milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HAVUZ TEMİZLİĞİNİ KOLAYLAŞTIRAN VE SU TASARRUFU SAĞLAYAN PROJE
  • ELEKTROMANYETİK DALGALARIN ARILARA ETKİSİ ARAŞTIRILACAK
  • DEMİR BARİYERLER OK GİBİ SAPLANDI, YOLCULAR ÖLÜMDEN DÖNDÜ
  • DESTİCİ: 'DOSYA KAPATILIYOR MU' ENDİŞESİ TAŞIYORUZ
  • YAĞIŞLAR TRAKYA'DAKİ BARAJLARI DOLDURDU
  • BM: HULE'DEKİ ÇOCUKLARI ŞEBBİHALAR KATLETTİ

Satışa gelenler gazeteciler mi, yoksa gazeteler mi?

25 NİSAN 2011
PZT 02:55

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Medyada bu kadar büyük değişim bekleniyor muydu? Bu sorunu cevabı aslında kimseyi şaşırtmıyor. Aydın Doğan'ın medyadan şivey şivey (yavaş yavaş) çekildiğini sağır sultan bile biliyordu. Aslında taşradan gelip bu kadar büyük bir medya imparatoru olması şaşırtıcıdır kimilerine göre. Hürriyet'in 'bırakın hükümetleri' devletleri hiçe sayan 'büyük sahip'leri vardı bir zamanlar. Kimselerin dokunamadığı insanlardan biriydi Erol Simavi. Dev bir güce sahip olduğu varsayılırdı. Bir gün her şeyi bırakıp apar topar uzaklaşıverdi 'Hürriyet'inden ve çok sevgili ülkesinden. Milliyet çok sancılı süreçlerden geçmişti. Baş yazarı en etkili isimler arasındaydı. Dikkatle dinlenen bir gazeteciydi Abdi İpekçi. Bugün bile gerçekten aydınlatılamayan şüpheli bir ölümle ayrıldı dünyadan. Milliyet'in sahiplerini korkutmuştu bu ölüm. Yıllar sonra Karacan'lar o kötü günleri  geride bırakıp Milliyet'in yeniden ortağı olacaklardı Demirören grubuyla birlikte.

Aydın Doğan'ın hatıra fotoğrafı

Aydın Doğan için artık hatıralarda kalan fotoğraflar haline gelen gazetelerinin, gündelik telaşıyla yeni bir şeyler vermek için didinen elemanları orta yere bırakılmış gibi oldu. En büyük espri belki de Radikal'in Demirören'e satılması olurdu. Beyoğlu'ndaki AVM'yle ilgili kanunsuzluklar karşısında haberleriyle grubu döven gazetenin yan yayın organları artık tepki gösterdikleri işadamının kanatları altında. Vatan gazetesiyle ilgili söylenebilecek çok şey yok. Hürriyet'in karşısında 'iri' duran Sabah, Bilgin'lerin yıkımından sonra kendini yeni bir çizgiye çekti. Bitti sanılan gazete adeta yeniden dirildi. 28 Şubat'ın üzerine serptiği külleri dağıtarak yeniden büyüme hesapları yaptı. Bu arada gazete ikiye bölünmüş, bir grup Vatan'ı ortaya çıkarmıştı. Yeni gazete daha çok vurkaç taktiği güdüyordu. Sabah'ı tüketemeyince kendi tükenmeye yüz tuttu. Bu grubun başındaki ismin Zafer Mutlu olması nedense kimseyi şaşırtmadı. Başarısızlıklarının ardından sürekli ödüllendirilen Zafer Mutlu için bugün bile ciddi bir cümle kurulamıyor. Ancak onunla ilgili söylenen hiçbir şey onun ağzından çıkmayan sözler kadar önemli değil!

Ertuğrul Özkök neredeyse bir günah keçisi ilan edildi ve göz yumduğu karanlıkların hesabı soruldu. Zafer Mutlu'ya şu ana kadar soru sorulabilmiş değil. O, toplumu provoke edip memleketi mali açıdan da batırma raddesine getirenlerin hesabına çalışıp çalışmadıkları sorusu havada asılı. Eğer manşetleri bile bir merkez düzenleyip önlerine getirdiyse Mutlu bunların kim olduğunu açıklamalıdır. Bu toplumu neredeyse sürekli büyük bir savaşın eşiğine getirip ortalığı toza dumana katanlar arasında manşetatar gazeteciler de var. Zafer Mutlu şu günlerde Vatan'dan Milliyet'e geçip patronu için dizayn çalışmalarına girişip iki gazeteyi de sattırırken biraz dinlenme imkanı bulabilir belki. Bu arada da kendisine soru sorabilecek cesaretli gazeteciler marifetiyle de bu ülkede neleri değiştirdikleriyle ilgili megalomanca açıklamalarına kulak kabartmak isterim.

