Cumhurbaşkanlığı binasında bir salonda CUMHURBAŞKANLARIMIZ yazısı altında bugüne kadar görev yapan Cumhurbaşkanlarının fotoğrafları ve görev yaptığı tarihleri yazılıdır.
Başbakanlıkta, bakanlıklarda, belediyelerde... ve diğerlerinde aynı şekilde fotoğraflar, isimleri ve tarihleri yazılıdır.
Aslında görev yapan kişi her gün göreve başlamadan önce o resimlerin karşısına geçip bir müddet durduktan sonra görevine başlasa çok iyi eder.
İyi hizmet edenlerin hâlâ iyilikleriyle anıldığını, kötü işler yapanların sağlığında bile horlandığını, ölenlerin de lanetle anıldığını hatırlaması, yapmayı söz verdiği kötülüklerden alıkoyar.
Biraz sonra atacağı yanlış imzadan vazgeçer. "Ben olmazsam buralar daha kötü olur" bencillik hastalığından kurtulur.
Sen olmadan bu dünya binlerce yıl yaşadı, senden sonra da yaşamaya devam edecek. Koğuş nöbeti tutan asker gibisin.
Senden sonra gelen de nöbetini tamamlayıp gidecek. Bütün mesele nöbet esnasında uyanık olup halkın eğitimine, sağlığına, güvenliğine, özgürlüğüne... önem verip kendi kesesini ve kasasını doldurmakla meşgul olmamak.
Hazinesi altınlarla dolu Firavun lanetle anılmaya devam ederken, asasından başka malı olmayan Hazret-i Musa aleyhisselam rahmetle anılmaya devam ediyor ve yüz binlerce insanın adı Musa'dır.
Yavrularının ve yakınlarının kasalarına hazineden hortum çekiverenler, sevdiklerinin midesine solucanlı olta atan gibidirler.
Kendinden sonra gelen biri hortumun gittiği yeri görür ve balıkçının oltayı asılıverdiği gibi çekiverince cehenneme varmadan bu dünyada yediklerini burnundan fitil fitil getiriverirler.
Rabbimiz, "Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun" buyurmuş. (Tahrim süresi ayet 6)
Dünyadaki gıda maddelerinin tamamını b..k böceği gibi toplasanız, yiyecek midenizin sınırı belli.
Dünyanın bütün kumaşları sizin olsa gün 365. Haram kazanç, şeker hastasının baklava yemesi gibidir. Köyünde kasabasında çok iyi bir ün bırakan insanın evladı gittiği her yerde babasını tanıyanlar tarafından sevilirler, sayılırlar ve zor durumda ise yardım görürler.
Ama unu olupta iyi bir ünü olmayan insanların çocukları, babalarının kötü ününden zarar görmeye devam ederler.
Mehmet Akif merhum döneminde yaşamış din düşmanlığıyla meşhur bir yazarın torunu, İstanbul ilçelerinden birinin kaymakamıyla okul arkadaşı olduğu için dedesinin yayınlanmamış, Osmanlıca bir eserinin fotokopilerini kaymakama verir ve "görevlilerinden işi bilen biri bunu okusun, eğer eski düşüncelerinden vazgeçen bir kitapsa yayınlayalım da ailenin namusunu kurtaralım" der.
Fotokopileri ben okudum. Din düşmanlığına devam ettiğini rapor ettim ve ispat için bazı bölümleri de bu günkü alfabeyle yazıverdim.
Rabbinden getirdiği dine uymakla emr olunduğumuz, "İbrahim'in Milletinden/Dinindenim" dediğimiz İbrahim aleyhisselam, Rabbinden bakın neler istiyor: "(Benden) Sonra gelenler arasında bana doğruluk dili kıl. (Geride kalanlara hoş bir sada bırakayım.) Beni, naim cennetinin varislerinden kıl. Babamı da afvet. Çünkü o sapıtanlardan oldu. Diriltilecekleri günde beni mahcup etme." (Şuara süresi ayet 84-87)
"Rabbim, beni ve neslimden olanları, namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Rabbimiz, duamı kabul eyle. Rabbimiz, hesabın görüleceği günde beni, anne ve babamı ve bütün müminleri bağışla." (İbrahim süresi ayet 40-41)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



