Artık gelenekselleşti. Yani kanıksandı. Aradan da tam 7 yıl geçmiş... Hezarfen Havaalanı'nda gerçekleşen festival gençleri öylesine azdırmış ki, etrafında ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Eğlenceden sıcak bastırınca, üzerine tankerlerle su boca edilmiş.
Yani terör 13 can almış ne gam. "Özerklik", "federasyon" söylemleri ayyuka çıkmış kime ne!
Gelir seviyesizliği, ekonomik problemler, cari açık... hoop cumba! Boşver eğlen, hayat ne güzel!!!
Tepindikleri alanın ismi, acaba onlara ne çağrıştırıyor? "Hezarfen" ismi acaba sadece tarihi bir sembol mü yoksa garip bir isimden mi ibaret?
Gerçi firma "Hezarfen" ismini kullanırken "Ahmet Çelebi"sini koymamış... Belki de bu festivallerden dolayı "ruhu incinir" diye özellikle koymamış olabilirler.
Bu koskoca alanda çeşitli yarışmalar düzenleniyor. Mesela, "Model uçak tasarım yarışmaları" bunlardan biri. Motocross Parkuru da var. Avrupa, Balkan ve Türkiye şampiyonaları burada yapılıyor. Dahası, önümüzdeki Kasım ayından itibaren Türkiye'nin ilk Fun Drive yakıtlı model araba şenliği ve uzaktan kumandalı, yakıtlı model arabaların çeşitli gösterileri yine bu koca alanda sergilenecek.
Ancak "Rock'n Coke" diğer yarışmalardan ayrı bir organizasyon... Yarışma veya model tasarım şenliği filan değil.
Ama bir "sektör" olduğu gerçek.
Anekdotlara bakalım:
- 24 yabancı, 36 yerli grup olmak üzere 350'den fazla müzisyen katılmış.
- İki gün boyunca 45 bin kişi katılmış. Toplam 7256 adet çadır kurulmuş.
- 400 dönümlük festival alanında sahne ve çeşitli çadırlar için 12.000 m2'lik toplam alan ayrılmış ve 9800 m2 taban kurulmuş.
- Festivalin gerçekleşmesi için yaklaşık 10 bin kişi çalışmış.
- Festival alanına farklı etkinlikler için 50 adet çadır kurulmuş.
- Festivalin telefon, internet ve bankacılık hizmetleri için 30 km kablo döşenmiş.
- 200 bin litre içecek tüketilmiş, 80 ton buz kullanılmış. (Akşam, 19. 07.11)
Bundan 4 yıl önce yine bu festivalle ilgili bir yazı yazmıştım.
Şöyle:
"Yaren gecelerinde gençlerin Anadolu oyunlarından derlediği oyunları oynadığını görünce, gerçekten ümitlendim.
Çünkü gençlerin hem kendi kültürünü, hem de bir sonraki nesle bırakabileceği nefis oyunları mevcut.
Ancak Anadolu'da yaşayan veya metropol arasında sıkışıp kalmış gençlerin televizyonda izledikleri görüntülerden etkilenmemeleri de mümkün görünmüyor.
Çünkü orada "başka hayat"lar yaşanıyor.
Öteki Türkiye, televizyonda "göbek" atıyor.
Kültür hak getire!
Metropol gençliği "rock" ve "metal" tarzı müzik arasında sıkışmış, onunla tanışırken, kendi kültürünün değerlerini oluşturan kültürü "köylü" veya "gelişmemiş" kabul ediyor, aşağılıyor.
Batı müziğine budalaca bir hayranlık beslerken, kültürün bir parçasını oluşturan enstrümanları dışlıyor...
Televizyon ve iletişim araçların bunda payı çok büyük. Reklamlarda bile çalınan enstrümanlar Batı müziği ile bezenirken, kendi müziğimiz bir köylülük abidesi gibi gösteriliyor.
Rock'n Coke reklamları günlerce televizyondan verildi... Spotlarda "hayatını yaşa," "kendin ol," "bu sensin" dendi.
"Hayatını yaşa"yan gençler ellerinde uyuşturucuyla yakalandı. Gazetelerde haberini gördük.
"Kendin ol" derken, kendinden uzaklaştı gençler.
Elleri kelepçeli karakola götürülürken alay eder gibi "bu sensin" dendi...
Hezarfen Havaalanı'nda yapılan Rock'n Coke Müzik Festivali'nde çok sayıda üniversiteli genç esrar ve kokain kullanmaktan gözaltına alındı, biliyorsunuz. Yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı festivalin bu yıl beşincisi yapıldı. 17 üniversiteli uyuşturucu yüzünden elleri kelepçelenirken, geçen yıl da aynı sebeple 31 kişi gözaltına alınmıştı. Yani bu rakam geçen yıla oranla düşük gibi görünse de... Endişemiz; bu ve benzeri konserlerin adeta "uyuşturucu mekânı" haline getirileceği...
Bu endişeleri izale etmek için her konserde 340'a yakın jandarma görevlendiriliyor.
Gençlerimizin içi boşaltılıyor. Uyuşturucu müptelası haline getiriliyor. Peki ya yarın?
Genç dimağlar, sefih görüntülerin kaplandığı ekranlarda zehirlendi yaz boyu.
Bu "dünyevîleşme" sarmalından gençlerimizi nasıl kurtaracağız?
Bunun yolu, yordamı nedir bilen var mı? Bu tür festivaller masum birer eğlenceden ibaret olmadığını cümle alem biliyor.
Hepsi birer tuzak.
Gençleri kurtarmak için önce kendimizi kurtarmalı. Gençlerimizi bu "özenti"den kurtarmak için "öz"ümüzü, benliğimizi ve kültürümüze sahip çıkmalı, bu unsurları öne çıkarmalı.
Yapılacak o kadar çok iş var ki... Ama artık bir yerden başlamalı." (05.09.07)
Görünen o ki, değişen bir şey yok.
Ancak şu var ki, Rock'n Coke'deki rezaletler gizleniyor. Medyada kusturan iğrençlikler yerine, popüler birinci sınıf "Rock"çılara sahne vererek, iğrençlikler örtbas ediliyor.
Gençlik sefih yaşamlarla karartılmayacak kadar önemli bir dönem. Enerjilerin, potansiyellerin zirve yaptığı bu dönem, boşa harcattırılıyor.
Bu yüzden kimi zaman "eğlence" ile bu duygular dumura uğratılarak işlemez hale getiriliyor. Madde bağımlısı olmaya aday gençlerimiz rol model olarak algıladığı "rockçulara" özeniyorlar. Hayatın realitesinden uzak bambaşka alemlere uçuyorlar.
Prof. Dr. Kemal Sayar'a göre "Durum ciddi."
Diyor ki, "Gençliğin gündeminde kitaptan, ideallerden çok çeteler, markalar ve uyuşturucu yer alıyor."
Yani, sanattan ideallerden, kitaptan ve maneviyattan kopuk tamamen pop ve rock kültürüyle yetişmiş apolitik gençliğin içinde bulunduğu vahim durum alarm veriyor.
Sayar yaraya parmak basıyor:
"Bu çocuklar hayatın anlamını daha çok tüketerek bulmaya çalışıyor. Araba markaları, kıyafet markaları, takıldıkları ortamlar onların standartlarını belirliyor. Yüksek standartlar daha değerli bir yaşam demek onlar için... Standardı düşük olan çocuklar da yaşadıkları iç çatışmayı tehlikeli oyuncaklarla sakinleştirmeye çalışır" diyor.
Evet, durum ciddi. Ya çözüm?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



