Yazılarımızda batılılaşmaya ve Batı taklitçiliğine karşı olduğumuzu defalarca ifade etmişizdir. Buna mukabil Batı'da güzel bir şey varsa, dinimize aykırı olmadığı takdirde, onu almamızın da bir sakıncası olmadığını ilave etmişizdir.
Batı uygarlığının bugünkü kokuşmuş halini inkâr etmiyoruz ancak onu tümden reddetmenin de yanlış olduğunu düşünüyoruz. Hıristiyanlık temelleri üzerine oturan Batı uygarlığının bugün insanlara vaat ettiği bir şeyi kalmamıştır. İnsanlık İslam medeniyetinin getireceği saadetin özlemi içerisindedir.
Hıristiyanların ellerindeki İncil'in tahrif olduğunu kabul etmekle birlikte şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Batı'da bugün insanlık adına bir değer varsa; bu değerlerin dayandığı temel nokta İncil'in tahrif olmamış kısmıdır. Bu sözde şaşılacak bir şey olmasa gerektir. Nitekim hâlihazırdaki İncilleri açıp baktığımızda, içinde güzel şeylerin bulunduğunu görürüz. Buna rağmen biz onunla amel edemeyiz çünkü hak ve batıl onda iç içe geçmiştir. Evet, iyilikler vardır ancak çok büyük hatalar da vardır onda. Ki Kur'an Hz. İsa'ya haşa tanrının oğlu demeyi çok büyük bir günah olarak niteler.
İnsanlığın elinden vahyi çekip aldığınızda geride iğrenç bir şey kalır. Batı fıtrî güzellikten uzaklaştıkça çirkinleşmiş, çirkinleştikçe de azgınlaşmıştır. Biz de onların gittiği yoldan giderek onlara daha da çok benzemeye başlıyoruz. Bu sözlerimiz belki bir genellemeye işaret ediyor olabilir. Biz batılılaşmanın kötü bir şey olduğunu söylemeye çalışıyoruz.
Bu söylediklerimizle beraber Batı uygarlığını toptan reddetmemiz gerektiğini de söylemek istemiyoruz. Çünkü İslam dini hiçbir kültürü ve medeniyeti kökten reddetmez. Biz Efendimizin metotlarını inceleyerek ancak doğru bir tavır benimseyebiliriz.
Cahiliye dönemindeki Arapların kendilerine has bir kültürleri vardı. İslam geldiğinde, onların bu kültürlerini tamamen yok etmedi. Onlar birçok örf ve adetlerini sürdürdüler. İslam'a aykırı olanlar değiştirildiyse de aykırı olmayanlara kimse bir şey demedi. Bu şunu gösterir: Cahiliye kültürü bile tamamen reddedilmemiş, yer yer ıslah edilmişken, bizim Batı kültürünü hepten kötülemeye hakkımız yoktur. Kaldı ki biz de böyle bir şey yapmıyoruz.
Bütün peygamberler esasında aynı prensipleri getirmişlerdir. Bu konu hakkında Kur'an'da birçok ayetler vardır. Batı toplumundaki güzel düşüncelerin merkezinde bu peygamberlerin izi varken, yanlışların temelinde ise onlardan uzaklaşmalarının ve kitaplarını tahrif etmelerinin izi vardır.
Kolbastı ve Rep müziğinin karşılaştırılması benim konuyu daha iyi anlatabilmeme yardımcı olacak. Kolbastı denilen acayip bir dans şekli var. Bunun Trabzon yöresine ait olduğu söyleniliyor. Ancak ben buna inanmak istemiyorum. Böyle bir dansın bizim Anadolu'da olduğunu bir türlü kabul edemiyorum. Bu kolbastı denilen oyunun kökeni hakkında bir araştırma varsa onu da okumak isterim. Bizim halaylarımız son derece edepli iken, bu oyunda kafa sallayan ve çılgınca dans edenler var. Hiç kimse kusura bakmasın, "bu benim kültürümdür" diyemiyorum. Şu an okullarda 19 Mayıs ve 23 Nisan gösterileri için kolbastı öğretiliyor. Diğer taraftan bizim kültürümüzde olmayan Rep tarzını ise ben İslam'a aykırı bulmuyorum.
İslam'a aykırı olmanın kıstası bir kültüre ait olup olmamak değildir. Kaldı ki, her toplumun bir kültürü vardır. İslam bir topluma girdiğinde o toplumun İslam'a aykırı geleneklerini reddederken, olmayanlara da yasak koymaz. Bir rep parçasının sözlerinde dine aykırı bir şey yoksa, söyleyenler de cinsel çağrışımlar yapacak tarzda veya edepsiz danslar yaparak söylemiyorlarsa, ben bu rep müziğinin caiz olmadığını söyleyemem. Rep müziğinin bana cazip gelen bir tarafı da muhalif bir üslupla söylenmesi. Haksızlıklara karşı bir mücadelede repin imkânlarını kullanmak önerilebilir.
Bazı şeyleri oturup yeniden düşünmekte fayda vardır. Ben tasavvuf musikisini çok severim, ancak sekiz yaşındaki bir çocuğa bunu dinletemem. Abuk sabuk bir rep müziğini söylüyorsa bir çocuk, ben ona kendi dinlediğim müziği öneremem. Ancak ben dini bir konuyu rep müzik halinde anlatan bir parça bulursam o çocuğu o berbat şarkılardan öyle kurtarabilirim. Bunun bir örneğini ben dinledim, Grup Nasihat çok güzel bir şekilde rep müziğini icra ediyor.
Şu durumda kültür meselesini izah edebilmiş olmam gerekir. İslam'a uygun olmayan kültür benim olmadığı gibi, uygun olan kültür de bana yabancı değildir. Faraza Amerika'nın bir köyündeki kadınların giydiği geniş elbiseler, bugünkü yeni dindar tiplemesi hanımların giydiği daracık tesettür kıyafetlerinden İslam'a daha çok uygundur. Yine bunun gibi Amerikalı seküler olmayan bir düşünürün görüşleri, seküler düşünen bir Müslüman'ınkinden evladır.
Not: Mart ayında Sony Music'ten piyasaya çıkan ve Kültür Bakanlığı onaylı "Duman I" isimli albümde "Rezil" isimli parçanın sözleri İhlas suresindeki "Lem Yelid Ve Lem Yuled" kısmının "Lem Yelid Ve Löp Yutar" şeklinde değiştirilerek dini terimleri ve Allah'ın ayetini küçük düşürmeye yönelik aşağılık bir tutum içine girmişlerdir. Kınıyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




