Akibeti ne oldu veya ne olur bilemiyoruz. Geçtiğimiz günlerde reyting deneklerinin listesinin ele geçirildiği ve danışıklı dövüş yapıldığı iddiası ile ilgili bir operasyon yapılmıştı. Operasyonda bazı yapımcılar, şirket sahipleri ve bu listeleri sızdıran isimler gözaltına alınmışlardı. Bu konuda en müsterih olan kalem erbabı inanın benim. Zira, Türk televizyonlarına hakim olan reyting sisteminin kalitesizliği beslediğini, ekranlarımızın rezillik, kepazelik ve ahlaksızlığı esas alan bir yapıda kurgulanmak için reyting raporlarının bir temel alınarak kurgulama yapıldığı, bu sistemin televizyonlarımıza doğruyu, güzeli, hakkı, hukuku, adaleti getirmeyeceği yönünde en çok yazı yazan isimlerden birisiyim.
Kuşkusuz bir yarışma programı, bir tartışma programı, bir haber programı, bir dizi veya herhangi bir yapım, ekranlara konulurken, esas olan bu yapımın izlenmesi, geniş halk kitlelerine ulaşmasıdır. Bu temel mantıkla yola çıkan yapımcılar, ürünlerinin ekranlara geldiği günün hemen ertesinde önlerine reyting raporlarını alarak, "Hangi saatte, hangi dakikada programın daha çok izlendiğini, hangi dakikada programdan çıkış yapıldığını, hangi dakikada reyting oranlarının tavan veya taban yaptığını" enine boyuna incelerler. Ve, televizyonların reklamveren ajanslarıyla, reklamveren firmalarla ve büyük şirketlerle masaya otururlar. Kendilerine sunulan reyting raporlarında ellerini güçlendirecek materyaller varsa, ona göre reklamı kaç paradan alacaklarını hesaplarlar ve el sıkışırlar.
Aslında biz televizyon ekranlarında bir diziyi veya yapımı seyrederken, ürünlerini satın aldığımız bir firmanın veya markanın da gizli şekilde cebimizden, cüzdanımızdan bir şeyler tırtıkladığının farkında bile olmayız. Çünkü, o dizinin veya yapımın içinde yeralan marka veya firma, aslında "reklam bütçelerinde yaptığı oynamayla" ürünlerinin üzerine reklam fiyatlarını bindirir ve bu faturayı eninde sonunda biz öderiz.
Kuşkusuz, "Şirketlerimiz, firmalarımız bu dizilere veya yapımlara reklam vermesin, bu diziler hiç üretilmesin" demiyoruz. Ama, iri reytingli televizyon kanallarındaki yapımlarla ilgili olarak firmaların, bazı prensipleri, ilkeleri, ölçüleri, kriterleri olsun. Bu kriterler, bu ülkenin değerleri, bu ülkenin ahlak ilkeleri, bu ülkenin doğruluk, dürüstlük normlarıyla ilgili olsun. Son 10 yıldır ülkemiz insanının ahlak iklimini ve atmosferini bozmak, "iffeti değil şehveti başrole koymak" için mücadele eden dizilerin içine reklamlarının konulmasına onay veren firmalar, bu ülke insanının değerlerinin yozlaştırılmasının, bu ülke insanının ahlakının dejenere edilmesinin ve bu ülke insanının zihninin fukaralaştırılmasının temel sebebidir.
Zira, bu yapımlar doğruluğu, dürüstlüğü değil "gayri meşru hayatların içselleştirilmesini" esas almaktadır. Bu yapımlar, insanlarımızın zihinlerinin boşaltılmasına, boş konularla ve boş işlerle doldurulmasına neden olmaktadır. Bu yapımlar, insanlarımızın algılarını, kapitalist, materyalist, hedonist ve egoist bir anlayış çerçevesinde şekillendirmeye, hiçbir değeri olmayan, hiçbir ahlak kırıntısı bulunmayan bir yapıya büründürmeye ant içmiştir.
Medya, insanları doğruya, güzele, hakka, hukuka, adalete ulaştırır. Medya, insanları bilgilendirir, sağlam ve geçici olmayan bilgi harmanlarıyla, bilgi atmosferleriyle donatır.
İnşallah, yapılan bu reyting operasyonu, insanlarımızın algılarını doğruya ve hakka ayarlayacak bir boyutu hayatımıza taşır.
Bunun nasıl yapılabileceği konusunda ise "Reyting ölçüm şirketinin" koyacağı sağlam kriterler çok önemli. Bu konuyu da inşallah bir başka yazımızda yazarız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



