Gündem bombardımanı kar kış demiyor. Aksine son günlerde gündem tipisi kafaları iyice karıştırıyor. Açılım tartışmaları ve domuz gribi paronayası eşliğinde girildi kışa. Sonrasında suikast girişimi iddiaları, kozmik odalar, darbe planları, balyoz... Dış politikada İsrail'le dar alanda kısa paslaşmalar... Pardon, pardon! Had bildirmeler...
Bu aralar gündem yoğunlumuz çok ya; artık yedek kulübemiz de var. Son bir iki yılın as oyuncusu Ergenekon bile şimdilik yedek kulübesinde... Merak buyurmayın. Sakatlık mevzu bahis olmadığı gibi, sezonu kapatmış da değil. Birkaç ihtimal var. Ya formsuz; form tutması bekleniyor. Ya taktik değişikliğin kurbanı... Ya da haftalardır yorgun düştü; derbiye saklanıyor... Çok kurcalamaya gerek yok; ne de olsa konu Ergenekon... Pençin sağlam olduğunu bilelim yeter...
Bizim gündem maddeleri gerçekten helyumla şişirilmiş balon gibi... Her biri uçan balon adeta.
Şişirilip şişirilip havaya bırakılıyor... Bir daha yakalayabilene aşk olsun. Çözüme kavuşturulan bir tartışma konumuzu bilen varsa gelsin beri.
Açılım denildi. Günler, haftalar, aylar açılımı kovaladı... Ama fol var yumurta yok ortada. Sadece ses geliyor, görüntü yok. Açılımın uzun süre ismi tartışıldı ama hala cismine gelinemedi. Kutu var ama kutuyu açan yok. Pardooonnn! Yeniden pardon! Hem de kocaman pardon. Bizim bir de 'çuvalcı komutan'ımız vardı değil mi. Hani şu Süleymaniye'de askerlerimizin başına çuval geçiren Amerikalı komutan... Hani haddini bildirip, yerin dibine soktuğumuz... Hatta Polat Alemdar ve Kurtlar Vadisi sakinlerini üzerine salıp rezil ettiğimiz çuvalcı komutan Ray Odierno. ABD'nin Irak'taki güçlerinin komutanı Odierno üçlü mekanizma toplantısı için Ankara'daydı. Belki de kutuyu açacak... Açılım kutusunu... Çuvalcı kutuyu açınca biz de açılımın isminden sonra cismini de göreceğiz. Nereye açılacağız bakalım... Çuvallık bir durum gibi değil mi sizce de!..
One minute... Alçak koltuk... Yüksek tansiyon... İsraille film gibi kapışma. Liberman memnun... AKP yönetimi memnun... İsrail kamuoyu da rahat, bizim kamuoyu da. Garipsemeyin hemen canım. Türkiye'deki iktidar için de, İsrail'deki iktidar için de bu türden artistik salvolara ihtiyaç var. Yoksa nasıl yürüyebilir ki iki ülke arasındaki ilişkiler... Hem stratejik ortak değil miyiz! Kızıyormuş gibi yapmak lazım...
Tipiye dönüşen gündem bombardımanında sürpriz çıkış Meclis'ten geldi. Neredeyse yemin töreninden sonra tatile çıktığını düşünmeye başladığımız Meclis sahalara öyle bir dönüş yaptı ki sormayın! Ergenekon'u, balyozu, darbe planlarını da geride bırakarak gazetelerin manşetlerini, televizyonların flaşlarını kaptı. İki milletvekili hastanelik oldu ama... Olacak o kadar! Kolay mı formayı kapmak.
Bizim gariban vatandaş mı... Gündem onun neyine... Ekonomik krizmiş. İşsizlikmiş... Kara kışmış... Top toplamaya devam...
Karla karışık yağmur misali, şakayla karışık bu ciddi konular üzerine bir araya getirilecek o kadar çok kelime var ki... Her şey bir tarafa görüş mesafesini nerdeyse sıfıra indiren gündem tipisinden bizim gördüğümüz erken seçimin kapıda olduğudur. 'Başörtüsü' konusunun yeniden yavaş yavaş sahaya sürüldüğünü gören varsa, Türkiye'nin sonbaharda erken seçime gideceğini de görecektir! Yapılması gerekenleri yapmayan... Sadece yapıyormuş gibi yapan. Düğümleri çözmeyen; çözüyormuş gibi yapıp düğümü kördüğüm yapan...
3 Kasım 2002'den beri birçok konuyu unutan ve unutturan AKP iktidarı görülüyor ki, unuttuğunu hatırlama ve unutturduklarını hatırlatma zamanlamasında oldukça mahir. Başörtüsü yeniden raftan indiriliyor, hatırlanıyor ve hatırlatılıyorsa eğer; sandık yine top toplayıcıların önüne konulacak demektir...
Akıl nedir?!
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
- Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor:
- Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?
Adam:
- Oooo ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.
- Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.
Ders: Sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır akıl. Kurguyu fark edebilen ve kurgu düzeneğine girmeyendir akıllı insan.
Geçmiş zaman olur ki...
İşsizlikten bunalan 58 yaşındaki Nizamettin Ş. adlı vatandaş, Hayvanları Koruma Cemiyeti'ne dilekçeyle başvurup "kaydının insanlıktan alınarak hayvan sınıfına nakledilmesini" talep etmiş. Altı çocuk babası adam sebep olarak "İnsanların iyi hislerden yoksun olduklarını, iyilikleri takdir etmek şöyle dursun, kötülükle karşıladıklarını" göstermiş. Dilekçeyi görüşmek üzere toplanan Hayvanları Koruma Cemiyeti İdare Heyeti, talebi mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle reddetmiş.
(4 Temmuz 1962 Posta)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




