İnsanın insandan etkilendiğini, iyinin kötüyü taklit edebileceğini ve bunun bilhassa kadınlar arasında ziyadesiyle yaygın olduğunu hepimiz biliriz. Kimin kiminle bir meşrubat içtiği, o beraberlikte ne içtiklerinden daha önemlidir. Haramların yayılmasında, ibadetlere karşı gevşekliğin oluşmasında, kadınların eşlerine karşı Allah'ın emri olan itaati ve vazifeleri yapmakta tembelleşmelerinde etkilenmenin önemi büyüktür. Bilhassa genç kızların, anne ve ablalarının başkaları ile beraberliklerinden onları örnek almadaki etkileşimleri, aynı genç kızların bir okul veya medreseden etkilenmelerinden daha yoğundur diyebiliriz. Bu da bizi, kimi ziyaret ettiğimizi, kimin ziyaretine izin verdiğimizi incelemeye ve gerekiyorsa bazı ziyaretlerden kaçınmaya itmektedir. Hatta akraba arası ziyaretleşmeler ve oturmalarda bile akrabalık bağlarının zedelenmesi pahasına bile olsa bu kararı vermede ve uygulamada tereddüt etmeyiz. Çünkü bizim akrabalık bağlarımızın sürmesi, kulluğumuzun Allah'ın rızası doğrultusunda sürmesinden asla önemli değildir. Çocuğumuzun bize ait olmayan bir işi veya sözü öğrenmesi eğer bir akraba bayramlaşmasındaki oturumundan ötürü olacaksa tereddüt etmeden, akrabalığı ve onun gerektirdiği bayramlaşmayı bile askıya alabiliriz. Çocuklarımızın ve dolaylı olarak ailemizin mü'min kalma mücadelesi bunu gerektiriyorsa yaparız. Yapmalıyız. Yapmadıkça da bütün gayretlerimiz, su üstüne yazı yazma düzeyinde kalabilir.
Peygamber aleyhisselamın meşhur benzetmesi, bizim için düşündürücü bir benzetmedir. İyi arkadaşla kötü arkadaşı ya da iyinin yanında bulunmakla kötünün yanında bulunmak arasındaki farkı, koku satıcısının yanında bulunmakla, kömürle yanan bir körüğü çalıştıranın yanında bulunmaya benzeterek göstermiştir. Bu benzetmesinde de insanın, kimin yanında bulunuyorsa ondan muhakkak etkileneceğini vurgulamıştır. (Müslim, Birr, 45/6692; Buharî, 5534)
Yaşadığımız çağın getirdiklerini iyi bildikten sonra iki hususu vurgulamaya mecbur kalırız.
Beraberliğin etki etmesi için günlerce süren bir oturum gerekli değildir. Saatler hatta dakikalar etki etmek için yeterli olabilir. Uzunluk veya kısalıktan çok kim kiminle bulunuyor, ona dikkat edilmelidir.
İnsanların bir araya gelmesi, şüphesiz etkilenmenin en açık nedenlerindendir ancak çağımızdaki iletişim teknolojisinin getirdiği imkânlar, bir araya gelmeden de insanların birbirlerinin esiri durumuna gelebileceğini göstermektedir. Aile içinde korumalı kalmanın, bilhassa genç nesillerin muhafaza edilmesinin bu açıdan da düşünülmesi şarttır.
İzin
Bir kız, nikâh akdi ile bir erkeğin eşi oluncaya kadar babasının emrindedir. Evlenince de eşinin emrinde olur. Bu bir fıkıh kuralıdır. Bu kuralın pek tabii neticesi de, bir mü'min kadının babası veya eşinin izni olmadan dışarı çıkması bir farzı gerektirmeyen durumlarda evinden izinsiz çıkamayacağı hakikatidir. Ya umumi bir izin alıp çıkar ya da her çıkış için izin alıp çıkmalıdır. Aksi takdirde izinsizliğin getireceği feyiz eksikliği, sözünü ettiğimiz ecirleri yok duru ma getirir.
