Ruh cephesi, Anadolu'yu bütün taarruzlara, bütün yıkımlara, bütün hücumlara rağmen diri ve Müslüman kılan cephedir. Sahte kahramanları terk edip hakikat davasının erlerini tanımak, yaşadığımız vatanın ve ülkenin mânâ köklerini tanımak demektir. Ruh cephesi, mânâ köklerini tanımamız, inancımızı yıkımlara karşı diri tutmamız için vardır. Millet davasının gerçek kahramanları her türlü baskıya rağmen inancından, fikrinden, hizmetinden vazgeçmeyen, milletini asırlık aydınlık içinde yeniden ışıklandıranlardır. Fikirden ve heyecandan yoksun kalbin mânâ ikliminde yaşaması nasıl mümkün değilse erlerini tanımayan bir davanın da ülkeye hizmeti mümkün değildir.
Hakk'a hizmet prensibini milletine hizmetle müşahhaslaştıran çilekeş bir zümrenin gayreti ve hizmeti olmasaydı bu milletin vicdanından ve irfanından daha başka ne incelikler, güzellikler sökülüp atılacak, millet kökünden bütün özsuyu emilip alınmış bir çınar gibi devrilecekti.
Millet mistikleri işte bu bin yıllık gür çınarın aynı gürlükle ve tazelikle ayakta kalmasını sağlayacak özsuyunu kendi çileli ömrünü feda ederek taşıyanlardır.
Yıllarca önümüze bir kahraman olarak sunulan sahtelerin nice faziletlerini(!) dinlemekle heba edilen ömrümüz ancak bu sahtelikten kurtulmakla hakka ve hakikate erebilecektir. Hakikat erlerini tanımayan bir millet ve o milletin ruh ve mânâ davası içten çürümüş, yıkılmaya bozulmaya yüz tutmuş demektir.
Fikrin, heyecanın ve davanın mânâ iklimini bütün bir ömür kalbinde taşıyan, milletine ve davasına olan sadakatini her hal ve tavrıyla ispatlayan, milletinin ruh köklerinin her gün yeşermesini ümit eden millet mistiklerini gerçek bir kahramanın kalbinden, duasından, heyecanından, sözünden, inancından okumak, tanımak ne büyük bir bahtiyarlıktır.
Siyasî ve sosyal girdaplar içinde devrin bütün olumsuzluklarına, ömrün bütün çilelerine rağmen ruhunu, inancını ve gayretini milletinin imanıyla ve heyecanıyla bir ve diri tutan millet mistikleri bugün yeşeren umutların filizini bu toprağa diken gerçek kahramanlardır.
Anadolu davasının sarsılmaz imanlı savunucusu merhum Nurettin Topçu önce kendisine ve nesline sonra da bütün bir millete ve bugüne ruh cephesi inşa eden millet büyüklerini yazmış, anlatmış, onların davasını ve duasını milletle buluşturmuştur.
Resmiyetten silinen ancak mânâda ve davada her gün yeniden yeşeren millet mistikleri merhum Nurettin Topçu'nun yazılarıyla ölümsüzleşmiştir. Topçu, millet namına onlar için küçük bir kadir bilme ve teşekkür nişanesi olarak mistiklerin hayatlarını ve davalarını en veciz ifadelerle yazmış, millete gerçek kahramanları tanıtarak kendisi de davasının mesuliyetini yerine getirmiştir.
Siyasî havanın ve buhranların boğduğu, üzerini örttüğü nice hakikatler ve kahramanlar vardır ki, onlar bütün ömürlerini hiçbir dünya makamı ve ikbali beklemeksizin milleti uğruna feda etmiş, bu uğurda ömrün ve devrin bütün meşakkatlerine katlanmış ancak milleti namına en küçük bir yılgınlık ve esef göstermemiştir.
Dünkü Türkiye'yi bilmeden, tanımadan bugünkü Türkiye'yi nasıl anlamak mümkün değilse millet mistiklerine yeniden itibar etmeden, onların çilesine ve mücadelesine hürmet duymadan yarınki Türkiye'yi inşaa etmek de mümkün değildir.
İslâm davasının milletimizin kalbinde samimiyetle, kâmil bir iman ve amel ahlâkıyla yaşaması ve var olması millet mistiklerinin, milletimizin gerçek kahramanlarının ömürlerinin bereketiyle mümkün olmuştur. Onlara gösterilmeyecek vefa kimlere gösterilecektir? Onları tanımayan, bilmeyen millet kimlerin adını ezberleyecektir? Kutlu bir silsile halinde millet, kendisi için, kendi ruh ve mânâ kökleri için ömür tüketen erlerini bağrına bastıkça, onlar da emeklerinin zayi olmadığını görüp yeniden binlerce kez Allah'a hamd ve şükredecektir.
Millet Mistikleri, Nurettin Topçu'nun Dergâh yayınlarınca neşredilen bütün eserleri dizisinin on beşinci kitabıdır. Topçu'nun bütün eserleri Ezel Erverdi ve İsmail Kara Beylerce hazırlanmış, Dergâh yayınları (0212 526 99 41) tarafından basılarak büyük bir vefa abidesi dikilmiştir. Millet Mistikleri kitabı, genişletilmiş ikinci baskısı ile bugünlerde yeniden milletimizle buluşmuştur.
Topçu'nun büyük çoğunluğu Hareket dergisinde neşredilen bu yazılarında milletimizin gerçek kahramanlarını bütün ruhuyla, davasıyla ve siyasî duruşuyla yakından tanıma imkânı buluyoruz. Topçu'nun adeta içe içe kanamadığı, billûr ve berrak bir pınar olarak Hüseyin Avni Ulaş'ı anlattığı yazılar kendi ruhunun da en ince titreşimlerini, heyecanlarını, umutlarını, cephelerini gün yüzüne çıkardığı yazılardır. "Muhalif" kimliğiyle resmi sicile kaydedilen Ulaş'ın bütün ömrü Anadolu davasının milletin kalbinde samimiyetle tecelli etmesi uğrunda geçmiştir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



