TBMM’de Başbakana yöneltilen bir soru önergesine, Erdoğan adına Gül cevab vermiş. Bu projenin bir barış ve bir huzur projesi olduğunu savunmuş.
Bilindiği gibi bu projenin yürütücüsü Bush’tur. Sayın Erdoğan ile İtalyan Başbakanı da Bush’un yanında Eşbaşkanlık görevi yapan kimselerdir.
Kirpi yavrusunu yumuşacık yavrum diye severmiş. Bu projenin ne denli yumuşacık olduğunu, bu konuda yapılan uygulamalara bakarak hüküm vermek gerek. Gözüken odur ki, bu projeye Ortadoğu’yu sadece kan, gözyaşı, ikiyüzbine yaklaşan katliama, mala, cana, ırz ve namusa tecavüz, Guantanamo’da ve Ebu Gureyb hapishanesinde işkenceden inim inim inleyen sayıları on binleri aşkın tutuklu ve mahkuma mal olmuştur.
Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz demişler. Lâfa bakılırsa, bu proje Ortadoğu’ya demokrasi getirecekmiş, insan hakları getirecekmiş, sulh ve selâmet ve huzur getirecekmiş.
Ama Bush, projenin başkanı sıfatıyla, insafsızca vurdukça vuruyor. Eşbaşkan olan Erdoğan ile Berlisconi ise onun muâvinleri olarak dilini yutmuş oturuyor.
Bush ne için eski ABD Dışişleri Bakanı Povel’i görevden azledip, yerine Condoleezza Rice’ı getirdi? Ne için olacak, bu projenin hayata geçirilmesi için, Rice’ın elinden geldiği kadar zulüm yapması ve kan dökmesi için...
Rice, herkesin bildiği ve duyduğu gibi, açıkça ilân etti. Ortadoğu Projesi’nin uygulanması için, 22 İslâm ülkesinin siyasi haritasını değiştireceğiz, dedi. Bu ne demektir, bir ülkenin siyasi haritası nasıl değiştirilir? O ülkelerin zorla işgal edilmesi suretiyle değiştirilir. Gerçekler bu derece apaçık ortada iken Gül ve Erdoğan’ın kalkarak, herkesin gözünün içine baka baka bu proje bölgeye barış getirecektir, huzur getirecektir diye, Bush’u ve onun yaptıklarını savunmaya kalkışmaları gülünçtür, inandırıcı değildir.
Bölge ülkeleri demokratikleştirilecekmiş. Bu iddia ve kabul, ilmî içtimaî ve siyasî temel gerçeklere tamamen aykırıdır. Demokratikleşme, bir kültür, bir tecrübe birikimi, sosyal ve siyasal hayatta yılların hatta asırların geliştireceği bir tekâmül sonucu meydana gelir. Emirle, kumandayla, baskıyla zulümle, kan dökmekle gelişmemiş ülkelerin, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini talan etmek ve ettirmekle oluşmaz.
Meselâ bir kimsenin uzman bir doktor veya uzman bir hukukçu olabilmesi için kalkıp Bush’un metoduyla zor kullansanız, o kimse bir meslek ve ihtisasa erişmiş olmaz. BOP’un görünen gayesi ve uygulaması ise, sömürgeciliğin ve vahşi kapitalizmin ta kendisidir.
Ülkeleri işgal et, her işgal edilen ülkenin başına bir kukla lider dik. Neymiş, Bush Ortadoğu’yu demokratikleştiriyormuş, Tayyib bey de ona yardımcı oluyormuş...
Bu metodla Ortadoğu’ya demokrasi gelmeyeceği gibi, AB kanunlarını olduğu gibi terceme ederek, TBMM’den geçirmek suretiyle, Türkiye’nin AB’ye girmesi ya da adapte olması da mümkün değildir. Başka bir ülkede müsbet sonuç veren bir kânun Meselâ Türkiye’de aynı sonucu vermez. Çünkü her milletin, diğerinden farklı, bir târihi, bir kültürü, milli, dini özellikleri ve değişik karakterleri vardır.
Bu bakımdan AKP’nin, gerek BOP ve gerekse, AB’ye giriş projeleri asla yürümeyecektir, tutarsızdır, her iki proje de yüzeyseldir. Su yüzüne yazı yazmak kabilinden bir iştir. Ve hayal mahsulü olarak tarihteki yerini alacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



