30 Ağustos Zafer Bayramımızda, birliklerden gelen sancaklar çok heyecan verici, ayrıca anlamlıydı. Bana başka sancakları hatırlattı. Herkes şimdi bunlardan bahsediyor, "sancaklardan" yani, yahut "sancak"tan. Bir de ordudan. Ordumuzdan. Yahya Kemal'in değerli bir ilhamla yazdığı "İslâm'ın son ordusudur bu" mısraından.
***
İşin içine sanat girince, kendi sanat hayatıma dair bazı çağrışımlar hafızama üşüştü. 1965'ti. TDK'nun hikâye ödülünü kazanmıştım. Ayrıca TürkDil Kurumu üyesiydim. Sağcılar o zaman TDK'na ve onun dil anlayışına karşıydılar. Gerçi üye olarak birkaç mufazakâr şair, yazar, tarihçi vardı aramızda ama o kesimde genel olarak yeni kelimelerle alay edilirdi. Şimdi, işin garibi, ben Osmanlıca kelimeleri seviyor ve kullanıyorum.Diğerleri ise toplantılara "çalıştay" diyorlar.
Yani diyeceğim, kimin ne olduğunu, nasıl olduğunu kimse bilemez. Cumhurbaşkanının atadığı bir HSYK üyesi, sonunda o kesim tarafından "zararlı" ilan edildi. Hep derim ya, "Takdire tedbir uymuyor" diye bir hikmet vardır.
Siz mahkeme üyelerini değiştirseniz ne olacak, değiştirmeseniz ne olacak! Anayasa'dan "Türk" kelimesini çıkarsanız ne olacak, çıkarmasanız ne olacak! İslâm büyükleri bu kelimenin içerdiği mânâları birçok kere söylemişlerdir. Miting yapsanız ne olacak, yapmasanız ne olacak! Allah'ın Takdiri ancak ihlâsla, ibadetle, sadakayla, İslâm ilkelerine uymakla değişir; o da, hayra doğru değişir.
***
Ne diyordum, 1965'teki TDK ödülümden söz ediyordum. Rahmetli İnönü'nün elinden almıştım. Afet İnan Hanım da vardı. TDK'nun salonunda bir dâvet verilmişti. Şiir ödülünü de, hiç unutmam. Gülten Akın almıştı. Böyle bir hadiseyi de 1993'te Türkiye Yazarlar Birliği'nin "yılın romanı" ödülünü alırken yaşadım. Orda da hikâye ödülünü, bir hanım yazar, Sevinç Çokum almıştı. Romanımın adı "Yol"du. Bunların yeni basımları, sırada. Son yazdığım "Soruşturma ve Uzlet" sıranın en başında.
Zaman zaman böyle hatıralar yazacağım. Okuyucuların hoşuna gidiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



