Kılavuz Abdullah, üç gün sonra, dördüncü günün, Pazar sabahı sözleşilen saatte develerle birlikte Sevr'e geldi. Devenin birine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ile Hz.Ebû Bekir (R.A.), diğerine ise kılavuz Abdullah ile Hz.Ebû Bekir (R.A.)'inn kölesi Âmir b. Füheyre bindiler. Medine-i Münevvere'ye doğru yola çıktılar.
Kafile, tuzağa düşmemek için kervanların izlediği işlek yolu veya bilinen başka bir güzergâhı takip etmedi. Şayet-i kerime işlek yollardan birini izleselerdi, Mekke-i Mükerreme'ye giden yolcular onları ihbar edebilirlerdi. Mekke-i Mükerreme'den ayrıldıktan sonra, Medinelilerin himayesine girinceye kadar öldürülebilirdi. Bu sebepten, kılavuzun tercih ettiği yolu izlediler. Bu yol, Mekke-i Mükerreme'nin güneyindeki Sevr'den başlar, Cidde'ye doğru kuzeybatı istikametinde bir müddet gidildikten sonra tekrar iç kısma döner, Mekke-i Mükerreme'nin kuzeyindeki Usfân'dan itibaren asıl yolla dört defa kesişir, yolun tam yarısında, Cuhfe mevkiinde esas yolun Kızıldeniz tarafına geçer ve bu istikamette Medine-i Münevvere'ye ulaşır. Cuhfe'den sonra da artık Kureyş'in nüfuz bölgesinden çıkılmış olur.
Bu şekilde sâhil takib edilerek Medine-i Münevvere'ye doğru 24 saat hiç dinlenmeden yol aldılar. Deve yürüyüşü ile 13 günlük olan Medine-i Münevvere yolunu 8 günde katederek 12 Rabiulevvel/23 Eylül 622 pazartesi günü Kuba'ya ulaştılar.
Medine-i Münevvere'ye salimen ulaşabilmek için işlek ve mutat yollar yerine farklı bir güzergâh tercih edilmiş ve bazen sarp dağ geçitlerinden bazen çöllerin arasından geçilmiştir. Yolculukta geceleri yol alıyor, gündüzleri gizleniyorlardı. Buna rağmen zaman zaman takibe uğradılar, sorguya çekildiler ve tehlikeli anlar yaşadılar.
Hicret yolculuğunda Peygamber Efendimiz iki önemli takiple karşılaştı. Fakat bu teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlandı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



