Zamanımız, vahşet karşısında barışçıl eylemlerle sonuca varmak, en azından bunu denemek zamanı. Ve barışçıl eylem -ya da adına her ne derseniz- denen şeyin en güzide temsilcisi yine sanatkar olabilir.
Son olarak Emir Kusturica'nın Antalya Altın Portakal Film Festivali'ne jüri üyesi olarak çağırılmasına tepki gösteren Semih Kaplanoğlu ve Bal filmi ekibi, festivalden çekildi. Film gösterildi ama ekipten kimse festivale katılmadı.
Sonraki süreçte Kaplanoğlu ve Bal yine benzer bir durumla gündeme geldi. Filistin için İsrail'e karşı akademik ve kültürel boykot yürüten "Filistin İçin İsrail'e Karşı Boykot Girişimi", yönetmen Semih Kaplanoğlu'ndan, İsrail'in desteğiyle gerçekleşen festivalde aldığı ödülü iade etmesini istedi. Kaplanoğlu'nun "Bal" filmi, Hayfa Uluslararası Film Festivali'nde "dağıtım desteği" ödülü kazanmıştı. "Filistin İçin İsrail'e Karşı Boykot Girişimi", daha önce yönetmen Reha Erdem'i de aynı festivalde "Kosmos" filmiyle kazandığı ödülü iade etmeye çağırmıştı.
Girişim, "Filistinli demokratik kitle örgütlerinin ortak girişimi olan İsrail'e Akademik ve Kültürel Boykot İçin Filistin Kampanyası da dünyadaki vicdan sahibi kişilere, kültür insanlarına İsrail'in sonu gelmeyen pervasız saldırıları ve işgali karşısında İsrail'in aklanmasına hizmet eden ve işlediği savaş suçlarının üzerinin örtülmesi anlamı taşıyan ve İsrail devleti tarafından finanse edilen her tür kültürel ve akademik etkinliği boykot etmeye çağırıyor" ifadeleriyle maksadını ortaya koyuyor.
"Gazze saldırısının üzerinden henüz iki yıl bile geçmedi. İsrail'in Gazze'ye yardım malzemesi götüren Özgürlük Filosu'na saldırısı neticesinde ölen dokuz kişinin daha yası bile bitmemişken Hayfa Film Festivali'ne katılmanız da bizim vicdanlarımızı acıtmaktadır" şeklinde ifadelerle Kaplanoğlu'na seslenen Girişim'in şu satırları dikkat çekici:
"Kültürel boykot destekçisi Yahudi yönetmen Eyal Sivan 'Yafa: Portakalın Otomatiği' filminde, İsrail'in ödül aldığınız Hayfa şehrinden Filistinlileri nasıl kovduğunu, tarihi baştan yazarak nasıl bir İsrail markası yarattığını anlatırken sizin Hayfa Film Festivali'ne katılarak bu tarih yazımına katılmanız çok üzücü. İsrail'e yönelik boykotun, süregiden zulme bir son vermenin aracı olması itibarıyla önemi ve işlevi çok büyüktür. İsrail'in, bu türden etkinlikleri markalaşma ve aklanma için bir araç olarak gördüğü bilinirken Hayfa Film Festivali'nde yer almak suça ortak olmak değil midir? Biz de sizin gibi sanatçının insanlığından ayrılamayacağını düşünüyoruz. Bu sebepten sizi kendinizle tutarlı olmaya, dünyada giderek güçlenen "İsrail'e Karşı Akademik ve Kültürel Boykot Kampanyası"na destek vermeye, İsrail devleti tarafından finanse edilen kültürel etkinliklere katılmamaya ve Hayfa Film Festivali'nden aldığınız ödülü iade etmeye davet ediyoruz!"
Buyurun size sanatı ve sanatçıyı sorgulamak, üzzerine düşünmek ve fikir yürütmek için bir fırsat daha. Sırpların Bosna'da uyguladıkları katliam, uluslararası kamuoyu ve kurumlar tarafından soykırım olarak nitelendirildi. Kaplanoğlu, bu tavrıyla soykırımı ve destekçilerini kınamış oldu. Peki, Filistin'de yarım asırdan fazla zamandır süregelen katliam politikasını soykırım olarak nitelendirmek için uluslararası kurumların kabulünü mü bekleyeceğiz? BM'nin yüzlerce kararını şımarıkça uygulamayan İsrail'in uluslararası sistem üzerindeki etkisi malum. Dolayısıyla böyle bir karar beklemek saflık derecesinde iyi niyet göstergesi olur.
İsrail'e soykırım yaftasını vicdanlarda vuramaz mıyız? Elbet vururuz; vuruldu bile. O halde Kaplanoğlu'ndan Hayfa Film Festivali'ni boykot etmesini beklemek tutarlı bir talep olacak.
Sanat alayışına ve sinemasına güvenim ve takdirim çok büyük olan semih Kaplanoğlu'nun İsrail'i de boykot ettiğini duymak, değer verme üzerine devam eden sorgulamalarıma büyük katkı yapacak.
Müslüman olmayan birçok yönetmenin bu boykot çağrısına ses verdiğini de düşününce, çığlığın bu coğrafyadan makes bulması manidar olur.
Beklentiden öte Kaplanoğlu için bunun zaruret olduğunu düşünüyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



