İnsan; kabulleri ve retleri, dolayısı ile evetleri ve hayırları nispetinde karakterini biçimlendirir. Karakter, "diğer" insanlara nazaran, ayırt edici vasfıdır insanın... Çünkü kararları ve davranışları kendine özgüdür onun. Tamamı ile "bağımsız" mıdır? Hayır. Ama en azından karakter sahibi olabilmiştir. İşbu yüzden dalından kopan yaprak misali, rüzgârın akıbetine uğramaz... Peki ya neden, karakter sahibi insanın, tamamı ile "bağımsız" olmadığı kanısındayım? Karakter inşasında etkileniş söz konusudur da ondan... Sıkça dillendirilir ya hani: "İnsanlar doğar, büyür ve ölür." Kundaktan kefene değin, yaşantısı esnasında "birilerinden" ve "bir yerlerden" etkilenir insan... İletişimsiz ve etkileşimsiz bir hayat mümkün müdür?
"Etki edici" olabilmek için, öncelikle etkilenir insan; bilhassa zamandan ve mekândan...
Tabiat, kanunlarıyla kuşatır insan ruhunu. İnsan, zamanla benimsemeye başlar sevdiğini... Sevilenler, benimsenilenlerdir! "Rol modeli" edinmeye muhtaçtır insan... Benimser. Benimser ki ona yaklaşabilsin, etkileşim gerçekleşebilsin, onun gibi olabilsin... Hattâ taklit bile görülebilir bu durumda! Benzeyebilmek hevesi, bunaltabilir de insanı... "Kimlik bunalımı" ile sonuçlanabilecek tehlikeli bir hevestir bu!
Genellikle toplumların öncü kişileri rol modeli olarak sunulur kalabalıklara... Büyüleyici başarıları vardır onların; galibiyetle süslendirmişlerdir yaşantılarını! Muhatap her kimse, "benzemek" tavsiye edilir sıkça... Her yol mubahtır; yeter ki "onlar" gibi olunsun! Fakat kimisi de galiplerden ziyade, mağlûpları rol modeli olarak seçer, sever ve benimser. O tanıdık ses yankılanır kalabalıklardan: "Enayi misin?" Esasında makbul olanı, rol modeli olarak benimsenen kişiyi totemleştirmeden, düşünerek seçebilmek, sevebilmek ve benimseyebilmektir.
Hayata tutunmak, varolmaktır! İnsan, tutunduğu kahramanla birlikte, hayata tutunma kavgasının içinde bulur kendisini...
Düşünün: Karakter gelişimini önemsiyorsunuz, fakat seçtiğiniz rol modelinizin, yaşadığınız topluma yansıyışı gayri ahlâki... Bu tip tutarsızlıklar karşısında, insanî gelişimden ziyade, insanî gerileyiş söz konusu olabilir pekâlâ! Yalnızca "başarı, kariyer, mülk" odaklı bencil ve hedoist insansı yaratıklar barındıran toplumların akıbeti malumun ilanıdır: Mutsuzluk, güvensizlik, yalnızlık ve yabancılaşma...
Öte yandan, evvel zaman içinde benimsenen sahici kahramanların rol modeli oluşu ile bugünün dünyasında edinilen dizi kahramanlarının rol modeli oluşu, nesilden nesile intikal edecek bir çürümenin kanıtıdır kanaatimce...
Rol modeli edinmek, yaşam tarzı edinmektir de! Örneklendirmek gerekirse eğer: Kovboy olmak, kovboy olmayanları deriye indirgemektir bir nevi... Karikatürize edilmiş katliamlardan kahraman kotaranların, kamera aracılığı ile zihinlere enjekte ettiği soytarıları, rol modeli edinmemek için direnmek, insan oluşumuz ve insan kalışımız açısından öylesine önemlidir ki...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



