Davos'ta İsrail putu kırılmıştır. Kendisini dünyanın efendisi görenlerin maskesi düşürülmüştür.
Kralın çıplak olduğu yüksek sesle dile getirilmiştir.
Türkiye'nin gücü ortaya çıkmıştır.
Türkiye'nin İsrail'e değil, İsrail'in Türkiye'ye muhtaç olduğu görülmüştür.
Korku ve telaş içerisindeler...
Bundan sonraki adım gelir, Türkiye bizden uzaklaşır, anlaşmaları bozarsa endişesine kapıldılar.
Bu yüzden İsrail Cumhurbaşkanı başta olmak üzere üst düzey Siyonist yetkililer, üst üste Türkiye'den özür diler mahiyette açıklamalar yapıyorlar. Seçimde puan kazanmak için Türkiye'ye kendilerine karşı saygılı olma çağrısında bulunan Livni ve Barak gibi liderlerin de ağzını bizzat başbakanları Olmert kapatıyor.
Bu sefer Türkiye'deki muhipleri sahneye çıkıyor.
Başbakana "tamam, söyledin anladık fakata sakın ha! Daha ileriye gitme, yoksa..." biçiminde üstü kapalı tehdit dolu uyarılarda bulunuyorlar.
Mehmet Ali Birand son iki yazısını bu konuya ayırmış:
Birand, 31 Ocak tarihli makalesinde, "Başbakan ne yapacak? Anahtar, şu iki sorunun yanıtlarına bağlı:
1-Peres ile arasındaki tartışmayı Davos'ta mı bırakacak, yoksa sürdürecek mi?
2-Sözlü tartışma ile mi yetinecek, yoksa İsrail ile ilişkileri askıya alarak, işbirliği anlaşmalarını bozmaya götürecek mi?
Eğer önümüzdeki orta ve uzun vadede, bu iki soruya da EVET yanıtı çıkarsa o zaman faturanın ağır olabileceği ve bunun da Erdoğan'a ödetilebileceğini söyleyebiliriz" diyor.
Korkuları geçmeyen Birand, başbakanı bir kez daha uyarıyor.
Mr. Birand, İslam dünyasında Türkiye'ye karşı oluşan sevgi selini bahane ederek "Allah Erdoğan'ı Nasır'lıktan korusun" başlıklı dünkü yazısında, aynı endişe ve tehditlerini tekrarlıyor.
Diyor ki: "Eğer Başbakan'ın gerçek niyeti İsrail'e bir mesaj vermek idiyse, bu mesaj çok açık ve en üst düzeyde verildi. Adresine vardı ve gereken etkiyi de yaptı. Bundan sonra- eğer gerçek niyet mesaj vermenin ötesinde başka birşey değilse-sakinleşmekte ve uzun vadeli çıkarlarımızı düşünerek adımlar atmakta yarar var. Orta Doğu'nun kaygan zemininde Nasır'cılık oyunu oynamanın tehlikeleri çok büyüktür."
Mehmed Ali Birand telaşa kapılan o güruhtan sadece biri...
Medya mensuplarının yanı sıra başta Onur Öymen olmak üzere, Özden Sanberk, İlter Türkmen, İnal Batu gibi eski diplomatlar da aynı doğrultuda açıklamalar yaptılar.
Hep bir ağızdan: "Türkiye, bunun bedelini ağır ödeyecek, faturası ağır olacak, Türkiye, Ortadoğu'daki gücünü kaybetti" dediler.
Onlar böyle diyorlar...
Peki sonra ne oldu?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Davos'ta yaşanan kriz nedeniyle dün Başbakan Tayyip Erdoğan'ı arayarak, "Haksız ve adaletsiz bir yönetimle kendinizi ifade etmenize izin verilmedi. Ancak daha önemli konu şudur. Ortadoğu'nun çok meşakkatli ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini biliyorsunuz. Bu bölgenin, liderliğinize, arabuluculuk misyonunuza, inisiyatif kullanmanıza ihtiyacı var" dedi.
Anlayacağınız bazılarının mumlarının sönmesi için yatsının gelmesine bile gerek kalmadı...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