Ziyaret için nezaket ölçüleri
Her vakit ziyaret için münasip değildir. Bilhassa kadınların, eşlerini dikkate almadan yani eşlerinin evde bulunma vakitlerini dikkate almadan randevulaşmaları yanlıştır. Sabahın erken saatinde, yatsıdan sonraki uyuma saatlerinde, erkeğin mecburen evde bulunacağı saatlerde ziyaret hoş değildir.
Sürpriz ziyaretler de doğru değildir. Önceden tespit edilmiş, randevulu ziyaretler uygundur.
Kibir ve gösteriş için giyilen kıyafetlerin kullanılması caiz değildir. Ev sahibi de ziyarete giden de temiz ve nazik giyinmeli ama kibir ve gösterişe kaçmamalıdır. Bilhassa ev sahibinin ziyaretçilerini kaba kıyafetlerle karşılaması da hoş değildir.
Ziyaretlerin en hassas konularından biri de, ziyarete gidenlerin yoldakileri de etkileyecek hazırlık ve davranışlar içinde olmalarıdır. Özellikle parfüm kullanırken bu inceliğe dikkat edilmesi, Sünnet'e uygun davranmanın gereğidir. Kıyafetin tam bir tesettür olması ise söze gerek bırakmayacak derecede önemlidir.
Yabancı bir araçla gidileceği zaman, yörenin ve şartların kollandığı bir araçla yolculuk yapılmalıdır. Tek başına bir kadının, bir şoförün aracına binmesinden doğabilecek sakıncalar gözden kaçırılmamalıdır.
Müslüman edebinin gereklerinden biri de ziyarete gidilen evin kapısındaki duruş ve kapıya vuruş tarzıdır. Uzun uzun zil çalmanın yanlışlığı sabittir. Zili nazikçe çalmak, selamla eve girmek, kapı aralığından içeri bakmamak, kim o?' sorusuna, yeterli açıklıkta ben filan' diye cevap vermek İslam edeplerindendir.
Ev sahibinin çok özel bir durumu yoksa ziyaretçilerine güler yüz göstermesi de Sünnet'tir.
Evde selamla söze başlamak, gösterilen yere oturmak, ev sahibinden izinsiz gösterilen yerden kalkmamak, içeridekilerin tamamı kadın olsa bile avret kurallarına dikkat etmek önemli edeplerdendir.
Necva caiz değildir. Necva, üç kişinin bulunduğu bir ortamda iki kişinin gizli ve özel konuşmalarıdır. Bu durum, üçüncü kişiyi endişeye sevk edeceğinden Kur'an ayetiyle yasaklanmıştır. Üçüncü kişinin anlamayacağı bir dille konuşmak da necvadır.
Sık sık olmayan ziyaretlere hediye ile gitmek Sünnet'tir. Hediyenin de abartılmaması gerekir.
Bir ziyarette konuşulanlar, orada bulunanların izni olmadıkça başkalarına aktarılamaz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, meclislerimizin emanet üzere olacağını buyurmuştur. (Ebu Davud, Edeb, 37/4869) Bir meclisteki konuşmaların yayılması, konuşmaların emanet vasfını yitirmesine neden olur.
Ziyaret ve oturumlarımızın, ders içerikli oturumlar olsa bile matemle geçirilmesi gerekmez. Ölçüsü kaçırılmamış espriler, şakalar yapılabilir. Tebessümü haram eden bir dinimiz yoktur. Çizginin aşılmış olmasında sakınca vardır.
Kadın toplantılarının gıybet ve nemimeye bulaşmasından da kaçınılmalıdır. Aileye ait sırların konuşulmaması da ne derece Sünnet edebi ile edeplendiğimiz gösterecektir.
Toplantılarımızda dinimizi tartışma konusu yapacak gündemlerden şiddetle kaçınmaya mecburuz.
Bir ziyaret muhakkak teşekkürle bitirilmelidir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



