Her gün minik mesajlar alıyorum. Çoğu kısa ve özel. Nadir de olsa, mesaj niyetine yazılan ama "makale" seviyesinde yazılar da alıyorum.
Bu kadar dikkatli, birikimli, ihlaslı ve hepsinden daha önemlisi, "ülkemizin ve dünyanın meselelerini" dert edinmenin ötesinde, "çare ve çözümleri düşünen"; düşünmekle yetinmeyip "bu çare ve çözümleri yazan" insanların varlığı, "dünya ve insanlığın geleceği" adına bendenize daha çok ümit veriyor.
Geriye ne kalıyor? Bu düşünen insanların bir araya gelmesi, birliktelikler oluşturması, gereğince ve yeterince kurumsallaşması. Bütün bunlar yapıldıktan sonra, söz konusu "çare ve çözümlerin" uygulanması. Merhum Erbakan Hocamızın Liderliğindeki Millî Görüş Hareketi, kırk yıldan beri işte bunu yapıyor, MİLKO kuruluş ve kurumları bunun için çalışıyor; hayatın dinî, ilmî, iktisadî, siyasî ve sosyal alanlarında ülkemizin, dünyanın, insanlığın beklentilerini karşılama mücadele ve mücahedesi veriyor...
Evet... Sadece Japonya değil, dünya bizi bekliyor...
Eğitimci ve Avukat Muhterem Nurettin Sözen, yukarıda sözünü ettiğim değerli şahsiyetlerden biri. Geçen gün bendenize gönderdiği yazısında her şeyi ne de güzel özetlemiş.
Muhterem Reşat Nuri Erol Bey; Es-selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh...
Allahu Teâlâ'nın verdiği nimet ve Resulullah'ın (s.a.s.) risâleti sayesinde yazılarınızı değerlendirme imkânına sahip oluyoruz. Geçen cuma ve bugünkü yazılarınızı dikkatle okudum, çok mutlu oldum. Aşağıdaki notları, 30 Mart 2011 günkü Millî Gazete'de çıkan "Japon Teknolojisinin Çaresizliği" başlıklı yazımı okuduğunuzu hissettiğim için yazıyorum. Altı sene hukuk müşaviri olarak çalıştığım Ankara B.Ş. Belediyesi'nden emekliye ayrılarak avukatlığa döndüm. 30 seneyi aşkın öğretmen ve 25 sene avukat olarak çalıştım. Birkaç sefer Arap memleketlerine, Almanya ve Amerika'ya gittim. Geçen sene Mart, Nisan ve Mayıs aylarında Amerika'daydım. Köln, Bonn, Stutgart, Münih, Frankfurt; Tiflis, Bakü; Kaliforniya, Şikago, Florida, Washington, Wirginia, ... inceleme imkânı bulduğum yerlerdir. Bir oğlum Sağlık-Der Başkanı Dr. Kasım Sezen, diğer oğlum Halil Sezen Ohia Devlet Üniversitesi'nde doçenttir. Halil Sezen geçen Aralık, Ocak ve Şubat aylarında ailesiyle beraber Japonya'da inceleme ve araştırmalarda bulunduğundan, Japonya ile ilgili taze bilgileri onlardan aldım. Şu anda Taiwan'da (Çin'de) altı ay kadar devam edecek olan "depreme dayanıklı binalarla ilgili deney ve araştırmalar" yapıyor.
Bahse konu yazılarınızda, çeşitli sebeplerle benim dile getiremediğim çok önemli bir konuya girdiniz ve bunun devam edeceğini de söylüyorsunuz. "Türkiye'nin bir sürü sorunu varken, yabancı ülkelerin sorunlarını mı dert edinelim?" düşüncesini çoktan aştığınıza inanıyorum. Merhum Erbakan Hocamız'ın ideallerinin gerçekleşmesi için bu konuların dile getirilmesi zorunludur. "Ertuğrul Fırkateyni" bu bakımdan bir simgedir. Merhum Turgut Özal'ın yön verdiği "Türk Okulları" projesi mutlaka modernize edilmelidir. Şu andaki "Türk Okulları" uygulamasının alt yapısı, yani Türkiye açısından bir programı olmadığı gibi, sorunları da dağlar gibi büyüktür. II. Abdülhamit Han'ın ecnebi ülkelerde bir program çerçevesinde açtırdığı okulların, bugünkü şartlara göre yeniden devreye sokulması zaruridir.
Ohia'da (Columbus'da) Makine Mühendisi Oğuz Bey isimli bir dostum şöyle söylüyor: "Aradığını bulamayan ve ne yapması gerektiğini düşünen gençler kiliseye gitmiyor. 15-20 sene sonra kitleler hâlinde İslâm'a gelecekler. Ama, o zaman bu gençleri ister İslâmî bilgi, isterse maddi ve manevi yönden tatmin edecek nesli yetiştirmiyoruz. Bu ihtiyacı karşılayacak İslâmî kuruluşlar ise birbirinin önünü kesiyor, birleşip bir varlık oluşturamıyor. Nerede İmam-Hatipler (ilk kuruldukları zamanki çok kaliteli İmam-Hatip Liseleri), nerede İslâmî fakülteler, nerede vakıf kuruluşları?"
İşte, yazılarınızın bu konuların tartışılacağı ortamı oluşturacağına inandığım için, şu satırları sizlere sunuyorum. Sonsuz selâm ve başarı dileklerimle. 9 Nisan 2011
Nurettin Sezen (Eğitimci ve Avukat)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



