Türkçe- Matematik alanında lise son sınıfı okuyan öğrencilerin çok önemli bir kısmı rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümünde okumak istiyorlar. ‘Sosyoloji ya da felsefe almaz mısınız’ dediğimizde ise yüzlerini şöyle bir ekşitip dudak büküyorlar. Ne bileyim, biz lisedeyken öyle yemek seçer gibi alan seçmezdik. Alan seçiminin mantığını kavrayamadığımızdan mıdır nedir, her derse eyvallah der, öpüp başımız koyardık. Sosyoloji ve felsefe entelektüel yanı en geniş sahalar olduğu halde lise öğrencilerinin tercihleri arasında yer almıyor. Kapsam alanını çok iyi bilmedikleri halde nedense gençler her sene artan bir grafikle “rehberlik danışmanlık” bölümünü tercih ediyorlar? Bu teveccühün sebebini sorduğumuzda gençlerden aldığımız cevap hep aynı: “Ayrıcalıklı bir dal, hem rahat hem de öyle fazla sorumluluğu yok”. Burada biraz duralım.
Gerçekten de özellikle okullardaki rehber ve psikolojik danışman adıyla, 9.30–15.30 mesaisiyle çalışan öğretmenlerin (gerçi rehber ve danışmanlar öğretmen tanımı içerisine sıkıştırılmayı hiç sevmezler) öğretmen ve öğrencilerden tecrit edilmiş özel bir odayı paylaşmanın dışında ne özellikleri vardır. Öte yandan, rehberlik ve danışmanlık görevlerini yürüten öğretmenler olduğu halde ayrıca bir de her sınıfa bir sınıf öğretmenliği sistemi getirilmesine ne gerek vardır. Rehber ve danışmanların yapmadıklarını zaten fazlasıyla sınıf öğretmenleri pedagojik maharetleriyle yerine getirmekte, üstelik bunun çilesini de çekmektedirler. Öğretmen dersini mi anlatsın, öğrencinin ergenlik sorunlarıyla ya da sıra dışı davranışlarıyla mı ilgilensin? Eğer okullarda bugün artarak devam eden bir şiddet olgusundan bahsediyorsak bunun rehberlik açığının çok büyük rolü vardır.
Geçen gün Zaman gazetesindeki köşesinde aynı konuya değinen Mümtaz Türköne soruyor: “Bugün, özellikle devlet okullarında rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri tamamıyla iptal edilse, bu kadrolar ve görevler kaldırılsa bir eksiklik hissedilir mi?”
Bu soruyu sizin yerinize ben cevaplayayım: Kesinlikle hiçbir eksiklik hissedilmez. Belki de taşlar daha bir yerine oturur. Psikolojik danışmanların fakülte yıllarında ezberledikleri psikolojik kuramlar sadece teorik boşluğu doldurmaya yarıyor. İş tatbikata gelince durum değişiyor ve bu teoriler anında iflas ediyor.
Teorisyenler hep böyledir; hayat karşısında geri çekilmenin, tecrübeye dahil olmamanın rahatlığını yaşarlar. Oysa pratisyenler –uygulamacılar- çoğunlukla sorumlulukları altında ezilen kişilerdirler. Eğer bir rehberlikçi pedagojik bir teoriye gerçekten inanıyorsa o teorinin ilk uygulamacısı da kendisi olmalıdır. Rehber öğretmen haftada belli bir saat kadar mutlaka derse girmeli, öğrenciyi ders doğal ortamında gözlemlemeli ve teorik olanla pratik olanın uzlaşmazlığına tanık olmalıdır.
Okullarda artarak devam eden şiddet ve çözülmenin bir sebebi de disiplin yönetmeliğindeki değişikliklerdir. Cezalandırma yerine anlama ve rehberlik etme esası getirilmiştir. Disiplinsiz davranışı görülen öğrenci psikolojik tetkik ve çözümleme için rehberlik servislerine aktarılacak ve öğrenci davranışları belli bir süre izlendikten sonra eğer bir sonuç alınamazsa disiplin kuruluna sevk edilecektir.
Avrupa Birliği Uyum Yasalarının icbar ettiği koşullar gereği yapılan bu düzenleme ne yazık ki zevahiri kurtarmaktan öteye geçememekte, eğitimin ne rehabilite ayağı ne de disiplin ayağı tutmamaktadır. Mümtaz Tüköne’nin bir başka sorusu da yine üzerinde düşünüp özeleştiri yapmaya değer: “İllerde Rehberlik Araştırma Merkezi adıyla var olan merkezler acaba ne işe yarar?” İsterseniz bunun da cevabını ben vereyim: Rahat ortamları seven, kalabalıktan sıkılan, problem istemeyen uzmanlara dinginlik sağlama ve tabii ki bir de tabela!
17 yaşındaki gençlerin okul duvarlarını aşarak anlamını bile bilmedikleri kavramlar uğruna masum insanların kanını akıtıp öfke soludukları bir ortamda, rehber ve danışmanlara her zamankinden daha çok görev düşüyor. Zira bir gencin okul duvarını aştıktan sonra ardından başka hangi duvarlara toslayabileceğini en iyi onların bilmeleri gerekir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için 



