Cahit Zarifoğlu, 1940 yılında Ankara'da Maraşlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini Siverek, Ankara, Kızılcahamam ve Kahramanmaraş'ta tamamlar.
Zarifoğlu, oldukça zor bir çocukluk dönemi geçirir. Mizaç itibariyle çocukluk ve delikanlılık dönemlerinde içe dönük, az konuşan biridir. Çoğu zaman arkadaşlık halkasında bulunduğu kişilerin yaptığı sohbetlere, konuşmalara bile kayıtsız kalır. Onun bu kayıtsızlığı, ilgisizliği arka planda tam bir ilginin de izdüşümüdür. Çünkü çok zekidir, konuşmaları teyp gibi kaydeden bir zekâya sahiptir. Çoğu zaman ise dalgın bir zihin taşır.
İçe kapanıklığına, dalgınlığına, zeki olmasına karşın alabildiğine inatçıdır da. Lise yıllarında arkadaşlarına cebir, geometri dersleri verir. Fakat bir yıl edebiyat ve cebir derslerinden, iki yıl da yalnız cebir dersinden sınıfta kalır. İnat eder, kitapların kapağını açmaz. Edebiyat sınavına girer, hiç bir soruya cevap vermez. Cebir sınavlarında da aynı tutumu sürdürür. İşte bu süreçte bir yandan şiir yazarken bir yandan da mahalli gazetelerde çalışmaya başlar.
Yine lise yıllarında güreş sporuna ilgi duyar. Maraş Güreş Kulübüne kaydolur. Çok iyi güreş tutar. Lise son sınıfta ise şairin bu kez ilgisi pilotluğadır; Pilot olma sevdasına kapılır. Sonunda bir yolunu bulup Türk Kuşu Kampı'na katılır; üç ay kurs görür; C brövesini alır. Planörle uçar ve motorsuz uçak kullanır.
Ayrıca lise yıllarında okul dergisi olan "Hamle"de şiirleri yayınlanır, yine şiirler: İstanbul'daki edebiyat dergilerinde yayınlanmaya başlar.
Zarifoğlu; sessizdir, içine kapanıktır, fakat onun bu sessizliği bile çevresine güven aşılar, çevresinde saygı uyandırır. Aynı zamanda biraz da çocuksu karakterlidir. Onun bu çocuksuluğu; saflığının da bir tezahürüdür. Aslında onun bu çocuksu tavrı, yaşamı boyunca sürüp giden bir çocuksuluktur. Belki bu yüzden yaşamının son dönemlerinde 10 ile 30-35 yaştaki çocuklara hikâyeler, masallar yazmasına neden olmuştur. Ama o hep iç hesapları olmayan bir koca çocuktur... Çocuklara her dem ilgisi büyük olan, konuşmaya henüz başlamamış olan küçüklere bile masal anlatmayı beceren bir şair çocuktur. Onun bu denli çocuk sevgisinin nedeni "çocuklarla güzelleştiğine" inanmasından kaynaklanır.
1959 yılında Maraş'ta bir yıl vekil öğretmenlik yapar. Akabinde Maraş Lisesi'ni arkadaşlarından üç yıl gecikmeyle bitirir ve 1961 yılında İstanbul'a gelir; İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümüne kaydolur. Bir yandan üniversite öğreniminin yanı sıra şiir yazmayı da sürdürür; bir yandan da hayatını sürdürmek için çalışmaya başlar. Yol Dergisi'nde musahhihlik yapar (1964). Bâb-ı Âli'de Sabah Gazetesi'nde teknik sekreter olarak çalışır (1967).
Zarifoğlu'nun, kendine ait tutkuyla bağlandığı çok şey vardır. İnsanlara kayıtsızlığına, umursamazlığına karşı sevdiklerini de tutku derecesinde sever, bağlanır.
Şair, serüvenci, girişimci ve "gezginci" bir ruha sahiptir. Çünkü bu süreçte oto-stopla Avrupa'nın belli başlı ülkelerini bir uçtan diğer uca gezer, dolaşır; dostlar edinir (1967).
Şiirlerini Papirüs, Yeni Dergi, Türk Dili ve Soyut gibi edebiyat dergilerinde yayımlar. Nihayet söz konusu edebiyat dergilerinde yayınlanmış olan şiirlerini kitaplaştırmak ister. Borç dert, aç kalma pahasına şiirlerini kitaplaştırır: "İşaret Çocukları"... (1967).
Kendi ifadesiyle, üç bin adet bastırdığı ilk şiir kitabı olan "İşaret Çocukları"nı eşe dosta üç-beş adet imzalar. Geride kalan yüzlerce kitap uzunca bir süre basıldığı matbaada bekler. Matbaacının zorlamasıyla oradan alınıp bir arkadaşının ağabeyinin yazıhanesine muvakkaten konulur. Ne ki, "İşaret Çocukları" aylarca aranmaz. Şair, ısrarlara, çağrılara aldırmaz. Şiir kitabı şairin ilgisizliği karşısında konulduğu büroda başlangıçta soba tutuşturmak, aradan zaman geçip yine alınmayınca bu defa da doğrudan doğruya odun olarak kullanılır. Şair, kitabının odun oluşunu duyduğunda bile umursamaz. Çünkü o, vazifesini yapmıştır...
Bir ticari kuruluşta tercümanlık yapar (1969). Bunu bir başka kuruluştaki muhasebe yardımcılığı izler (1970).
1961 yılında başladığı üniversite öğrenimini tamamlar (1971). Bir yıl süreyle İstanbul Özel Bilir Koleji'nde Almanca öğretmenliği yapar. Dil Kursu için Almanya'ya gider (1972).
