Biz, gittiği her yere medeniyet götüren bir ecdadın evlatlarıyız. Bugün insanlığı felakete sürükleyen, İslam coğrafyasını kan ve gözyaşına boğan 'Nemrudi' ateşi söndürecek olanlar, bizleriz. Şu ibretlik olay bunu anlamak için yeterlidir. Bir gün abid bir zat çölde yürüyordu. Yaralı bir kuş gördü. Çaresiz bir kuş. O biçareyi görünce, "Yarabbi" dedi. "Biliyorum ki, Sen yarattığın her varlığın rızkını gönderensin. Peki, ama bu çaresiz yaralı kuşun rızkını nereden ve nasıl gönderiyorsun?"
Merak edip beklemeye başladı. Çok geçmedi. Bir kartal süzülerek o yaralı kuşun yanına indi. Ağzındaki et parçasını o biçareye verdi. Abid zat, bu olayı görünce, "Çölde yaralı bir kuşun rızkını veren Rabbim elbette benim de rızkımı gönderir" diyerek, artık çalışmamaya, ömrünü sadece ibadet ederek geçirmeye karar verdi. Bu kararını da âlim bir zat olan İbrahim Ethem hazretlerine iletti. İbrahim Ethem Hazretleri, ona şöyle dedi: "Ey abid! Neden çöldeki yaralı kuş olmak yerine, ona rızkını getiren kartal olmayı tercih etmiyorsun!"
Bugün Filistin yaralı bir kuş, Afganistan yaralı bir kuş, Irak yaralı bir kuştur... Ve yaşlı gözlerle Anadolu'dan havalanacak kartalı bekliyorlar. O kartal bizleriz! O kartal Milli Görüş'tür! Çünkü Milli Görüşçü olmak; mazlum, mağdur ve çaresiz insanlığa, insanlığın kurtuluşuna vesile olacak bir medeniyeti, adil bir düzeni takdim etmek demektir.
Tarih boyunca ne zaman Yahudi milleti soykırımla karşı karşıya kalsa onları hep Müslümanlar kurtarmıştır. Şarkın büyük komutanı Selahaddin Eyyübi, gelmiş ve onları kan revan içinde olmaktan kurtarmıştır. Kiliseleri açtı, sinagogları, havraları açtı. Bir tek Yahudi ve Hıristiyan'ın kılına dokunmadı. Çünkü biz kimseye düşman değiliz. Ben-i İsrail olsa da biz insanlığa düşman değiliz. Allah'ın bütün kullarının haklarını korumak için varız.
Biz Milli Görüş olarak, aziz milletimizin inancıyla temsil ettiğimiz için, bugün Gazze'de devam eden katliam karşısında bu muazzam mitingi yaparak Selçuklu ve Osmanlı'nın torunları olduğumuzu ortaya koyuyoruz. Ve sahne senin Filistin diyoruz.
ABD ile stratejik müttefik olma sevdası devam ettikçe, AB'ye girme uğruna milli çıkarlarımızı bir kenara bıraktıkça Siyonizm'in Türkiye üzerindeki emellerini göz ardı ettikçe şahsiyetli bir dış politika ortaya konamaz. Yalancı dostlarla, ikiyüzlü müttefiklerle oyalanmak yerine, bu haklı ve samimi uyarılara kulak verilmelidir. Türkiye derhal kendi milli duruşunu ortaya koymalıdır. Aksi takdirde yüreklerimizden ateş, gözlerimizden yaş eksik olmaz.
"Mukaddes şehrimiz Kudüs'ü, mukaddes mabedimiz Mescid-i Aksa'yı, İslam diyarı Gazze'yi, her türlü işgal ve tecavüzden kurtarmak için, bütün İslam ve insanlık adına, bütün gücümüzle çalışacağımıza söz verdik." Bu söz, Gazze vagonunun Çağlayan lokomotifine bağlandığının işaretidir. Biliyoruz ki anlayanlar için tek işaret yeter!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