Zafer Mutlu attırılan manşetlerle ilgili konuşmalı

Gerçekten büyük gazetecidir Zafer Mutlu. Ortaya konabilecek hiçbir özelliği olmadığı halde sürekli büyütülen bir ismin ardındaki elbette merak edilir. Dinç Bilgin'in anlattığı portresinde 'eksik'ler var. Bakalım önümüzdeki dönem karanlık perdelerin ardında görünenler olacak mı yoksa perde biraz daha kalınlaşacak mı?

Aydın Doğan önümüzdeki dönemde biraz daha küçülmeye giderek 'varla yok' arası olmayı tercih edecek gibi görünüyor. Asıl işleri kızına bıraktığı dikkate alındığında 'yol haritası' ortaya çıkıyor. Başbakan'la geçmişte büyük atışmaları olduğu halde bugünlerde 'Hürriyet'in manşetlerinde 'açılış' yapar hale gelmeleri 'sulh' olduğu anlamına mı geliyor acaba? Doğan Grubu'nun CHP'yle dirsek teması olarak görülen hareketlerinin alt metninde neler var peki?

Medyadaki bu 'satış' işleminin bir benzeri siyasette yaşanmış mıdır? Baykal'ı deviren 'kaset tezgahı' ile ilgili net cümleler halen kurulamıyor. Düğmeye basanların CHP'yi yeniden dizayn etmek istedikleri artık ortaya çıkmış durumda. Kılıçdaroğlu'nun meseleleri anlamadaki gecikmişlik görüntüsü onu 'bürokrasi'den neden siyasete taşıdıklarının ve liderliği teslim ettiklerinin bir göstergesi. CHP'de sürekli bir kafa karışıklığı, sürekli bir dizayn hatalarını telafi etme çabaları var. Medyadaki el değiştirme gibi siyasette de el değiştirmeler de normalleşmeye başlarsa hiç şaşırmayın. Eskiden 'iyi saatte olsunlar' arkada gözü yaşlı eşler bıraktırırdı, bkz. İpekçi ailesi, şimdi artık devirler sırasında gözyaşı yok, gazeteci hüznü var. Siyasette de değişimler teknolojinin imkânları ve insanların zaafları üzerinden gerçekleştiriliyor.

Bütün bu değişimleri ve el değiştirmeleri gazeteciler açısından okumaya çalışırsak, önümüze çıkan yol bizi nereye götürür? Özgür ve bağımsız bir gazetecilikten ne kadar söz edebiliriz? Düne kadar gördüğün hukuksuzluğun üzerine giderken birden sahibin olarak o isimleri görünce ne hissedersin?

Arada manşetlik sorunlar olmadan düşünelim. Yazdığın yazılar, yaptığın haberler ister istemez bir otokontrol mekanizmasıyla beraber ilerler. Patronu düşünerek attığın adımları sorgulamak için patronun değiştiği günler önemlidir. Bakalım ne itiraflar işiteceğiz? Hangi gazeteci ve yazarlar bu süreci okurken eski 'kendileri'ni gözlem altına alacaklar ve 'fatura'lar sahiplerine ulaşacak mı?

Gazetecilik artık 'kısa ve acısız'

Yeni patronların alacağı kararlar büyük zararlara rağmen sürekli sübvanse edilen gazetelerde küçültmeleri de beraberinde getirecek elbet. Medyada uzun süreli ilişkilerin bir anlamı yok. Birliktelikler 'kısa ve acısız' olmak zorunda. Gazetelerle isimleri neredeyse özdeş hale gelen az sayıda isim içinse 'duygulu sahneler' yaşanabilir. Türkiye'de medya tarihi yazıldığında dönem dönem nelerin değiştiği nelerin yerinde saydığı da ortaya çıkacaktır. Oktay Ekşi'nin bile sütunlarından ayrıldığı siyaset eklemesiyle meclise uçuş denemesinde bulunduğu göz önüne alındığında 'medya'yı birilerinin fena halde 'kaba hat' gibi gördüğünü, eski alışkanlıklarından kolayca vazgeçemeyeceklerini göreceğiz sanki. Yazarlar üzerinden değerlendirilen gazeteler yeni dönemde yine eskisi gibi mi olacaklar yoksa genleriyle oynanan yeni bir medya mı oluşturulacak, buna ticari ilişkileri hesap ederek medyada büyümeyi hedefleyen yeni patronlar düşünüp karar verecek.

