Bir şehri şehir yapan onun coğrafyası, havası, suyu, toprağı değildir. Çünkü bu değerler insana ait değildir; öncelikle Allah'a aittir. Bir yeri şehir yapan, onu medenileştiren ora insanıdır. Şehrin esas kıymetini, manevi siluetini o yerin maneviyatı meydana getirir. Bir şehrin manevi iklimi de öyle kolay kolay elde edilmez; bunun için yıllar ve nesiller gerekir. Ama şunu söyleyelim ki, yıllar ve nesillerce elde edilen bir değer, bir anda yerle bir edilebilir veya zamanla yozlaştırılabilir. Hatta manevi yapıyı unutturabilirsiniz. Bunun için yeniden bir "Rizeli" yazısı yazmam gerek...
Şimdi ne oldu? Bir siyaset adamı daha dilinin kurbanı oldu. Pekiyi, biz ne dedik? "Yeni bir söz söyleme, farklılık ortaya koyma" duygusu bir siyasetçinin adını daha tarihe menfi olarak kaydetti; o başkan bir süre daha Belediye Başkanı olacaksa da, gelecek dönemde onun oturacağı bir koltuk yoktur artık. Bundan böyle bazı kişiler, özellikle Şark bölgesinde, rahatlıkla "Nerelisin?" sorusuna "Rizeliyim" diyemeyecek. "Ha, sen bizi veya kadınlarımızı, kızlarımızı ikinci eş olarak gören kişinin ilindensin. Yoksa sen de mi öyle düşünüyorsun?" denilmesinden korkacak çünkü. Neden böyle oluyor? Şunu iddia ediyoruz: Siyaset adamları da medyaya göre vaziyet alıyorlar. Bu biraz da medyaya "Adam, köpeği ısırdı" mantığının hâkim olmasından kaynaklanıyor. Pekiyi, insanlar neden bu duruma düşüyor? Cevap çok açık... Yeni Ekrem Orhon'lar, yeni Zihni Derin'lerin yetiştirilememesi ve eskinden yetişen değerlerin yaşatılamaması ve örnek olarak sunulamamasından.
Ekrem Orhon kimdir ve ne yapmıştır, Zihni Derin kimdir, nerelidir, ne işle meşgul olmuştur? Bu soruların cevabını bırakın başka vilayetlerdeki insanları, yeni nesil Rizelinin bile çok iyi bilip bilmediğinden şüpheliyim. Çünkü bu kişilerin bilinmesinin önünde engeller var. Çocuğun önünde örnek olarak "Uzaylılar" varken, "Uzaydan geldim" denilince gündemde kalınabiliyorken; Rizeli evladımız ne diye Zihni Derin, Ekrem Orhon olmaya kalksın? Nasıl olsa şöhret öyle de sağlanıyor, böyle de. Bunun için fazla uğraşmaya, özellikli bir kişi olmaya gerek yok. İşte bundan bahsettik "Bazı Rizelilere" ve "Birtakım Karadenizlilere!" Bütün bunların sebebi yeni Ali Şükrü Bey'ler yetişmediği için oluyor. Yeni Ali Şükrü Bey'ler yetişmezse, yeni gençlerin önüne örnek olarak yeni İlyas Ketenciler, Kutuz Hocalar çıkarılmazsa; Uzaylılar konursa, olacağı budur. Şimdi birileri çıkacak, bu İlyas Ketenci de kim diyecek? E, tabii, bu muhterem kişi, televizyonlarda, gazetelerde, internet sitelerinde yok; kim nereden bilecek? Meraklılar için o kadarlık faydamız olsun bu arkadaşlara: Necip Fazıl'ın O ve Ben, Cinnet Mustatili eserlerine bakınız.
Biz boşuna mı hatırlattık şapka kurbanlarını? Yeni nesil Rizeliden kaç kişi bilir deniz suyu çekilince sahilde kumların altından cesetler çıktığını? Hani nerde bu insanları rahmetle anan, hatıralarını yad eden ve onlara uygun bir nesil? İki şey bir arada olmaz, olmuyor. Ya iç çamaşırı defilesi düzenlersiniz ya şapka kurbanlarını rahmetle anarsınız. Birkaç parça giysi gelir ve böylece bütün tarihi unutturur. Seni sana karşı savunduğumu anladın mı? Yemin et!
Senin geleceğin yeni Ekrem Orhon'lara, yeni Zihni Derin'lere bağlı. İç çamaşırı defilelerine, Uzaylılara değil. Çocuklarımız eğer şöhrette, sözde, davranışta, Kutuz Hoca'yı değil de Uzaylıyı örnek alıyorsa, geleceğimiz karanlık.
Şimdi "Kâmil Yeşil'den Rizelilere Uyarı, Yazar Kâmil Yeşil yeni Ekrem Orhon'lar, yeni Zihni Derin'ler, yeni İlyas Ketenciler yetiştirin dedi" denilecek mi? Tahmin etmiyorum bunun olacağını. Hakaret ve sövme gibi ucuz yol varken niye yapsınlar ki böyle bir şeyi? Şunu hemen söyleyeyim ki, bana gönderilen mesajları okumadım ve doğrudan çöp sepetine gönderdim. Bu yazı için -varsa- gelecek mesajlar, onları da aynı yere göndereceğim.
Neden okuyacakmışım? Adının önünde "prof." olan birinin mesajını açtım. Eğer "prof."un seviyesi bu ise diğerlerini buna kıyas eyle, dedim kendime ve hepsini çöpe gönderdim. O da bir seviye ama benim seviyem değil. Şimdi bu sözü duyan olarak ben filanca "küfürbazdır", "ağzı pistir" dersem yine hakaret mi etmiş oluyorum? Onun için aziz okuyucularım, mesaj göndermeye çalışmayın, dediklerim üzerinde düşünün; küfür ve hakaret bilgisizlikten ve acziyetten doğar. Küfür ve hakaretin dışında bir cevabı olanlar beri gelsin. Hatırlatırım ki hakaret içeren sözler ve yorumlarınıza ulaşanlar "vay be ne güzel küfrediyor" demez; bizim gibi yazma cesareti gösteremese de o kişiler bu kez "küfürbaz" ve "ağızları pis" diye düşünür. Metinleri sitelerinde teşhir edenler, işin bu yönünü düşünseler iyi olur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



