Ordu Lisesi 1. sınıfta okuduğum sırada, Ramazan aylarında oruç tutanlar ve tutmayanlar vardı. Oruç tutmayanlardan çoğu, oruç tutanlara saygılarından olsa gerek, kantinde açıktan birşeyler yiyip-içmemeye çalışırlardı. Ama aşağı yukarı herkes kimin oruçtuttuğunu, kimin tutmadığını bir şekilde bilir ve bu hiç problem teşkil etmezdi. Ama arkadaşlarımızdan Nurhan isminde birisi vardı ki, aslında tabaka olarak oruç tutmayanlar takımından olması gerekirken, onun oruç tuttuğunu düşünür, daha doğrusu öyle zannederdik. Sözkonusu arkadaşımla, Lise 2 ve 3’ü ayrı sınıflarda okuduk ve nadiren karşılaştık. Liseyi bitirdiğimiz senenin yazında ise kendisinin aslında Ermeni olduğunu öğrendim. Biraz soruşturunca, o arkadaşımızın, okulda bulunduğu süre içerisinde, Ramazan Aylarında hiç bir zaman açıktan birşeyler yiyip-içmediğini ve Ermeni olduğunu bilmeyen herkesin, onun oruç tuttuğunu zannettiğini de öğrendim... Niyete göre yorum... Açık Toplum Enstitüsü’nün katkısıyla Boğaziçi Üniversitesi tarafından, Doç. Dr. Hakan Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen, ‘Türkiye’de Muhafazakarlık’ araştırmasının sonuçları üzerinde tartışmalar sürüyor. Kısıtlı da olsa, toplumumuzun yapısını ortaya koyan araştırma, kimine göre son derece de olumlu. Ama değişik açılardan bakanlara göre ise oldukça olumsuz. Olumlu ve olumsuz yorumlarının sebebi, bakış açılarının farklılığı. Ama sadece bakış açılarının farklılığı değil tabii. Yorumların farklılığının bir başka kaynağı ise, ‘niyetlerin farklılığı’. Kamuoyu araştırmalarının nasıl yapılacağı, uzmanlarının işi. Nasıl yorumlanacağı konusunun da, en azından araştırma sonuçlarının açıklanması aşamasına kadar, yine uzmanlarının işi olduğunu söyleyebiliriz. Hoşgörmüyor muyuz?.. Sözgelimi, gazetelerden birisi (Milliyet), araştırma sonuçlarını ‘Toplum kendisi gibi olmayanı hoşgörmüyor!’ başlığı altında vermiş. Bu, araştırmanın tümünün diğer yayın organları tarafından veriliş şeklinden farklı bir tavır. Başlığın ardından verilen spot şöyle: “Eşcinsellerden, evlenmeden aynı evde oturan çiftlerden rahatsız olanların oranı yüzde 50’nin üstünde çıktı. Ramazanda oruç tutmayanlardan rahatsız olanların oranı ise yüzde 36...” Eşcinseller ve evlenmeden aynı evlerde oturan çiftlerden rahatsız olanların oranı ne zaman yüzde 50’nin altına inmişti acaba?.. Milliyet’e ‘Toplum kendisi gibi olmayanı hoşgörmüyor!’ başlığını attıran, esas olarak bu iki husus ise, neler oluyor? Yani, bir gazetenin görevi, eşcinselliği ve bu arada evlenmeden aynı evde yaşayan çiftlerin toplum tarafından mümkün olduğu kadar hoş görülmesini mi sağlamaktır? Eğer öyle ise neden? Normal dediğimiz şey bunu mu gerektiriyor, normal anlayışlarımız mı farklı, yoksa toplumun genelinin normal anlayışını beğenmeyen birileri, değişik birtakım normal anlayışları benimsememiz için faaliyete mi geçmiş bulunuyor? Tutana mı, tutmayana mı saygı? Ve, yorum konusunda niyetin açığa çıktığı bir başka husus, oruç konusu. Araştırmaya katılanların yüzde 36’sı, Ramazan’da oruç tutmayanlardan rahatsız oluyormuş. Aslında, ‘oruç tutanlara saygı’nın hakim olduğu bir toplum yapısından, oruç tutmayanlara kızgınlık duyanların olduğu bir topluma nasıl geçtiğimizi araştırmak gerek belki de!.. Gazetelerin ve televizyonların sürekli olarak ‘oruç tutmayanlara saygı’ çağrısı yapma alışkanlığında olduğunu da bir kenara kaydetmek gerek. Ama, oruç tutmayanlara kızgınlık duyanların yüzde 36 olması, rahatlatıcı bir netice. Gazete ve televizyonlarımız, önümüzdeki Ramazan Ayı’nda, bu defa ‘oruç tutanlara saygı’ taleplerinde bulunurlar ve böylelikle, oruç tutmayanlara kızanların oranı da azalır... Türkiye’de Muhafazakarlık Araştırması, ilginç neticelerle dolu bir araştırma. Belli ki, bundan sonra da, gazete ve televizyonlarda üzerinde yapılmış yorumları izleyeceğiz. Ama umarız bu yorumlar, yorum tekniğine uygun ve neticelerin toplumsal barış için nasıl kullanılacağı sorusu sorularak yapılır. Araştırma sonuçlarının, toplumu tuhaf yönlere dönüştürme gayretiyle yorumlanması girişimleri, biraz ayıp oluyor çünkü.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