Sonuçta görmekten bıkmayacağımız bir film var. O da patronların ticari ilişkilerini sağlama almak için gazeteleri kullanacakları endişesi. Bir şeyi daha bileceğiz. Bazı gazeteciler patronları adına belki de kendilerine söylenmeden yeni 'kumpas'ları düşünüp hızlı hareket edecekler. Yine de umudumuzu 'yeni medya düzeni'nden yana muhafaza edelim. Yeni medyada kişi hak ve özgürlüklerine karşı saldırgan bir üslup kullanılmamalı. Toplumları rencide edecek dilden ısrarla kaçınılmalı. Olayların arka planı düşünülmeden hesapsız manşet oyunlarıyla mazlumların sayısı artırılmamalı. İktidarla 'ilişki' oyunundan kaçınıp doğru yerde muhalefet edebilmenin yolunu aramalı. Körü körüne 'benim adım Kemal'lik yapılmamalı.

İşin daha açığı şu: Toplumunun yanında duran bir gazetecilik benimsenmeli. Batı adına ya da güçlüler adına hareket edip ilk buldukları olumsuzlukta 'bizden adam olmaz' repliğine bulaşmadan 'biz'in 'adalet'le buluşması sağlanmalı. Medyada serinkanlı bir dönemi görmeye ihtiyacımız var. Yoksa YSK gibi kurumların kanun bahanesiyle elde tuttuğu 'uçuş kartları' bizi sevimsizliğe uçurur, aradaki bağlar zedelenebilir.

Kardeşlik böyle zamanlarda gerek!

İsminin karşısını boşaltan yazar!

Esra Elönü sevdiğim bir kalem, geçen hafta yazmıştım. Bu hafta Dipnot.tv'de kulis yazısını okuyunca onun adına üzüldüm. Gittikçe kendine özgü tarzından uzaklaşıyor mu ne? İsminin karşısını boşaltmayı deniyor. Oysa o üslup gündelik heyecanlar için harcanmamalı. Kendisine karşı oluşan önyargılara destek atışlarıyla vakit kaybetmemeli.

Esra "Feride"ye yanlış yapmamalı!

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 25.04.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: ünal ateş, kardeşlik, gündem,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Ünal Ateş

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. 'Arap Baharı' Batı'nın yeni oyunu mu?
    2. İsrail'e Türk medyası öpücüğü!
    3. İsrail, Türkiye'yi kaybetmeyi neden göze aldı?
    4. 'Kan akacak' müjdesini verenler şimdi mutlu mu?
    5. İETT'de irtica sallamaları!
    6. Bu yıl Ramazan medyaya da geldi!
    7. Ne olacak şu İsrail'in hali!
    8. BDP, İmralı ve PKK üçgeninin mimarı kim?
    9. Yerel gazetelerden sosyal medyaya geçtik, çok değiştik çok!
    10. Şimdi gerçekleri konuşmak zamanı
    1. Müjdat Gezen ve Levent Kırca neden 'MADARA' oldular?
    2. Ertuğrul Özkök, İHL gençliğinden duyduklarına neden şaşırdı?
    3. Biri Ahmet Hakan'ı durdursun!
    4. 'Hükümet deviren pazarlığın kaseti' ve Ahmet Hakan!
    5. 'Karanlık' 'ODA'da sadece Soner Yalçın mı var?
    6. 'Arap Baharı' Batı'nın yeni oyunu mu?
    7. 'Hakaretmetre'yle çalışan 'yüzsüz' yazarlar
    8. Şimdi gerçekleri konuşmak zamanı
    9. İsrail, Türkiye'yi kaybetmeyi neden göze aldı?
    10. Ağzı bantlı medyanın elinde ne var?
    1. 'Karanlık' 'ODA'da sadece Soner Yalçın mı var?
    2. Biri Ahmet Hakan'ı durdursun!
    3. Müjdat Gezen ve Levent Kırca neden 'MADARA' oldular?
    4. Ertuğrul Özkök, İHL gençliğinden duyduklarına neden şaşırdı?
    5. İslam ümmetinin başı sağ olsun!
    6. 'Hakaretmetre'yle çalışan 'yüzsüz' yazarlar
    7. Ağzı bantlı medyanın elinde ne var?
    8. Haçlı seferleri biterse ne olacak?
    9. Papyonlular mı, bağdaş kuranlar mı kazanacak?
    10. Manşet oyunlarında son dönem mi?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Demir bariyerler ok gibi saplandı, yolcular ölümden döndü
    2. Destici: 'Dosya kapatılıyor mu' endişesi taşıyoruz
    3. Yağışlar Trakya'daki barajları doldurdu
    4. BM: Hule'deki çocukları Şebbihalar katletti
    5. Avustralya iki Suriyeli diplomatı sınır dışı ediyor
    6. İran'a yeni bir "siber" saldırı
    7. "Telefonlar ile tablet bilgisayarlar gözleri kurutuyor"
    8. Sokaklarından çöp ve kanalizasyon suyundan geçilemeyen şehir: Kerkük
    9. Ülkelerin "kötü alışkanlıklar" raporu
    10. Anaç sığır ve buzağı desteklemeleri, bugün yatırılıyor
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Kadın garson zorunluluğu
    8. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek