Meşhur bir Arap Atasözü var: "Sabitlenmiş vakit mutlaka gelir." Kur'an-ı Kerim Ramazan orucu için "sayılı günlerdir" (Bakara,184) ifadesini kullanıyor. Ramazan ayının süresi sabitlenmişti ve tamamlandı. İnsan ömrü de böyle. Allahü Teala hepimizin ömrünü sabitledi. Ne zaman tamamlanacağı Allah katında belli. Geçmiş bütün insanlarda olduğu gibi, hepimizin sonu gelecek. Hepimiz vaktimizi beklemekteyiz: "Her canlı ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz." (Enbiya,35) Daha da genişletecek olursak, Kıyamet gününün vakti de sabitlendi. Onun süresi de Allah katında belli ve bilinmektedir. O vakit de gelip çatacaktır: "Kıyamet vakti de gelecektir, bunda şüphe yoktur. Ve Allah kabirdeki insanları diriltip kaldıracaktır." (Hac,7) Kur'an-ı Kerim'de, daha kapsamlı bir anlatımla "Vaad edilen her şeyin yazılmış bir vakti vardır." (Ra'd,38) ifadesi kullanılır.
Evet, sayılı olan Ramazan ayı günleri tükendi. İnsan ömrü de, dünyanın ömrü de mutlaka tükenecek. Bu, karşı konulmaz bir sondur. "Ne kadar yaşarsan yaşa, akıbet mutlaka gelecek başa!" Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibaret. Dünya, bugüne kadar bir tek insanın yüzüne gülmüş değil. Hani rahmetli Cahit Zarifoğlu "Bir Değirmendir Dünya" diyor ya!.. Aynen öyle... Her geleni öğütmüş, onları yeniden toprağa karıştırmış. "O ki, varlık o yüzden" ifadesinin sahibi Yüce Rasülü (s.a.v) bile... Dünya vefasız, fani ve aldatıcı... Yunus diliyle söylemek gerekirse; "Kim umar senden vefayı/Yalan dünya değil misin?/Hak Peygamber Muhammed'i/Alan dünya değil misin?"
Hicri 1430 yılındaki Ramazan ayının sona ermesi bizi bu düşüncelere sevk etti. Fakat, hayat yalnız dünyadan ibaret değil. Alem-i Ervah'ta (Ruhlar aleminde) başlayan insanın serüveni, dünya hayatı, kabir alemi, birinci sur(dünyadaki hayatın tamamen sona ermesi) ve ikinci surun (öldükten sonra dirilme) üflenmesi, hesap, sırat, ahiret hayatı şeklinde devam ediyor. Bu anlamda insanın yolculuğu sonsuza doğru... Hem de bitmeyecek bir yolculuk bu... Bu gerçek, Erdem Beyazıt'a şu beyti terennüm ettiriyor: "Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm/Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm."
Hayat devam ediyor. Ramazan ayından sonra Şevval ayı başlıyor. Oruç ibadetine devamlılık kazandırmak isteyenlere yüce Rasülümüzün (s.a.v) müjdesi var: "Kim Ramazan ayı orucunu tam olarak tutar ve ona Şevval ayından da altı gün daha eklerse, o kişi bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibidir." (Müslim, İbni Mace)İşte, zayıf, aciz ve fani olarak yaratılmış olan insana, bir ömür oruç tutmuş gibi sevap alma imkan ve fırsatı. Yeter ki, fırsatları iyi değerlendirmeyi bilelim.
Her şeyi hikmet üzere yaratan Rabbimiz, insana o kadar çok imkan ve fırsatlar vermiş ki... Bir hasat mevsimi diyebileceğimiz mübarek gün ve geceler bunlar arasında... Herbiri feyiz ve bereket yüklü. Yine, "Bir anın cihatsız kalmayacaktır." diyen şairin, İslam'ın hayat nizamı olduğunu hatırlatan bu ifadesine uyarak; uykumuz da dahil olmak üzere, ömrümüzün her saniyesini ibadetle geçirmiş gibi sevap kazanmak mümkün. Evet, cihat... Yani din gayreti... Allah'ın yolunu dava haline getirmek... İslam'daki iyilik ve güzellikleri, Allah'ın bütün kullarına sunma gayreti. Dünyaya huzur ve barışın yayılması çalışması... Bütün insanların cennete girmesini arzu etme niyeti. İyiyi, güzeli, doğruyu, faydalıyı, adil olanı hakim kılma azmi... Ne kadar yüksek bir insan sevgisi değil mi? Evet, bütün insanlığın iyilik ve hayrını isteme noktasına ulaşabilmek!..
Efendimizin (s.a.v) kendi yanında yetişen küçük Enes'e (r.a) yaptığı nasihatlerden birini hatırlıyorum: "Ey Enes! Sabah olsun, akşam olsun, her zaman abdestli ol." Melekler abdestli olan insanla birlikte olur. Abdestli olduğu sürece ona ibadet sevabı yazar, onu himaye ederler. Muhafaza altına alır, işini kolaylaştırırlar. Bize bu kadar ihsan ve ikramla donatan yüce Rabbimize sayısız hamd ve senalar olsun. Bu fırsatları değerlendirebilmek ne büyük saadet!
Kur'an-ı Kerim'in yeryüzünü aydınlattığı Ramazan ayının tamamlanmasından sonra, Ramazan bayramı geliyor. Bir ay Kur'an ikliminde yaşayan müslümanların sevinç günleri... Bir ay, melekler misali, yemeden, içmeden, cinsi arzulardan uzak durarak ruhunu kötülüklerden arındıran insanların mutluluğu hak etmeleri...
Fakat, ne çare ki ölüm var, dünyadaki sevinç ve mutluluk devamlı değil. Bu sevinç ve mutluluklar, hakikisi ebedi alemde var olanın dünyadaki sembolik bir ifadesi... Sevinç ve mutluluğun devamlı ve sonsuz olanı ahiret hayatında. Dünya hayatındaki gayretimiz de, asıl karar yerimiz olan ahiretteki bitmeyecek hayatın cennet olmasını arzu etmek noktasında... Rabbimiz bizleri şöyle uyarır: "(Ey insanlar) Siz dünya hayatını üstün tutuyorsunuz! Halbuki, ahiret hayatı daha hayırlı ve daha devamlıdır." (A'la,16-17)
İçini her türlü kötülüklerden arındırarak, tertemiz vaziyette Allah'a mülaki olup cennet ve cemalüllah ile müşerref olmayı hak edebilenlere ne mutlu!..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