1960'lı yıllarda sonundan başlayarak artık şiirlerini Sezai Karakoç yönetiminde çıkan "Diriliş" ve Nuri Pakdil öncülüğünde çıkan "Edebiyat Dergisi"nde yayımlar. Nitekim şairin ikinci şiir kitabı olan "Yedi Güzel Adam", Edebiyat Dergisi Yayınları'nca neşredilir (1973)
Zarifoğlu, Anadolu'nun tarih, toprak, dağ, savaş ve şehid imgelemleriyle donanan bir şehrine, bir beldesine Erzurum'un Sarıkamış'ına yolunu düşürmesi gerekmektedir. Şair askerlik hizmeti için Sarıkamış'a gider ve bu hizmeti tamamlar (1973-1974). Sarıkamış dağlarında türkü söylerken "İns" adlı öykü kitabı da İstanbul'da Edebiyat Dergisi Yayınları'nda boy verir. Şairliğinin yanı sıra artık usta bir hikâyecidir de o (1974).
Askerlik dönüşünde 35 yaşında MKEK Eğitim Şubesi'nde memur olarak çalışmaya başlar (1975). Memuriyetini TRT Genel Müdürlüğü'nde mütercim sekreter olarak sürdürür (1976). Aynı yıl Mavera Dergisi'nin kuruluş çalışmalarında yer alır. Ve "Menziller" adlı şiir kitabı Akabe Yayınları tarafından neşredilir (1977).
Şair'in, "İşaret Çocukları"yla başlayan şiir serüveni "Yedi Güzel Adam"la sürmüş ve "Menziller"de odaklanmıştır. Dağ dağ üstüne binmiş, mısra mısraı kovalamış, şiiri evrensel bir boyut kazanmıştır. Artık şairin sesi daha gür çıkmakta, enginlere ulaşmaktadır.
Mavera dergisiyle birlikte toplum katmanlarına açılır. Artık o Mavera'da yazdığı şiirlerle, "Yaşamak" adlı şiirsel günlüklerle, özellikle de başarıyla yönettiği ve büyük bir işlevsellik kazandırdığı okuyucular bölümüyle genç şair ve yazarların Cahit Ağabeysi olur.
Artık o, yüzlerce edebiyat sevdalısı gence, "Mavera Mektebi"nin genç öğrencilerine hocalık, ağabeylik yapar. Bir başka ifadeyle Mavera'yı bir mektebe, bir üniversiteye dönüştürür. Şairleri, hikâyecileri, denemecileri bulundukları ve çıkmaza zorlandıkları girift karmaşa dehlizlerinden alıp düzlüğe çıkartıp, edebiyat koşusuna katar.
Zarifoğlu her zaman acelesi olan insanlara özgü bir ruh haline, bir karaktere sahiptir. Enerjik ve coşkulu bir insan şair. Hani yoruldukça koşan, koştukça açılan yağız atlar misali. Ayrıca onun insan tarafıyla, şahsiyetiyle, sanatkâr tarafı hep iç içe geçmiştir. Yani şair insan, ya da insan şair. İşte bu nedenle; olduğu gibi, düpedüz, yapmacıksız ve içten davranışlarıyla hiç bir zaman yapaylığa ödün vermeyen bir dışa vuruma sahiptir. Daha anlaşılır bir ifadeyle, yaşayışı kelimenin tam anlamıyla şairce ve sanatkârca olduğu için onun kişilik ve mizacında, sanatkârlığında suniliğe ve yapaylığa yer yoktur. O uzun soluklu, yalın bir şiir koşucusudur.
"Yaşamak" adlı günlükleri yayımlanır (1980). Tayini TRT İstanbul Radyosu'na çıkar. Artık şair İstanbul'dadır (1983). İstanbul şair için daha bir güzelleşmek için uygun bir mekândır. Dolayısıyla güzelleştiğine inandığı çocuk sevgisiyle yüreğin harmanlanır. Önce çocuk kitaplarından Katıraslan (1983) yayınlanır, bunu Ağaçkakanlar ve Serçekuş adlı çocuk yapıtları takip eder (1983). Şair, şiire "İşaret Çocukları"yla başlamıştır ya, çocuk yapıtlarını yazmayı bırakmaz. Yürek Dede ile Padişah adlı eserleriyle Türkiye Yazarlar Birliği'nce çocuk edebiyatı dalında yılın yazarı seçilir (1984).
1986'da ise, şairin son şiir kitabı olan "Korku ve Yakarış" yayınlanır. Böylelikle hayatın bütün inceliklerini kuşanmış bir zarif yürek, bir şiirsel yürek olarak Menziller'den sonra "Korku ve Yakarış"ın şiirini yazmıştır. Yaşamak'la ölüm arasında korku ve ümidi bir yay gibi geren, gerdikçe daha bir zarifleşen, şiirleşen ve gizemli bir dünyanın fotoğrafını çekmeye başlayan şair, ermiş katmanlarında yol alır.
Şair, diğer taraftan Mavera'yla birlikte Yeni Devir, Millî Gazete ve Zaman gazetelerinde Ahmet Sağlam, Vedat Can, Abdurrahman Cem imzalarıyla yazdığı köşe yazılarıyla yakın bir diyalog içine girdiği geniş bir okuyucu kesimini de etkiler. Onları şiirselleştirir.
1987 yılında başında hastalanır ve 7 Haziran 1987'de rahmet-i Rahman'a kavuşur.
Merhum Cahit Ağabey'e bu vesileyle Cenab-ı Hakk'dan rahmet diliyorum...
Hatırlatma: Merhum Cahid Zarifoğlu'nun bütün eserleri Beyan Yayınları tarafından neşredilmiştir. İletişim: 0212 5127697


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



