Uzun zamandan beri aile yapımızı bozmaya yönelik adeta şiddet ve müstehcenlik bombardımanı gibi yayın yapan televizyon kanallarında son günlerde ahlak, insanlık ve din ölçülerinin hiçbirini kabul etmeyen bazı yeni diziler daha cesurca yayına hayatına girdi. Toplumun ahlak değerlerini alt üst eden Aşk-ı Memnu ve Nefes adlı diziler adeta aile yapımızın altına dinamit yerleştiriyor. Büyük tahribatlara neden oluyor.
Düşünebiliyor musunuz, Nefes adlı dizide Nefes adlı bir kadın kendilerini yalnız ve zor durumda bırakıp giden ve zengin bir adamla evlenen annesinden intikam almak için üvey babasıyla cinsel münasebete giriyor. Yine kin ve intikam duygularıyla üvey kardeşleriyle cinsel münasebete girmekte hiçbir beis görmüyor. Düşünebiliyor musunuz; Aşk-ı Memnu adlı dizide amcasının karısıyla aşk yaşayan bir adamın hikâyesi anlatılıyor. Annesinin kocasını ve üvey kardeşlerini ayartan bir kadının hikâyesi ve amcasının karısını ayartan bir adamın hikâyesi Türk toplumu için bir skandaldır aslında.
Peki, başta ATV Kanal D ve FOX olmak üzere bu ve benzeri dizileri yayınlayan kanallar, bunları model alabilecek olan nesiller de aynı şeyi yaparsa bu toplumun, bu milletin hali nice olur, diye düşünmüyorlar mı acaba? Bu diziler son derece ahlaksız yapımlar olarak hepimizin evine giriyor. Kim, nasıl kendini ve ailesini bu ahlaksız dizilerin zararından koruyabilecek? Bunu başarmak ne kadar mümkündür? Son derece edepsiz, pervasız sahnelerin sergilendiği bu tür dizileri yayınlayan televizyon kanallarını kınıyorum ve en sert şekilde, nefretle telin ediyorum. Toplumu da bu kanalların izlememesi için duyarlı olmaya çağırıyorum.
Müstehcenlik, başta insan olmak üzere, aile ve toplumu mahveden dehşetli bir kirlilik halidir. Müstehcenlik doyumsuzluğu getirir. Doyumsuzluk içinde kıvrananlar ise, cinsî sapmalara düşerler. AIDS gibi asrın vebası hastalıklar da herhalde bu gayr-i meşru hayatın neticesi olarak ortaya çıktılar. Namus cinayetleri, hırsızlık ve benzeri olaylarda da müstehcenliğin rolü oldukça büyüktür. Belli bir ölçüde olmayan açıklığın kıskançlığı tahrik ettiği de bir gerçektir. Bu tahriklerin neticesinde, ne gibi bir felâketin geleceğini hesaplayan bir âlet ise henüz icat edilmiş değil. Peki, müstehcenliği sergileyen ve teşvik eden televizyon kanallarının amacı nedir acaba? Bu televizyon kanallarının sahipleri ve bu dizilerin yapımcıları, senaristleri kime, neye hizmet ettiklerinin bilincindeler mi acaba?
Aile değerlerini tırpanlayan, gençlerin ve çocukların ruh sağlığını olumsuz etkileyen, derinden sarsan bu dizilere şimdilik RTÜK bir yaptırım uygulamıyor. Acaba neden sessiz duruyor? RTÜK´ü bu diziler hakkında, yayından kaldırmak dâhil ne gerekiyorsa bütün caydırıcı yaptırımları uygulamaya davet ediyorum. Milletin vergisinden maaş alıp milletin gelecek ve geleneklerinin, inançlarının, değerlerinin, nesillerinin ve dolayısıyla özgürlüğünün aleyhine yapılan bu ahlaksız yayınlar karşısında sessiz kalmak neyle açıklanabilir? Bunu ifade edecek bir kelime bulamıyorum.
Başta aileden sorumlu Devlet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, TBMM ve Hükümet olmak üzere milletin manevi varlığını korumakla yükümlü tüm kurumları bu konuda tedbir almaya davet ediyorum. Aile yapımızı, ahlaki yapımızı bozan, gençlere kötü örnek, olumsuz model olan bu zararlı dizileri artık yayından kaldırın. Önlem almak görevleri olduğu halde sessiz kalmalarının, görevlerini yapmamalarının nedeni nedir acaba, diye soruyorum? Özellikle de RTÜK için, böylesine milletin aleyhinde olan bir konuda sessiz kalacak da başka ne işe yarayacak, daha doğrusu görevi nedir, diye soruyorum? Bu milletin değerleriyle oynamak o kadar kolay ve ucuz mu? Bu dizileri yayınlayan kanalları insafa davet ediyorum. Kimin emrinde, neyin hizmetinde olduklarını düşünmeye, kendilerini sorgulamaya davet ediyorum. Sorulara bir cevap bulamayınca aklıma sadece şunlar geliyor: acaba bizim RTÜK miyop mu, ya da basireti kapandı da bu dizilerin gelecekte oluşturacağı zararları göremiyorlar mı?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



