Uzun yıllar DYP’de siyaset yapan, ancak uygun yerlerden aday gösterilmediği için bir türlü TBMM’ye girip milletvekili olamayan Mehmet Dülger, geçtiğimiz günlerde bir çok AKP’liyi de şaşkına çevirerek, Erdoğan’a verdi veriştirdi. Bir süre önce muhalefet bayrağını açan Dülger, böylece son hamlesini de geçtiğimiz günlerde yapmış oldu.
AKP’nin DYP kökenli milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Mehmet Dülger “Ben nasıl AK Parti’ye gelirken DYP ceketimi asıp öyle geldiysem, Tayyip Bey de Milli Görüş gömleğini asıp gelmelidir”, “Emine Hanım da türbanlı olarak Çankaya’ya çıkmakta ısrar ederse, bu Türkiye’yi sarsar”, “Cumhurbaşkanı Milli Görüş geleneğinden gelen biri olmaz” şeklinde açıklamalar yapmış ve bu açıklamalar Sabah gazetesinin manşetine taşınmıştı. Irak’ın işgalinden önce TBMM’ye gelen 1 Mart tezkeresinin en ateşli savunucusu olan Mehmet Dülger’in böyle bir çıkış yapmasının altında yatan iki sebep olabileceği yorumları yapılıyor. Bu yorumlardan ilki, Dülger’in, son dönemde yaygın şekilde seslendirilen, “ABD hükümetin devrilmesi için düğmeye bastı” iddiaları doğrultusunda mı hareket ediyor şeklinde. Bir diğer yorum ise, Dülger’in yeniden Cumhurbaşkanlığı için hazırlık yapan Süleyman Demirel’e çok yakın olduğu ve onun AKP’yi dağıtma stratejisine göre harekete geçtiği yönünde.
Mehmet Dülger’in doğrudan Tayip Erdoğan’ı hedef alan ve “Milli Görüşçü” olmakla “suçlayan”(!?) açıklamaları, “Milli Görüş ile yıllarca mücadele ettiğini” söyleyebilecek kadar ‘anlayışsız’ bakış açısına sahip birinin sözleri olarak yorumlandığında normal karşılanabilir. Ancak burada normal karşılanmayacak olan, AKP’nin ‘basın sözcüsü’ görüntüsündeki, Yeni Şafak yazarlarından Yasin Doğan’ın [Yalçın Akdoğan] Dülger’e cevap mahiyetinde kaleme aldığı son yazısıdır.
Yalçın Akdoğan, köşe yazısından çok, parti sözcüsü diliyle yazdığı yazıda Dülger’e yüklenmiş. Akdoğan’ın müracaat ettiği yöntem, yaptığı açıklamalar, Dülger’e karşı ortaya koyduğu tezler, aslında AKP ile ilgili itirafname mahiyetinde. Akdoğan, “Dülger kriterleri” başlıklı yazısında AKP içinde Milli Görüşçülere nasıl bakıldığını, çıkarılan gömleğin ne anlam taşıdığını açıkça ortaya koymuş. Farkında olmadan Milli Görüşçülere uygulanan ambargoları anlattığı yazısında ‘çıplaklığın’ resmini çekmiş.
Yalçın Akdoğan kimdir derseniz, öyle sıradan biri değil. Muhafazakar Demokrasi isimli, sonradan büyük kısmı Liberal Düşünce Derneği üyesi bir akademisyenin tezinden ‘alıntılanmış’ olduğu anlaşılan bir kitap yazmıştı. Yazdığı bu kitap ile AKP’ye yöneltilen “Sizin ideolojiniz ne” sorularından ve dolayısı ile AKP’yi ne olmadıklarını açıklamak zahmetinden kurtarmış, ‘ideolojisini’ ilan etmişti. Yeni Şafak gazetesinde kendi adıyla yazmayı bırakan Yalçın Akdoğan, şimdi Yasin Doğan ismini kullanıyor. “Dülger kriterleri” başlıklı yazısında şöyle diyor Akdoğan:
“Peki, objektif olarak değerlendirmek gerekirse, AK Parti üç yıllık iktidarında hangi Milli Görüşçü politikaları uyguladı. Milli Görüşçülüğün AB karşıtlığını mı, devletçi ekonomisini mi, yabancı sermaye düşmanlığını mı? Ya da komisyon başkanları dağılımına bakılırsa kaç tane Milli Görüşçü var acaba? Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan mı, Milli Savunma Komisyonu Başkanı Cengiz Kaptanoğlu mu, Çevre Komisyonu Başkanı Münir Erkal mı, Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl mü?”
Bir yandan “Milli Görüş geleneğinden gelen biri Başbakan olabilir, Genel Başkan olabilir de niçin Cumhurbaşkanı olamaz? Milli Görüş’ten gelmek bir “siyasal yasak” türü müdür” diyerek, “Milli Görüşçü’(!) Tayip Erdoğan Köşk’e neden çıkamasın” diye soran Akdoğan; diğer yandan Milli Görüşçülere AKP içinde hangi mevkilerin ‘yasaklanmış’ olduğunu ilan ederek, aslında nasıl bir çelişkiler dar ağacında sallandığının da ortaya koymuş olduğunun farkında değil!
Yalçın Akdoğan’ın, pardon, Yasin Doğan’ın Yeni Şafak’taki yazısı doğrusu bana “Merd-i kıpti şecaat arz ederken, sirkatin söylermiş” sözünü bir kez daha anımsattı. Bu arada, tüm bu söylediklerinden sonra bakalım Dülger partiden ihraç edilecek mi? Dülger’in partide kalması kendisini haklı çıkaracağı gibi, AKP’nin de “çıplak ve toplama bir parti” olduğunu bir kez daha ispatlayacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



