zengin tarihimiz varmış'der...
Hz.Ömer'in 'görmek işitmek gibi değildir' diye işaret ettiği bu olsa gerek... Hasılı kelam neticei meram, işte bu haftasonu ilk kez göreceğimiz Polenezköy'ün ne denli Polonyalı mı polenli mi olduğunu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



